Loading

Atıcılık ve Atış Kültürü

Atıcılığın çıkış noktası, ülkemizde atıcılık kültürü, modern atıcılığın kapsamı.

ATICILIK VE ATIŞ KÜLTÜRÜ

Barutun bulunup ateşli silahların kullanılması ile atış kültürü tüm dünyada gelişmeye başladı. Hayli masraflı olan bu silah kullanma sporu 16. yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere'de başladı. Çok eski dönemlerde en iyi hedefi vurmak biçimdeki müsabakalar daha sonra kurallar kazandı.

Atıcılık müsabakaları 1896 Yaz Olimpiyatları'nın programına alındı, ertesi yıl ise ilk Dünya Şampiyonası gerçekleştirildi. Önceleri çeşitli silahlarla 24 türde yapılan atıcılık müsabakaları teknolojik yeniliklerle giderek bu türlerin birleştirilmesi ya da azaltılması ile uluslararası arenada daha dar bir kapsamda gerçekleştirildi.

Atıcılık, bir mermiyi silah aracılığıyla mümkün olduğu ölçüde hedefe ulaştırmayı amaçlayan spor. Tabanca, havalı tabanca, el tabancası, menzilli silah, tüfek, av tüfeği, tatar yayı, ok ve yay gibi çeşitli silahlarla yapılır atışta  doğruluk, hassasiyet ve hız yeterlilik testlerini içeren hedefler sabit veya hareketli olabilir.

Uluslararası Pratik Atıcılık Konfederasyonu (IPSC) ve Uluslararası Atıcılık Sporları Federasyonu (ISSF) dünya genelinde genel atıcılık federasyonlarıdır. IPSC, eski polis ve sivil atıcılar tarafından geliştirildi ve daha sonra modern askeri ve polis tatbikatlarının temeli olarak kullanıldı.

Kaynağını avcılıktan alarak yola çıkan bu spor dalı, 16. Yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere de başlamıştır.

 Atıcılık müsabakaları 1896 Yaz Olimpiyatları'nın programına alındı, ertesi yıl ise ilk Dünya Şampiyonası gerçekleştirildi.

 

 

OSMANLI DÖNEMİNDE ATIŞ KÜLTÜRÜ:

  Anadolu'da Osmanlılar döneminde atıcılık faaliyetleri daha çok askeri görünümde ve gösteri niteliğinde olup, 15.yüzyıldan sonra ortaya çıktı.
Önceleri padişaha yollanan kıymetli armağanlar arasında, daha sonra ise savaş ganimetleri arasında görülen tüfekler, ardından Enderun-u Hûmayun(Osmanlı padişahlarının, sarayda harem dışında günlük hayatlarının büyük bir kısmını geçirdikleri yer) öğrencileri için Avrupa'dan satın alınmayı başlandı.
Sarayda, başında tüfekçibaşının görevli olduğu tüfek ve barutla ilgili özel görevliler bulunurdu. Yeniçerilerin de günlük ve haftalık atış eğiitimi programları vardı. 3-4 ayda bir Yeniçeri Ağası, öteki ağalara birlikte alana gelir, tüfek atışlarını incelerdi. Sayıları 34'ü bulan atış alanlarının tüm harcamalarını devlet karşılardı. Tüfek atışlarını yapan kişilere  "Silahandaz" denirdi.

 

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ATICILIK VE ATIŞ KÜLTÜRÜ:

  Türkiye'de atıcılık sporu 1910'dan başlayarak daha çok avcılık biçiminde gelişti. Bu dalda etkinlik gösteren ilk kulüp Fenerbahçe oldu(1913). Fenerbahçeli Necati ve Galip Bey, Galatasaraylı Bülent ve Merdivenköylü Ziya Beyler başlangıç döneminin atıcıları oldu. İlk futbolcu ve hakemlerimizden Sait Salâhaddin Cihanoğlu bu spor dalının temelleşip yaygınlaştırılması konusunda yoğun çaba gösterdi.
1937 yılında "Atıcılık ve Avcılık" adıyla ilk federasyon kuruldu. İlk başkanlığı Hakkı İgam yaptı. Türkiye'de atıcılık yarışmaları ilk kez İstanbul bölgesinde yapıldı. Fenerbahçe'de ilkel şartlarda yapılan bu ilk Türkiye Şampiyonası'ndan sonra aynı yerde Balkan Atış Şampiyonası düzenlendi. Bu yarışmalarda Muzaffer Bükülmez 22 kalibre tüfek atışlarında Türkiye ve Balkan birincisi oldu. Atıcılık, avcılığın dışında 1940'larda ele alınmaya başlandı ve "Atıcılık Federasyonu" 1945'te kuruldu. Cemil Taner'in çabaları ile Ankara ve diğer illerde atıcılık uluslararası poligonlara ilk kez 1959 yılında Beyrut'ta yapılan Akdeniz Oyunları'yla çıktı. İlk defa 1968 yılında bayanlar skeet dalında Balkan Şampiyonu olan Silli Giraud, bu başarısını 1969-1978 yılları arasında da sürdürdü.

Türk atıcılığı 80'li yıllarda önemli gelişmeler gösterdi.
-1980 yılında Yunanistan'da yapılan BalkanSkeet ve Trap Şampiyonası'da Türk atıcılar 600 atış üzerinden 582 isabetle Balkan rekoru kırarak şampiyon oldu. Bu derece aynı zamanda Sovyet atıcılara ait Avrupa rekoruna eşitti.
-1984 Avrupa Kupası İstanbul'da düzenlendi ve gençler kategorisinde Bülent Torpil şampiyon oldu.
-1986 yılında Almanya 'nın Suhl kentinde yapılan Dünya Atıcılık Şampiyonası'nda Türk atıcılar takım halinde, skeet dalında 61 ülke arasında "olimpiyat barajı"nı da aşarak 14.oldu.
-1987 yılında Ufuk Arman havalı tüfekte 582 puanla Balkan rekoru kırarak şampiyonluğu elde etti.
-1992'de SevinçTüfekçi Balkan Şampiyonası'nda havalı tüfekte 3.oldu.
-1993 yılında Almanya'da düzenlenen Dünya Kupası'da Bülent Torpil 2. olmayı başarırken, İstanbul'da yapılan Balkan Şampiyonası'da Türkiye 2 altın, 4 gümüş, 5 bronz madalya kazanarak takım halinde birinci oldu. Aynı yıl Servet Sivrikaya Barcelona'da yapılan Dünya Atıcılık Şampiyonası'nda gümüş,Çek Cumhuriyeti'nde düzenenlenen Avrupa Trap Skeet Şampiyoinası'nda bronz madalya elde etti. Büyük erkek takımı ise Kahire'de yapılan Double Trap Dünya Kupası karşılaşmalarında üçüncü olmayı başarırken,Songül Yaman da İngiliz maçı Balkan Şampiyonluğu'nu kazandı.
-1994 yılında Mısır'da düzenlenen Double Trap Dünya Kupası'nda, Servet Sivrikaya bronz madalya elde ederken, İstanbul'da yapılan Balkan Havalı Silahlar Şampiyonası'nda atıcılarımız 3 altın, 2 gümüş ve 5 bronz madalya kazandılar.
-Bulgaristan'da düzenlenen Balkan Trap-Skeet Şampiyonası'nda genç erkeklerde Ayhan İşler'in altın madalyasını, Mehmet Kapson, Mert Yazıcıoğlu ve Emel Kurtuluş'un gümüş madalyası ile Hasan Ünverdi, büyük erkeklerde Servet Sivrikaya'nın bronz madalyası izledi.
-1995 yılında Almanya'da düzenlenen Dünya Kupası Atıcılık Şampiyonası'nda Alp Kızılsu bronz madalya elde ederken, atıcılarımız Bükreş'te yapılanBalkan TrapSkeet Şampiyonası'nda 4 altın, 3 gümüş, 8 bronz madalya kazandılar..

Federasyon kimliğine ulaşması 1989 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak "Atıcılık ve Avcılık Federasyonu" olarak adlandırılmasıyla başlar.

AMERİKA’NIN SİLAH VE ATIŞ KÜLTÜRÜNÜN GELİŞİMİNE ETKİSİ:

 Son yüz yılda atış kültürünün gelişmesindeki en büyük rol Amerika’da silah kullanımının diğer ülkelere göre daha rahat olması olmuştur. Amerika’daki gelişim sürecini askeri kültür ve popüler kültür olarak iki başlık altında inceleyeceğiz.

 

  1. ASKERİ KÜLTÜR:

 Silah ve atış kültürü, silahların kullanıldığı bir toplumun veya herhangi bir sosyal grubun tutumlarını, duygularını, değerlerini ve davranışlarını ifade eder.  Terim ilk olarak Richard Hofstadter tarafından Amerika Birleşik Devletleri'ndeki silahlı şiddeti eleştiren bir American Heritage makalesinde ortaya atıldı. Yerel silah kültürleri dünyanın her yerinde mevcuttur ve silahlara yönelik tutumlar Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İsrail, Birleşik Krallık, İsviçre, Yemen ve Pakistan gibi yerler arasında büyük farklılıklar gösterir. En çok çalışılan ve tartışılan küresel silah kültürleri arasında Amerika Birleşik Devletleri'ninki vardır.

Amerika'nın silah sahibi olma konusundaki tutumu Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na kadar uzanır ve aynı zamanda avcılık, milis kuvvetleri ve sınırda yaşama geleneklerinden de kaynaklanır. Amerika'nın avcılık ve spor tutkusu, Amerika Birleşik Devletleri'nin, avcılığın bazıları için bir meslek, bazı yerleşimciler için yardımcı bir besin kaynağı ve ayrıca yırtıcı hayvanlara karşı caydırıcı olduğu, tarıma dayalı, geçimlik bir ulus olduğu bir dönemden geliyor. Kırsal Amerikalı erkekler arasında atış becerileri ile hayatta kalma arasındaki bağlantı, çoğu durumda bir gereklilik ve erkekliğe geçiş töreniydi. Avcılık, geçimlik avcılık ve kırsal yaşamdan uzak modern eğilimlere bakılmaksızın, ülke çapındaki hayvan popülasyonlarını kontrol etmeye yönelik silah kültürünün merkezi bir duygusal bileşeni olarak varlığını sürdürüyor.

Milis ruhu, kendilerini yabancı ordulardan ve düşman Yerli Amerikalılardan korumak için erken bir Amerikan silahına bağımlılığından kaynaklanmaktadır. Hayatta kalmak, herkesin silah kullanabilmesine bağlıydı. Amerikan Devrimi'nden önce, tam zamanlı bir orduyu sürdürmek için ne bütçe, ne insan gücü ne de hükümet arzusu vardı. Bu nedenle, silahlı vatandaş-asker sorumluluğu taşıdı. Kendi mühimmat ve silahlarını sağlamak da dahil olmak üzere milislerde hizmet etmek tüm erkekler için zorunluydu. Yine de, 1790'ların başlarında, zorunlu evrensel milis görevi, gönüllü milis birimlerine ve düzenli bir orduya güvenmeye yol açtı. 19. yüzyıl boyunca sivil milislerin kurumu azalmaya başladı.

 Milis geleneğiyle yakından ilişkili olan sınır geleneği, on dokuzuncu yüzyılın batıya doğru genişlemesi ve Amerika sınırıyla yakından ilişkili bir kendini koruma aracına duyulan ihtiyaçtı. Popüler edebiyatta sınır macerası en çok, Petri Liukkonen'in The Last of the Mohicans (1826) ve The Deerslayer (1840) gibi romanlarıyla 18. yüzyıldaki sınır adamı arketipini yaratmasıyla itibar ettiği James Fenimore Cooper tarafından anlatılmıştır.

 

Amerikalı İskoç-İrlandalı yerleşimciler tartışmasız bu sınır ruhunu en iyi şekilde örneklendiriyorlardı. Tarihsel olarak ekonomik açıdan fakir ve inanılmaz derecede şiddet içeren bir bölgeden Britanya'dan göç eden bu göçmenler, yanlarında yoğun bir gurur, bireycilik ve silah sevgisini de getirdiler; bu, gelecekteki merhumların görüşlerini şekillendirecek ve Amerikan silah kültürünün kökenini oluşturmaya yardımcı olacaktı. Appalachia'ya yerleşen İskoç-İrlandalı, batıya doğru ilerlemeye öncülük edecek ve sonunda Appalachia'dan Teksas ve Oklahoma'ya ve özellikle Dust Bowl'dan sonra Güney Kaliforniya'ya uzanan bir grubu dolduracak.

 

Amerikalılar dünya nüfusunun yüzde 4'ünü oluşturuyordu ancak 857 milyon sivil ateşli silahtan oluşan küresel stokun yaklaşık yüzde 46'sına sahipti. ABD'li siviller 393 milyon silaha sahip.

Amerikalı siviller, ABD ordusunun neredeyse 100 katı, kolluk kuvvetlerinin neredeyse 400 katı kadar ateşli silaha sahip. Amerikalılar, Mayıs 2018'de 2 milyondan fazla silah satın aldı; bu, sahip olunan toplam silah sayısının iki katından fazla. ABD'deki emniyet teşkilatlarının toplamından. Nisan ve Mayıs 2018'de ABD'li siviller 4,7 milyon silah satın aldı; bu, ABD ordusunun stokladığı tüm ateşli silahlardan daha fazla. 2017'de Amerikalılar 25,2 milyon silah satın aldı. Bu, dünyadaki tüm kolluk kuvvetlerinin sahip olduğu silahların toplamından 2,5 milyon daha fazladır. 2012 ile 2017 yılları arasında ABD'li siviller 135 milyon silah satın aldı; bu, tüm dünya silahlı kuvvetlerinin stoklarının toplamından 2 milyon daha fazla silahtır. 2018 yılında ABD'li sivillerin 393 milyon ateşli silaha sahip olduğu ve ülkedeki hanelerin @ ila B'sinin en az bir silaha sahip olduğu tahmin ediliyor. Ancak sonraki yıllarda rekor silah satışları yaşandı. ABD, her 100 kişi başına 120,5 silahla dünyada kişi başına düşen silah sayısının açık ara en yüksek olduğu ülke konumunda. Her ne kadar tarihsel olarak farklı ırklar ve cinsiyetler arasında silah sahipliği açısından önemli farklılıklar olsa da, bu fark kapanıyor olabilir. Örneğin, kadınlar ve etnik azınlıklar 2020'de Amerika Birleşik Devletleri'nde özel silah sahipliğinde en keskin artışı gördü ve devam eden sahiplik eğilimleri herhangi bir azalma belirtisi göstermiyor. Ayrıca 2020 ve 2021 yıllarında, o dönemde yaşanan isyanlar ve salgın nedeniyle silah sahipliğinde keskin bir artış görüldü. Silah satın alanların neredeyse yarısının ilk kez silah sahibi olduğu ortaya çıktı. Yalnızca pandemi sırasında 2 milyondan fazla ateşli silah satın alındı.

Gallup'a göre 2020'de ABD'li yetişkinlerin yüzde 32'si kişisel olarak silaha sahip olduklarını söylerken, yüzde 44'lük daha büyük bir yüzde silahlı bir evde yaşadıklarını belirtiyor.

 

  1. POPÜLER KÜLTÜR:

 

  1. yüzyılın sonlarında kovboy ve "Vahşi Batı" imgeleri kolektif hayal gücüne girdi. İlk Amerikalı kadın süperstar Annie Oakley, 1885'ten itibaren ülkeyi turlayan ve Buffalo Bill'in Vahşi Batı gösterisinde sahne alan bir keskin nişancıydı. Bireyci kahramanın kovboy arketipi, büyük ölçüde Owen Wister tarafından, en önemlisi Theodore Roosevelt'in erken dönem sınırlarının tarihi olan The Winning of the West'in (1889-1895) hemen ardından gelen The Virginian (1902) adlı öykü ve romanlarda oluşturuldu. Kovboylar, 20. yüzyıl sinemasının başlangıcında, özellikle de Nickelodeon öncesi dönemin ticari açıdan en başarılı filmi olan The Great Train Robbery (1903) ve A California Hold Up (1906) gibi erken dönem klasikleri aracılığıyla da popüler hale geldi.

 

Gangster filmleri 1910'da başladı, ancak 1930'larda filmde sesin ortaya çıkmasıyla popüler oldu. Bu tür, içki kaçakçılığı ve 1929'daki Sevgililer Günü Katliamı gibi yasak döneminin olayları, Al Capone gibi gerçek hayattaki gangsterlerin varlığı ve çağdaş organize suçun yükselişi ve kentsel şiddetin artmasıyla desteklendi. Bu filmler, "havalı, zalim, kurnaz, sert ve yasalara meydan okuyan içki kaçakçılarının ve şehirli gangsterlerin" arketipsel istismarlarını sergiledi. Hollywood, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana pek çok moral yükseltici film çekti ve ulusal amaç duygusunu doğrulayan vatansever çığlıklar attı. Bu dövüş filmlerinde yalnız kovboy imajının yerini, grup çabalarını ve daha büyük bir amaç uğruna bireysel fedakarlıkların değerini vurgulayan hikayeler aldı; genellikle farklı etnik kökenlerden gelen, bir araya getirilen, savaş alanında test edilen ve şekillendirilen bir grup erkeği konu alan hikayelerle ortaya çıktı.

Silahlar, 20. yüzyılın sonlarında Amerikan filmlerinde, Bonnie ve Clyde (1967) ve The Godfather (1972) haydutlarından Dirty Harry (1971) ve RoboCop (1987) gibi hayali kanun ve düzen intikamcılarına kadar ünlü kahramanlara ve kötü adamlara sık sık eşlik etti. 1970'lerde filmler, Taxi Driver (1976) ve Apocalypse Now (1979) gibi filmlerde Vietnam Savaşı'nın yarattığı hayali ve abartılı karakterleri, delileri tasvir ederken, diğer filmler sözde savaşın kurbanı olan ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan hayali gazilerin hikayelerini anlattı (Eve Dönüş ve Geyik Avcısı).

 

Sonuç olarak günümüzde silahların kullanımı ve atış kültürüne ait kalıplaşmış birçok kanının Amerikan silah kültürünün eseri olduğunu söyleyebiliriz. Amerikan Devletinin atış kültürünün gelişmesine yönelik önayak olduğu birçok çalışma bugün Amerika’da milyonlarca insanın katılımıyla ve bir festival havasında gerçekleşmekte. İnsanların toplu olarak kendi şahsi silahlarını yanlarında getirerek atış yapabildikleri yerel veya ulusal festivaller bulunmaktadır. Silahların sergilendiği ve kampanyalı fiyatlarla satıldığı  ‘’Gunshowday’’ gibi ulusal özel günler ve bayramlar belirlenmiştir.

 Atıcılığı profesyonel hale getirmek  ve geliştirmek için özellikle ünlü silah firmalarının (Glock,Sigsauer,Browning) kurmuş olduğu akademiler bulunmaktadır. Dünyanın en ünlü ve en yeteneklerinin hocalık yaptığı bu akademiler dünyanın her yerinden gelen kursiyerlere uluslararası geçerliliği olan eğitim ve sertifikalar vererek atıcılığın daha ciddi ve profesyonel hale gelmesini sağlamıştır. Öyle ki bugün Türkiye’de bile ismi geçen akademilerden sertifika almış hocaların atış poligonları tarafından kapışılmak istendiği de bir gerçektir.

Bu ismini saydığımız akademilerin yanı sıra yine ulusalararası bir nitelik kazanmış atıcılık yarışmalarının kökeni de Amerika olmuştur. İleri ve çabuk atış teknikleri, atış emniyet kuralları, atıcılık ekipmanlarının kullanılması gibi atışla alakalı birçok konuda yüksek kriterlere sahip bu yarışmalar her atıcı için kaynak ve rehber hale gelmiştir.

Uluslararası Atıcılık Federasyonun (ISSF) öncülüğünde kurulan IDPA, International Defensive Pistol Association, The International Practical Shooting Confederation (IPSC) gibi birçok kulüp kendine has kriterler belirleyerek atıcılığı çok dallı bir hale getirmiştir.

Atıcılık ve silahlar konusunda eğitim veren kurumların da katkısıyla bugün atış konusu bir kalıba oturmuş ve insanlar güvenli ve zevkli bir biçimde bu sporu icra eder hale gelmişlerdir. Bu kulüpler ateşli silahların ne kadar tehlikeli olduğunun farkında olan insanlarla vücut bulduğu ve ateşli silahlarla meydana gelecek yaralanmaların telafisi olmayacağını bildikleri için, atış emniyet tedbirleri kapsamında alınması gereken önlemleri paranoyaklık seviyesinde alınması için gerekli özgüveni göstermektedirler.

 

Günümüzde ateşli silahların kullanımı ve emniyet tedbirleri hakkında kalıplaşmış ve olması gerekeni bildiren dört temel kural şunlardır:

  • Tüm tabancalar her zaman doludur.
  • Namluyu asla zarar vermek istemediğiniz bir canlıya/nesneye çevirmeyin.
  • Yalnız nişan hattına girdiğinizde parmağınız tetiğin üzerinde olsun. Nişan hattı dışında parmağınız tetik korkuluğu dışında olmalı.
  • Hedefinizi ve arkasında ne olduğunu belirlemeden atış yapmayın, nişan almayın.

 Yine IDPA’nın atış kuralları kitabından alıntı yapılmış olan, atıcının yarışma esnasında silahını yere düşürmesi sonucunda başına gelebilecekleri belirten kuralı da yeri gelmişken eklemekte fayda var;

Silahın Düşürülmesi:

 Dolu veya boş silahı düşürmek veya düşmesine neden olmak, Doldur ve Hazırla komutları sırasında, yarışmanın doğal akışı içerisinde, şarjör değişimi veya tutukluk giderme sırasında veya şarjör Çıkart ve Atım Yatağını Göster komutları sırasında maçtan diskalifiye ( DQ) ile sonuçlanacaktır. Atıcı silah düşürürse, SO hemen “Dur” - “Stop” komutunu verecektir. SO, düşen silahı yerden alır ve silahın atım yatağını boşaltıp güvenli halde atıcıya iade eder. Atıcı SO dan teslim aldığı boş silahını kılıfına koyar ve atıcı, IDPA maçından diskalifiye edilir.

 

TÜRKİYE’DE ATIŞ KÜLTÜRÜ:

Silah Türk kültür tarihinin en eski dönemlerinden itibaren farklı boyutlarıyla hayatın bir parçası olagelmiştir. Türklerin yaşam şartlarına bağlı olarak bir yandan hayatta kalmanın vesilesi olan silah, bir yandan da kültürel bir ögeye dönüşüp sembolik anlamlar kazanmıştır. Özellikle atlı-göçebe dönem geleneksel yaşam biçimi içerisinde silah, kahramanlığın, gücün ve iktidarın gerçekleşmesinin temel unsuru olmuştur. Bu bağlamda erkeklik ve  toplumsal cinsiyet çalışmalarının popüler ifadesiyle- hegemonik erkeklik ile silahlar arasında yakın ilişkinin olduğu çeşitli çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlardan biridir. Erkeklik rolünün inşasında silahla sağlanan güç, farklı toplumlarda değişkenlik gösterebilir.

Eski Türk silahları; ok, yay, kılıç, kama, mızrak, zırh, miğfer ve kalkan olarak sıralanmaktadır. Türk kültür tarihine bakıldığında ok ve yayın çok eski devirlerden itibaren kullanıldığı görülmektedir. Tunç, demir, kemik veya taş uçlu (temrenli) oklar kullanan Türkler, savaştan önce oklarının ucunu keskinleştirip etki gücünü artırarak silahlarını geliştirmiştir. Çeşitli şekil ve özellikte yapılan ok ve yaylar, hem bir savaş aleti hem de bir avlanma, besin elde etme gereci olarak kullanılmışlardır. Ucuna, zehir konulan okların ölümcül tehlikeli bir silah olduğunu belirten Durmuş, bunları “ilkçağın uzaktan güdümlü silahları” olarak tanımlamaktadır. Hunların yaptığı ve ilk defa Mo-tun zamanında kullanılan ıslıklı (vızıldayan) oklar ise “en korkunç olanlar” şeklinde belirtilmektedir.

Av ve avcılık Türklerin geleneksel yaşam tarzı içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Av için öncelikle binek hayvanı ve hedefi vuracak silah da kültürel hayatın bir parçası olmuştur. Eski Türklerde “çocuklar çok küçük yaşta ata binmeyi öğrenmeden önce, koyunlara ya da iğdiş edilmiş koçlara bindirilmekte, yay gerebilmekte ve kuşlara, gelinciklere, farelere ok atabilmektedirler; büyüdüklerinde beslenmeleri ve giyimleri için gerekli tilki ve tavşanları avlamaktadırlar.”

 

Buradan bakıldığında Türklerde av, hayatta kalmanın bir gereği olarak doğal bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Avın asıl işlevinin ise silah kullanma becerisinin çocuklara erken yaşta öğretilmesine imkân veren bir uygulama alanı olarak düşünmek mümkündür. Bu sebeplerden ötürüdür ki Türk kültüründe silah ve atıcılık var olma anlayışının temelindeki ihtiyaç duyulan nesnelerdir.

Düğün, kutlama, bayram gibi özel günlerde havaya ıslıklı ok atmak ve en uzağa ok atan atıcıyı seçmek Türklerin silahla alakalı bilinen en eski geleneklerinden birisidir. Düğünlerde hedefe ateş ederek alandaki en iyi atıcıyı seçmek ve onu ödüllendirmek yine bu geleneğin devamı ve göstergesidir. Atalarından ve dedelerinden miras kalan silahlara evladı gibi bakıp kollamak da Türklerin silah sevgisinin bir sonucudur.

 Silah ve atış kültürünün ülkemizde henüz gelişmediği dönemlerden kalma bir alışkanlığımız olan havaya ateş etme konusuna da değinmeden konuyu tam anlamıyla anlatmış olamayız. Havaya ateş etme geleneği Ortadoğu ve özellikle Arap toplumlarının hemen hemen hepsinde görülen bir alışkanlık olarak ortaya çıkıyor. Ülkemizin bulunduğu konum itibari ile bu kültürden etkilenmiş olması da silah ve atış kültürümüze katmış olduğumuz olumsuz ve ölümcül alışkanlıklarımızdan birisidir.

 Havaya atılan her merminin geri düşeceğinden habersiz yapılan bu eylem ülkemizde binlerce insanın felç kalarak hayatının kararmasına sebep olmuştur. Havaya dik açıyla ateşlenen 9 mm bir mermi çekirdeğinin yere düştüğünde ulaştığı hız insan vücudunu delmeye ve hatta birkaç santimetre ilerlemeye yetebilecek seviyededir. Son yıllarda denetimlerin artması, bilinçlendirme kampanyalarının yapılması, eğitimlerin verilmesi ile bu alışkanlığın azalmaya başladığı görülse de özellikle ülkemizin doğusunda ve kuzey kesiminde halen devam etmektedir.

 

YORGUN MERMİ:

"Yorgun mermi" terimi, silahlarla atılan mermilerin bir süre uçuş ve çarpma sonucunda hız ve etkinliğini yitirdiği durumu ifade eder. Mermiler, atış sonrasında uzak mesafelere ulaşırken hava sürtünmesi ve diğer faktörler nedeniyle kinetik enerjilerini kaybeder ve yavaşlar. Bu durumda, mermi hedefine ulaşırken daha az zarar verici ve penetrasyon gücü düşük olabilir. Bu tür durumlarda mermilere "yorgun mermi" denir çünkü hedefe ulaşırken ki performansları ilk atıldıkları an kadar etkili olmaz. Bu durum, uzun menzilli atışlarda ve silah mermilerinin etkin menzilinin sınırlarında daha belirgin hale gelebilir. Askeri ve polis güçlerince bu etkiyi minimize etmek için mermi tasarımları ve ateşleme teknolojileri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. 

Yorgun mermiler, hedef üzerindeki etkileri biraz azalmış olsa da ölümcül olabilirler. Özellikle yakın mesafelerde veya savunmasız bölgelere isabet ettiğinde, yorgun mermiler bile ciddi yaralanmalara veya ölümlere neden olabilir.

Her türlü mermi ve silah kullanımı özenli ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Silahların etkin menzili ve mermi performansları, kullanıcının güvenliği için önemli bir faktördür. Silah kullanımı sırasında güvenlik kurallarına uyulmalı ve uygun eğitim alınmalıdır. Ateşli silahlarla dikkatsizce ve hedefi belirlemeden ateş etmek, her türlü mermi türünün istenmeyen sonuçlara yol açabileceği unutulmamalıdır.

 Son yıllarda ülkemizin silah sanayi sektöründe kat ettiği başarının da vermiş olduğu bilgi birikimi ve batıdan aldığı örneklerin uygulanmaya başlamasıyla atış kültürümüze olumlu birçok girdi yapılmış durumdadır. Yerli silah firmalarımız Avrupa pazarında isim yapmış ve ciddi satış rakamlarına ulaşmış durumdadır. Yine yerli büyük silah üreticilerimiz Avrupa’da olduğu gibi yerli eğitici akademiler(Sarsılmaz Akademi, Canik Akademi)  kurarak ülkemizde atıcılık kültürünü geliştirip profesyonel hale getirmeye çalışmaktadır. Atıcılığı ülkemiz insanına hobi olarak kazandırmanın yanında atıcılık kurallarının belirlenmesi, emniyetli ve güvenli silah kullanımını öğretmeyi amaçlamakta ve bu alanda ciddi başarılar kat etmektedirler.  

 Yeni kurulan akademilerin yanı sıra uluslararası geçerliliğe ulaşmış atıcılık yarışmalarına da ülkemizden yarışmacı yetiştirmektedirler.

Bu ve bunun gibi çalışmalar ülkemizde atış kültürünün gelişmesine önayak olmakta ve güvenli, zevkli, hobi amaçlı ve insani duygularla silahların kullanımını kolaylaştırmaktadır. 

 

 

 

ATIŞ EMNİYETİ İLE İLGİLİ ESASLAR:

Atış ve atıcılıkla alakalı emniyet tedbirleri belirli esaslarla sabitlenmiş ve uluslararası geçerlilik kazanmıştır. Ordumuz tarafından hazırlanmış ve emniyetle alakalı konularda esas alınan Her Sınıf İçin Atış Emniyet Yönergesinde(167-5(A)) bu esaslar şu şekilde belirlenmiştir;

  1. Eğitim ve tatbikat maksadıyla yapılacak bütün atışlarda emniyet ön planda tutulacak; bu yönergede açıklanan tedbirler alınmaksızın atışa başlanmayacaktır.
  2. Atışın yapılacağı günlerde, atış zamanından en az iki hafta önce atışın yapılacağı yer, tehlikeli bölge hudutları ile her gün atışın başlama ve bitiş saatleri, ilgili bölge halkına resmi makamlar vasıtasıyla duyurulmalıdır.
  3. Emniyet tedbirlerinden doğacak kısıtlamaların gerçek bir eğitimi engelleyecek seviyede olmamasına dikkat edilir.

ç. Atıştan önce, tehlikeli bölgenin kapsadığı saha kontrol edilerek, gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı tespit edildikten sonra atışa başlanır.

  1. Her cins mühimmat için atışı men ve tahditli mühimmat olabileceği personele anlatılmalıdır. Bu kapsamda, onaylı atışı men ve tahditli mühimmat listeleri atıştan önce incelenmeli ve atış yapılacak mühimmatın atışı men ve tahditli listesinde olmadığından emin olunur.
  2. Atıştan sonra, atış bölgesine serbest giriş müsaadesi verilmeden önce, bütün atış bölgesi araştırılacak; atış esnasında yeri tespit edilerek krokiye işaretlenmiş patlamamış mermiler ihtisas personeli tarafından (patlayıcı madde imha uzmanı) Patlamamış Mühimmatın Bulunduğu Yerin Keşfi Talimnamesi (KKT 9-16)’nde belirtildiği şekilde imha edilinceye kadar gerekli emniyet tedbirleri alınır.
  3. Atış esnasında, bir tehlike ihtimali sezen herhangi bir şahıs derhal; ATEŞ KES! komutu vermek yetkisine haizdir. Atış yapan birlikler uzakta bulundukları takdirde, bu komut muhabere vasıtaları veya önceden kararlaştırılmış işaretlerle verilir.
  4. Atış yerindeki bütün cephane bir kaza vukuunda, tutuşma ve infilak ihtimallerini en aza indirecek şekilde yerleştirilmelidir. Her cins cephane için atıştan önce, atış esnasında ve atıştan sonra gerekli tedbirler ilgili teknik tarifnamelerde belirtildiği şekilde alınır.

ğ. Kartuş halindeki atışa hazır cephanede herhangi bir değişiklik ancak ilgili teknik ve ihtisas personeli nezaretinde yapılmalıdır. Bunun dışında, kartuş halindeki cephanede herhangi bir değişiklik yapmak, eğitim veya diğer maksatlar için yetkili makamların emri olmadan patlayıcı maddelerin terkibinde değişiklik yapmak, tehlikelidir ve kati surette yasaktır.

  1. Standart olmayan patlayıcı maddelerin birlik eğitiminde kullanılması (içinde patlayıcı madde bulunan cephane dahil) yasaktır. Yalnız ilgili teknik sınıflarca özel olarak kabul edilmiş veya ilgili listelerde belirtilmiş olanlar bu kurala tabi değildirler.

 

ı. Kara kuvvetleri birliklerince, mermi yolu tepe yüksekliği 50 m’yi geçen silâhlarla yapılan atışlarda, atış alanını kapsayan bölgenin dört noktasının coğrafi koordinatları ile 1/25.000 ölçekli haritadan, atış yapacak silahın atış bölgesindeki azami menziline ait tepe yüksekliği (Üst Açı Grubu (ÜAG) dahil), Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, kurum ve müesseselere, atıştan en az 15 gün önce, NOTAM’a Esas Atış Haber Formu Hazırlama D/T (K.K.K. Nu.: 59-2)'na uygun olarak yazılı duyurulmasıdır. Bunun için, NOTAM'a Esas Atış Haber Formu hazırlanarak, atış veya atışlı tatbikattan 15 gün önce, TSK NOTAM Yönergesi (MY 222-1)’nde belirtilen makamlarda bulunacak şekilde, yolda geçecek süre de hesaplanarak gönderilir.

  1. Deniz kıyılarında yapılacak atışlar için NOTAM'a Esas Atış Haber Formu, atıştan 5 hafta önce, TSK NOTAM Yönergesi (MY 222-1)’nde belirtilen makamlarla birlikte Dz.K.K. lığı Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına da gönderilir. Gazete ve radyoda ilan bedelleri, atışı yaptıran birliklerin ödeneklerinden karşılanır.
  2. Cephane depolarının meskûn yerlerden ve ana yollardan uzaklığı Mühimmatın Depolanması Teknik Talimnamesi (TT-9-1300-206A)’ndeki muhtelif miktar ve mesafe cetvellerinde gösterilen esaslara uygun olmalıdır.
  3. Atışın devamı süresince, bütün atış sahasına hakim bir tepeye kırmızı renkte, EK-B'de şekli ve ebatları belirtilen atış flandrası, atış direğine çekilecek ve atışın bitişini müteakip indirilecektir.
  4. Atış alanlarında, atış icra edilirken, vukuu muhtemel yangın olaylarının büyümeden önlenmesini sağlayacak tedbirler alınacaktır.
  5. Bütün atış alanlarında, emniyet ihlallerinde; ateşin kesilmesi, ihlal olayına müdahale edilebilmesi için derhal kullanılabilecek tedbirler alınacaktır.

KAYNAKÇA:

 

Etiketler:
Oğuzhan KARAKAYA
Standart Üye / 2 Yazı / 235 Okunma


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST