“RAHATI KAÇAN AĞAÇ” : PALMİYE

Bulunduğu yeri beğenmeyen, “bana müsaade” diyerek kendine yer arayıp hedeflediği yere doğru yürüyen ağaçlar var mıdır? Yazılanlardan ve gözlemcilerden anladığımıza göre “varmış”. Ben görmedim; hattâ yakın zamana kadar duymamıştım; ama meslektaşım Necdet Güler’in Kocaeli Gazetesi’ndeki bir yazısı harekete getirdi beni. Google’da kısa bir tur attım, çok şeyler öğrendim. Öğrendiklerimi size hemen aktaracağımı sanmayın; tembellik yok! Benim vereceğim adreslere ulaşacaksınız, az çok birbirine benzeyen yazılardan bilgiler edineceksiniz. Ben okuduklarımı yazıya döksem hepsi alıntı olur, amacım sizi biraz meraklı kılmak.
Okuyacağınız sayfalardaki fotoğrafların çoğu ilginizi çekecek biliyorum; ama onları kopyalayıp buraya aktarmayı istemedim. Kendi çizgilerimle çok özet bilgiler aktaracağım size.
Bratislava’daki ( Orta Avrupa ülkesi olan Slovakya’nın başkenti) Yer Bilimleri Enstitüsü’nde görevli paleobiyologlardan (bitki foslleri ve jeolojik bitkilerle uğraşan) Peter Vrsansky, bu sorunun cevabını şöyle vermekte:
“Ağacın köklerinin bulunduğu toprak zamanla aşınmaya başladıkça, bu aşınmış zemini değiştirmek ve daha sağlam bir zemin bulmak için ağaç, yeni kökler büyütüyor. Tabii bu sağlam zemine ulaşmak bazen 20 metreye kadar uzayabiliyor ve ağaç bu mesafeyi kat edebiliyor. Hareket etmek için yeni kökler üreten ağaç, bu yeni kökler üzerine doğru eğilmeye başlıyor ve bir süre sonra yeni kökler toprağa sağlam bir şekilde tutunuyor. Sonrasında ise eski kökler topraktan çıkarak yeni köklerin olduğu zemine doğru yerleşiyor, geride kalan kökler ise ölüyor. Yani kısaca ağaç kökleri sayesinde yürüyor.”
Baştan söyleyeyim ki; tüm ağaçların yer değiştirme gibi bir isteği yok, yerlerinden memnunlar, kentsel değişim dönüşüm falan istemiyorlar. Yalnız aralarında bazıları güneş ışığına biraz uzak kalınca ya da zemindeki toprak aşınmaya uğrayınca ne yapacağını şaşırıyor, yollara düşüyor aklınca. İşte bu konuya kafa yoranların hepsi de tek örnek üstünde birleşiyorlar: Palmiye ağaçlarının bir türü olan “Socratea exorrhiza”, güneş ışığından yararlanabilmek için yılda 1 metre kadar yürüyormuş destek kökleriyle ve bunun karşılığında da “Yürüyen Palmiye” adını almış. Bazıları sürecin birkaç yıl sürdüğünü söylerken bazı paleobiyologlar da ağacın günde iki veya üç santimetre hareket ettiğini öne sürüyor.

Yürüyen palmiye adı, ağacın güneş ışığına yaklaşabilmesini sağlayan köklerinin bulunduğu konumu değiştirmesinden ileri geliyor. Bu durum, bitki fizyolojisinde “durum değişim hareketi” olarak da biliniyormuş.
Ortalama 12 metre uzunluğa kadar erişebilen bu ağaçlar güneş ışığından yeterince istifade edebilmek için onlara özel yaratılan genetik sistem ile bulundukları yerden destek kökleri sayesinde 20 metreye kadar hareket edebiliyorlar.
Az sayıda bulunan bu endemik ağaçların sayısı da diğer pek çok bitki türü gibi ne yazık ki insan müdahalesi nedeniyle giderek azalıyor. Kökleri insanlar tarafından kesilip afrodizyak olarak, gövdeleri ise ev ve diğer yapıların inşasında kullanılıyor.
Bu yazıyı hazırlarken yıllar öncesinin ezberimdeki bir şiir geldi aklıma. Melih Cevdet Anday’ın “Rahatı Kaçan Ağaç” şiiri. Palmiyelerin de rahatı kaçtı mı acaba diye düşünmedim değil. Yazının başlığını değiştirdim ve Melih Cevdet ustayı da palmiyeler nedeniyle bir daha anmış olalım istedim.
Şimdi sizin ev ödeviniz; “Kaynakça”bölümündeki sayfalara uzanıp benim verdiğim palmiye adımları haberinin ayrıntılarına varmak.
RAHATI KAÇAN AĞAÇ
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi, rüzgârı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.
Kaynakça:
Güler, Necdet.”Yürüyen Ağaç”Kocaeli Gazetesi, 13 Ocak 2023.
Wikipedia, https://tr.wikipedia-org>wiki>yuruyenpalmiye
Satıl,Fatih.Prof.Dr.”Yürüyen Ağaçlar” Zafer Dergisi 552.Sayı.Aralık 2022
renklermakina.com/blog/products/yasam/yürüyen-palmiye
Anday, Melih Cevdet.”Sözcükler/Bütün Şiirler,İş Bankası Yayınları Birinci Baskı
1978,Sayfa:347






