Loading

Ankara Roma Hamamı (Ankyra Caracalla Hamamı)

Kentin baş döndüren arkeolojik bir imgesi: Roma Hamamı (Caracalla Hamamı)

Ankara Roma Hamamı (Ankyra Caracalla Hamamı)

Ankara’nın tarihi çok eskiye dayanan noktalarından birisi; Ulus’tan başlıyoruz yazımıza. Ankara Kalesinin hemen altında; Ulus Heykel’e yaklaşık 500 metre uzaklıkta bulunan Roma Hamamı.

Ankara’da antik dönemlerde bir hamam olduğuna ilişkin bilgiler mevcuttu. Ancak bu hamam ile ilgili keşifler henüz yapılmamıştı. Ta ki 1931’de başlayan bir inşaata kadar. Bu inşaat esnasında Roma Hamamı’na ilişkin bir takım kalıntılar keşfedildi.  Böylece bu antik hamam artık tespit edilmişti.

Her ne kadar burası Roma Hamamı olarak adlandırılsa da burası aslında bir höyüktü. Höyük ne demekti? Yani aşağıdan yukarıya doğru tarihleri barındıran bir tepeydi aslında. Friglere, Romalılara, Selçuklulara, Osmanlıya ve bugün bizlere eşlik ederek oluşmuş bir höyük. En katmanda kazıldıkça altından tarih çıkıyor. Bu bölgenin biraz daha yukarısında, kaleye daha yakın kısmında Agustus tapınağı bulunmaktadır. Palestra bölgesinde göreceğiniz sütunlu yolun, Agustus tapınağına kadar ilerlediğini belirtelim. Bu sütunlu yol Çankırı caddesinin altında kalmıştır.

Ancak ben, bu yazımızı Roma dönemine ilişkin bilgiler ile donatacağım. Ve sizlere bugün de çok belirgin kalıntıları olan hamamdan bahsedeceğim. Ankara Roma Hamamı veya Caracalla Hamamı olarak da adlandırıldığını işitebilirsiniz. Zira bu hamam, Roma İmparatoru Caracalla tarafından sağlık tanrısı Asklepios’a ithafen yapılmıştır.

Caracalla, 211 – 217 yılları arasında tek başına hüküm sürmüştür. Günümüz Ankara’sı o zamanların Ancyra’sında bulunan bu hamam, Caracalla’nın göze çarpan önemli icraatlarından birisidir. Caracalla, savaş için seyahat ettiği bir sırada yol kenarında çişini yaparken; Julius Martialis tarafından uğradığı bir suikast sonucu öldürülmüştür. Caracalla Hamamı ardında çok güzel kalıntılar bırakmıştır. Hamamın mimarisi incelendiğinde, taşrada bulunan hamamlarla kıyasla; imparatorluk standartlarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

 

Duvarlar, tonoz, taban mozaikleri, su yolu gibi kalıntıları günümüzde çok net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Bu komplekse ilk giriş yaptığınızda kendinizi büyük bir arazide bulacaksınız.  Bu sizi karşılayan alan palestra (Spor Alanı) olarak adlandırılır. Hemen arkasında ise hamam bölümü bulunur.

Çevreyi ise bu bölgede bulunan steller, sütunlar, altarlar, lahitler sarar. Çok fazla sayıda stel ve sütun bulunur. Palestradan hamam bölgesine geçmek bayağı bir zamanımı almıştı çünkü her bir steli, uzun uzun incelemiştim.

 

Bölgede mil taşları ve kitabeler de bulunuyor. Bu kitabeler tarihi sosyal, kültürel anlamda anlamamıza büyük oranda katkılar sağlamış.

Antik dönemlerde, eğitimler, sporlar, güreşler gibi spor aktiviteleri palestralarda yapılırdı. Ardından hamama gidilirdi. Tabii Roma döneminde hamamlar sadece yıkanmak, banyo yapmak için kullanılmazdı. İçeri de çalgılar çalınır, insanlar yer içer eğlenir, sohbetler edilir, aktiviteler yapılırdı.

 

Palestranın hemen arkasında giyinme odaları bulunuyor. Giyinme odalarından sonra ise doğrudan hamama geçiliyor. Hamam, Hipakaust sistemi ile ısıtılmakta. Hamamda ılıklık (Hepidarium), sıcaklık (Caldariuım) ve soğukluk(Frigidarium) bölümleri bulunmakta. Frigidarium’da bir yüzme havuzu bulunuyor. Terlemek için Caldariuım kullanılıyor. Caldariuım’un hemen yanında 3 adet oda bulunuyor. Bu odalar sıcak odalardır. Terlemek için kullanılır. Caldarium’un ön tarafında ise servis salonları bulunuyor. Isıtılmış odaların önünde ise küçük küçük bir frigidarium var. Palestradan sonra giriş yapılan kısım kapalı palestra olarak adlandırılmış. Bu alanın solunda ise içeride bulunan frigidarum’dan yaklaşık 2 kat daha büyük bir frigidarium daha bulunuyor.        

 

O dönemlerde hamamlar sadece sıcak bir duş için değil. Aynı zamanda serinlemek için de kullanılabiliyordu. Bunu nasıl yapıyorlardı? Güneş almayan bir bina, camları yok, havalandırması güzel ve koca taş bloklardan oluşan duvarlar düşünüldüğünde gayet makul bir serinlik sunabiliyor. Elbette günümüzdeki klima ile soğutulmuş odalarla kıyaslamamalıyız.

 Bu hamamın ısıtma sistemi o kadar net bir şekilde belirgin ki, incelemeye başladığınızda bir an için antik döneme gidip geliyorsunuz.

 

Hamamın 8. Yüzyıla kadar kullanıldığı düşünülüyor. Bu nedenle, o dönemde oldukça büyük bir popülariteye sahip olduğu düşünülüyor. Zaten ziyaret ettiğinizde hamamın ne kadar büyük olduğu gözünüze çarpıyor ve burada ne kadar fazla kişinin hamamdan yararlanabileceğini düşünüyorsunuz.

Hamamın su kaynağının, Elmadağ’dan taş bloklarla taşınarak getirildiği yönünde bulgular taşıyor.

Ayrıca girişin hemen sol tarafında biraz aşağıda bir mezar odası var. Ancak üzerinde yazan bilgilere göre; bu mezarın Gar’ın inşaatı sırasında bulunduğu ve bu yapının bu bölgeye uzmanlar eşliğinde taşındığına dair bilgiler bulunmaktadır. Ziyaretiniz esnasında bu mezar odasına da dışarıdan şöyle bir bakmayı ihmal etmeyin.

Emre AKKAYA
Yönetici / 81 Yazı / 2,2M Okunma

1992 Ankara doğumlu. Yazılımcı ve amatör astronom. Araştırmayı ve bilgi paylaşmayı sever..


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST