Loading

Geri Dönüşüm ve Çevre Duyarlılığı için Kişisel Adımlar

S.O.S. Dünya

Dünyanın günden güne insan elinde yok olmasını kahrolarak izleyenlerdenim. Ben tek başıma ne yapabilirim ki diye köşeme çekilip sadece seyirci kalmamak için gün içinde kullandığım metotları sizlerle de paylaşmak istedim. Denizyıldızı hikayesini bilirsiniz. Tek bir insan fark yaratabilir.

Gözümüzün önünde olmadığı için idrak edemediğimiz muazzam bir kirlilik söz konusu. Özellikle plastik konusunda. Plastik poşetlerin doğaya bırakılmasından en az 1000 yıl sonra bu ürünlerin tamamen çözülmesi gerçekleşir. Aynı şekilde plastik tabakların çözülmesi için 500 yıl, pet şişeler için 400 yıl gibi süreçler gerekmektedir. Ekosistemin kendini iyileştirme yenileme süreci biz insanların kirletme hızına yetişemiyor. Yani mutlak sona doğru yol alıyoruz. Bu yüzden kişisel çabalar her şeyden önemli. Çünkü kişisel bilinç bulaşıcıdır.

Çevreye daha az atık bırakacak bir yaşam şekli aslında hiç de zor değil. Bu çabayı “evde” ve “sokakta” olmak üzere ikiye bölebiliriz.

Evde neler yapabileceğimiz ile başlarsak;

Çöplerimiz. Evden çıkardığımız anda ki bunu olanca hızla yapıyoruz, gerisini hiç düşünmüyoruz. Oysa çöplerimizi ayrıştırarak doğru yere gitmesini sağlamak verdiğimiz zarar için çok önemli bir telafi. Birçok belediye mahallelere geri dönüşüm kutuları yerleştirdi son yıllarda. Plastik, kağıt, cam, organik gibi sınıflandırmalarla çöplerinizi ayırdığınızda geri dönüşüme katkı sağlamış olursunuz. Böylece doğada yok olması yüzyıllar sürecek atıklar tekrar kullanım döngüsüne girer.

Bunun dışında, özellikle mutfaktaki saklama depolama kaplarınızı plastik yerine cam olanlardan tercih ederseniz de büyük bir adım atmış olursunuz. Marketlerde raflarda en eski ürünler rafın en önündedir, fark etmişsinizdir. Aynı sistemi buzdolabınızda uygulamak da atık üretiminizi azaltacaktır.

Çevremde dikkatimi çok çekiyor, birçok arkadaşım ve komşum eve içme suyu alırken pratik olduğu için litrelik şişeleri tercih ediyor. Günde en az 4 tane litrelik su şişesi eşittir muazzam bir plastik atığı. Çeşme suyu içemiyorsanız ya da arıtmanız yoksa zararı azaltın en azından ve içme suyu alırken damacana, hatta cam damacana kullanmaya çalışın.

Sokaktaki daha vahim bir hikaye;

En basiti ile başlayalım, şöyle bir yürümeye çıktık ve susadık. Bir plastik şişe su al, iç, çöpe at. Bunu her gün kaç milyon insan yapıyor, hesaplayabilir misiniz? Çözüm çok basit, evden çıkarken mataranızda suyunuzu yanınıza alın ve işte sıfır atık.

Alışverişe gidiyoruz. Poşetler dolusu şey alıyoruz. Bu sene başında başlayan ücretli poşet uygulaması büyük marketlerde poşet tüketimini 25% oranlarına dek düşürdü fakat küçük marketler, manavlar, pazar tezgahları hala muazzam miktarda poşet tüketimine sahne olmaya devam ediyor ki kimileri “akıllı” davranarak buralarda daha çok poşet alıp poşetin ücretli olduğu zincir marketlerde kullanmak için stokluyor... Piyasada çok sevimli, doğa dostu bez torbalar mevcut. Bu plastik poşet krizi de kendi piyasasını yarattı haliyle. Uygun fiyatlı birkaç bez torba edinmek ve alışverişe giderken bunları yanınıza almak basit bir çözüm, bedeliyse paha biçilmez. Alışverişe gitme amacıyla evden çıkmasam bile çantama bir bez torba katlayıp koyuyorum mutlaka. Zaten hiç yer kaplamıyor ve anlık bir ihtiyaç olursa da plastik poşete mecbur kalmıyorum.

 

Piknik. Ne çok severiz. Sosyal medyada doğadaki insan izi ve hayvan izi gibi paylaşımları sık görüyoruz. Bir süre bir yerde zaman geçiren insanın ardında bıraktıkları eğitimsizlikten başka bir şey değil. Hava atmayı da çok severiz ya hani. “Bak ben arkamda hiç atık bırakmıyorum” havası atmayı denesek nasıl olur?

Öncelikle piknik gibi aktivitelerde kolayımıza gelen tek kullanımlık çatak bıçak tabak gibi şeyler alma alışkanlığını bir kenara bırakmamız gerek. Az yer kaplayan, pratik, saklama ve taşıma açısından işlevsel setler var. Kimse yorucu bir eğlencenin ardından eve gelip bulaşıkla uğraşmaktan hoşlanmaz ama yapmak zorundayız. Bir günde birkaç kişi olarak değil, her eylemimizi global ölçüde düşünmek gerek çünkü bizim yaptığımızı milyarlarca insan daha yapıyor. Tabak, çatal mevzusu dışında geri dönerken çöplerimizi de yanımıza alıp doğru yere atmayı unutmuyoruz elbette. Bu algı, biz kampçılar arasında epey gelişti. Günübirlikçileri de aramızda görmek dileğiyle 😊 

 

Yemek yemek için dışarı çıktık. İlla bir şeyler içeceğiz. İçeceğin yanında pipet de gelecek tabi. O minicik pipetin çevreye verdiği zarara inanamazsınız, tek bir günde dünya çapında milyarlarca pipet çöpe atılıyor. Pipete de yapacak bir şey yok demeyin çünkü var. Fotoğraftaki gibi bir metal pipet seti edinirseniz, tabi her eylemimizde olduğu gibi yakın çevremizi de böyle yapmaya teşvik ederek, denizleri, ekosistemi ve haliyle kendimizi kurtarmak adına muazzam bir adım daha atmış olursunuz.

 

Son olarak, arabalar büyük kolaylık ancak doğaya saldıkları zararlı kimyasal atıklar buna değmez. Gerçekten gerekmedikçe lütfen araba kullanmayın. Toplu taşıma, bisiklet ve tabanvay sizi sandığınızdan daha çok ve daha uzak yerlere götürebilir. 

 

Şimdi bu yukarıda anlattıklarım ana hatlar. Çok daha hassas ve dikkatli davranmak elbette elimizde. Ama ürkütmeden, bunlar da ne manyakmış dedirtmeden küçük adımlarla fark yaratmaya başlayabiliriz, değil mi? Amaç aşağıdaki gibi fotoğraflardaki yok oluş hikâyesini tarihe gömmekse, değer.

İlk fotoğraf kişisel arşivimden. Geçen yaz Çıralı Yanartaş. Oturduğumuz alanda yerimden hiç kalmadan sadece çevremde gördüğüm izmaritleri topladım. 1 metrekare alanda bir bardak izmarit doldu. Büyük resmi gözünüzde canlandırın.

 

 

Seval KESKİN
Redaktör

1985 doğumlu. 8 senelik İtalyan Dili ve Edebiyatı macerası için Ankara'da verdiği uzun mola sonrası hala Antalya'da ikamet etmekte. Yazılım sektöründe geçirdiği kurumsal yılların ardından şu an huzurla çevirmen olarak çalışmakta. Kalıplaşmış düşünce çerçevelerinin dışına çıkabilen insanları ve bunun dışında kitaplarıyla yalnızlığı tercih eder, kedi sever, bisiklet biner, doğa aşığı bir kamp insanıdır.  


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST