Loading

Mucize Ağaç: Okoume

Bilimsel olarak kanıtlanmayan bilgiler "mucize" olamaz.

Okoume tomrukları

32  yıl önce hazırlanan bu yazı,1990 yılı 18 Şubat’ta TRT televizyonunda yayımlanan  bir programa değinmektedir. Program sonrasında hemen kaleme alınan yazı notlarım arasında kalmıştır. Programda, Gabon’dan tomruk satın alan bir firmanın, Türkiye’ye getirdiği tomruktan kaplamalık çıkarırken mucizevî bir yazı ile karşılaşıldığı söylenmekte ve ağaç kesitinde “Allah-Muhammed”  yazısı Arapça olarak okunmaktadır. Aynı programda bir bilim adamı da konuya açıklık getirmektedir. (2022)

                                                                             

Pazar günleri TV’de ilgiyle izlenen “7’den 77’ye “ adlı program giderek ilginçleşiyor. 18 Şubat günkü programa konu olan “İçinden Yazı Çıkan Ağaç” izleyiciler kadar bilim adamlarını da şaşırttı. Programcısıyla, işadamıyla, din adamıyla,  bilim adamıyla olayla yakından ilgilenen herkes, ağacı bir “mucize” olarak nitelendirdi. Bugüne dek literatürde bu olaya benzer bir kayda rastlanmamıştı; ağaca dışarıdan bir etki de sözkonusu değildi; öyleyse, bugünkü bilgilerimizle olayı açıklamak olanaksız olduğuna göre bu bir “mucize”ydi.

 

Anlatılanları ve gösterilenleri ben de ilgiyle ve önyargısız izledim. Mesleğimin konusu olması bakımından da  sıradan bir izleyicinin üstünde bir dikkat gösterdim. Videom olsa belki birkaç kez izleyip daha da ayrıntılı noktalar yakalayabilirdim; ama olmadı. Bana göre gerçekten bir “mucize” sözkonusuydu. TRT ve YÖK ortak yapımı bir mucize ile karşı karşıyaydım. Çağı geri atlayarak Ortaçağa gidiyordum dörtnala.

 

Ne diyordu ağacın sahibi işadamı ve de sunucu Barış Manço? Ağaç Gabon’dan getirilmişti; 12 m boyundaydı ve daha sonra 4’er metrelik parçalara bölünmüş –ve mucizeye bakın ki- yazılan yazı ortadan bölünüp kaybolmamıştı. Yine, bölünen tomruk bıçağın altına konmuş – ve yine mucizeye bakın ki – yazı yüzeye gelecek ve okunacak biçimde dilinmişti. Oysa bu, 360’ta 1 olasılıktı. Ağaç yuvarlak olduğuna göre; bıçağın altına başka yönde de girer, yazı kesinlikle okunamaz ve hatta görülemezdi bile. Ayrıca kesim işlemi Cuma günü yapılmıştı; bu da kutsal bir rastlantıydı. İzleyiciye yapılan açıklama böyleydi.

 

Peki. Bilim adamları ne diyordu?

Bu ağacın odununda lif kıvrıklığı olamazdı. Dışarıdan bir kimse bunu yazmış olsa bile, ağaç onu hemen onaracak ve izler yok olacaktı. Öyleyse bir dış etki sözkonusu değildi. Bugünkü bilgilerimizle bunu açıklayamayacağımıza göre bu bir “mucize”ydi.

 

Tüm ekranı birkaç kez kaplayan bu bilimsel raporun tüm dünyaya duyurulmuş olması kuşku uyandırdı bende. Ormancılık bilgilerimi yokladım. Ben böyle bir ağaç türünü ad olarak biliyor; ancak tanımıyordum. Pek çok ormancının adını bile bilmediğini de kesinlikle biliyordum. Birkaç yıl önce bir dergide yayımladığım bir yazı geldi aklıma. O yazıda, Türkiye’ye dışarıdan gelen Afrika kökenli ağaçlardan söz ediyor, adlarını sıralıyor, bu adların ne olduğunu ormancı meslektaşlara soruyor ve ilginç yanıtlar alıyordum.  Okoume -Framire-Wawa- Paduk-Anigre-Lati-Dauka-Khaya-Kosipo-Sapelli-Sipo-Bubinga-Niangon-Conrdia-Bongosi...gibi  bu şiirsel adların, kimi bir futbol takımı olduğunu söylüyor, kimi de Japon arabalarının markasıdır diyordu. Benim o yazıda belirttiğim korkum; dışarıdan kabuklu gelen bu ağaçların yabancı böcekleri de getireceği ve bu böceklerin kendi ağaç türlerimize büyük bir yıkım yapacağıydı.

 

TV’deki mucize ağaç da bu ağaç türlerinden biri olduğu için kitaplığıma el attım. Gabon’a ilişkin iki üç satır bilgi derleyeyim dedim. Sonra da hemen bu yazıyı düzenledim. Aslında izlediğim yanlış bir yoldu; biliyorum. Böylesine önemli bir konu incelemeyi, araştırmayı gerektirirdi;  ama, bilim adamlarımız yüreklendirdi beni. Programdan anladığım kadarıyla, onlar da böyle ciddi bir raporu bir günde düzenlememişler miydi? Öte yandan benim bilimsellik gibi bir savım da yoktu.

 

Şimdi uzatmadan kendi görüşümü belirteyim: Böyle bir mucize sözkonusu olamaz. Açıklayamadığımız her şeyi doğaüstü olarak nitelersek bilimde ilerleme de olmaz zaten. Ağacın içinden çıkan bu yazı, Gabonlu bir okur-yazarın ağaç genç iken gövdesine yazdığı, daha doğrusu kazdığı bir yazıdan başka bir şey değildir. İklim gereği ağacın çok hızlı büyümesi nedeniyle yara içeride kalmış; ancak dıştaki büyüme daha hızlı olduğundan  yazının üzeri kapanmıştır. Ameliyat  izlerinin vücudumuzda kalıp kaybolmadığı gibi...

 

Bilim adamları olayı açıklayamıyor ve “mucize” olarak niteliyorlar; ben de bunun hiçbir zaman mucize olmadığını şöyle açıklıyorum:

Gabon, 1960 yılında bağımsızlığa kavuşan bir Batı Afrika ülkesidir. O yıllara kadar Fransızların egemenliği altındadır. Yerli dilin yanında Fransızca konuşulduğu gibi, çok az sayıda Arapça konuşan halk da vardır. Büyük çoğunluk putperest olmakla birlikte, az sayıda Katolik ve bir azınlık oluşturacak kadar Müslüman halk da bulunmaktadır. Ülkede yıllık yağış ortalaması 2000 mm’nin üstündedir. Yıllık ortalama sıcaklık 30 dereceyi aşmaktadır.

 

Mucize olarak nitelenen “Okoume” ağacının tomruğu, kaplamalık çıkarılmak üzere yurdumuza getirilmiştir. Taşıma boyu 12 m’dir ki; bu 12 metre, ağacın kalın olan kısmını yani köke yakın bölümünü de kapsamaktadır.  Çünkü,  kalın olan bölümden daha enli bir kaplama alınacaktır. Yazıyı ağaca kazıyan kimse, dipten başlayarak ilk bir-iki metrede bu işlemi yapmıştır. Ağaç dörder metrelik bölümlere ayrılıp kesildiğine göre de, kazılan yazının ilk parça içinde kalması “mucize” değil; doğaldır.

 

Peki, içinde yazının olduğu dört metrelik tomruk, bıçağın altına her hangi bir yönde konulsaydı, kesitte yazı okunabilir miydi? Kuşkusuz okunamazdı. Program sunucusu bunu da ilahi bir rastlantı olarak niteliyor. Oysa hiç de öyle değil.  Çünkü, yıllar önce yazıyı ağaca kazıyan Gabonlu da ağacın geniş yüzeyini seçmiş ve çalışırken daha rahat hareket edebilmiştir. Şimdi Türkiye’deki işadamı da geniş yüzey bıçağın altına gelecek biçimde yerleştirme yapmış ve geniş yüzeyden daha dekoratif ve para eder görüntüler almayı amaçlamıştır. Tomruğun dar olan yüzeyini bıçağın altına yatırıp dar kaplamalar almak yerine geniş yüzeyden yararlanmıştır ki; en akılcı yoldur. Demek ki, geniş yüzeyde çalışmayı, yazıyı kazıyan da, kaplamayı alan da yeğlemiştir. Bu da bir mucize değildir.

 

Tomruğun, kesit alınmak üzere cuma günü bıçak altına verilmiş olması, cuma gününün Türkiye’de çalışma günü olması nedeniyledir. Öteki İslam ülkelerinde olduğu gibi cuma günü tatil olsaydı, tomruğun dilinme işlemi cumartesi ya da başka birgün yapılmış olacaktı. Bu konunun olayla zaten doğrudan bir bağlantısı yoktur. Olaya mucize açısından yaklaşılırsa, bundan daha güçlü destekler sıralanabilir. Olay kutsal bir aya denk getirilir, ezan saatine denk getirilir; akla yatkın olabilecek dayanaklar bulunabilir.

 

İşadamının belirttiğine göre, ellerinde kutsal yazıyı içeren sadece 100 tane kaplama vardır. Bu çok olağandır; çünkü daha fazlası olamaz. Kendisinin söylediğine göre; kaplamaların kalınlığı 0,5 mm’dir. Demek ki, kazılan yazının derinliği de en fazla 5 cm’dir. Balta, keski, keser ya da benzeri bir gereç kullanılarak kazıma yapılmıştır.

 

Yazı, ağacın kök yakınından başlayıp yukarı doğru yazılmıştır. Arapça sağdan sola doğru yazıldığından ilk sözcük olan “Allah” kök tarafında, son sözcük olan “Muhammed” ağaç gövdesinin üst yanında yer almıştır. “Muhammed” sözcüğü ötekiler kadar belirgin kazınamamıştır; çünkü yazıyı kazıyan sağ eliyle buraya uzanamamıştır. Böylece Gabonlu yazarın sol elini kullanamadığı da anlaşılmaktadır. Eğer sol elini kullanmış olsa, yukarıya rahatça uzanacak ve “Muhammed” sözcüğü ötekiler kadar belirgin olacaktı.

 

Öte yandan “Bismillah”; “Bismillahirrahmanirrahim”in müslüman halk arasındaki söyleyiş biçimidir. Gabonlu Müslüman da kazımada bu kısa söyleyişi seçmiş ve yazıyı “Bismil-Allah” biçiminde kazımıştır. Bize göre,mucizevî  bir yazıda zaten böyle bir  halk söyleyişi olamaz.

 

Bilim adamlarımız bunun bir “Mucize” olduğunu, bilimsel açıklamada bulunamadıklarını tüm dünyaya duyurdular. Ben de bu işin Gabonlu, inançlı bir okur-yazar müslümanın, katolik ve putperestlere gösterdiği bir tepki  olduğunu söylüyor; Allah bu tür açıklamalar yapan bilim adamlarımızın YÖK’lüğünü göstermesin diye dua ediyorum.

Yalçın Anıl
Standart Üye / 2 Yazı / 481 Okunma

1938 Samsun doğumlu Orman Y.Müh. Emekli


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST