Loading

Yapılan "İş" ve Anlamı

Bilerek, isteyerek yapılacak iş, verimli sonuçlanır.

Toprak ve ağaçlar

YAPILAN “ İŞ “ ve  “ ANLAMI

 

Yıllar oluyor; şimdi rahmetli olan bir meslektaşımla, iş, işgücü ve işçi sağlığı konusunda mesleğimize ilişkin bir söyleşi yaparken, anlattığı bir bilimsel çalışma çok dikkatimi çekmişti. Anlatan arkadaşım da isim ve tarih anımsamadığı için olayın kaynağını tam olarak göstermem olanaksız. Önemli olan olayın ilginçliği; ama bu çalışmaya bir kitapta ya da makalede rastlarsanız, bana da iletin lütfen. Olay şöyle:

Bir tarihte İngiltere’de bir biliminsanı bir işyerinde araştırma yapıyor; ergonomi (İşbilimi) konusuyla ilgili olacak ki; paketleme servisinde çalışan bir kadın işçinin bir dakikada 30 adet çikolata kutusunu paketleyip önündeki bir delikten depoya aktardığını gözlemliyor. Kadın öylesine hızlı çalışıyor ki; paketleme yaparken yol kenarındaki camekândan onu onlarca kişi izleyip alkışlıyor. Zaten araştırmacıyı böyle bir incelemeye iten de bu, izleyenlerin sevinç duygusu. İşletme yönetimiyle ilişki kuran araştırmacı, onların izniyle paketleme yapan görevli ile konuşuyor, beğeni duygularını dile getiriyor ve küçük bir noktada dikkat gösterirse daha çok paket yapabileceğini kendisine anlatıyor.

İşini ve çalışmayı seven kadın, takdir edilmenin verdiği güvenle, söylenenleri hemen uygulayacağını belirtiyor. Kendisine uyarı olarak söylenen şey, pakete son düğümü atarken zaman kaybına neden olan gereksiz bir minik hareket. Kadın işçi; bunun çok kolay olduğunu hemen bu hareketten vaz geçeceğini, dolayısıyla zaman kazanacağını belirterek çalışmasını sürdürüyor ve bu kez dakikada 40 paket çikolata göndermeye başlıyor önündeki delikten. Bu sonuca kendisi şaştığı gibi, camekândan onu izleyenler de şaşırıyor. O küçük kasabada günlük bir konu oluyor bu hızlı kadın.

Araştırmacının aklında başka konular olacak ki; işyeriyle önceden anlaşan araştırmacı zaten para ödülü alan paketlemeci kadına “ sana bir ödül de ben vereceğim, burada çok yoruluyorsun, küçük bir iş değişimi yapalım. Başka bir arkadaşın buraya gelsin ve sen delikten paketleri attığın yere geç ve daha rahat çalış, yarın ben sana yapacağın işi anlatacağım” diyor.

Ertesi sabah, bizim harika hızlı kadın yeni yerine geçiyor araştırmacıyı dinlemeye başlıyor. Odada bir çalışma masası, masada makas cinsinden bir kesici alet masanın öbür ucunda da yine bir delik var çöplerin(!) atılması için.

“Sizin yapacağınız iş çok kolay” diyor araştırmacı “Masanın üstünde olan delikten size paketlenmiş bir çikolata kutusu gelecek, siz onun ambalajını bu makasla kesip masanın ucundaki delikten aşağı atacaksınız, yapacağınız işin hepsi bu kadar “diyor.

Bu kadar kolay işe çok seviniyor ödüllü işçi, birkaç gün hevesle çalıştıktan sonra büyük bir form düşüklüğü yaşıyor. Yukarıdan gönderilen ambalajlı kutular vaktiyle kendisinin gönderdiği hızda olmasa bile, önünde yığılıp kalıyor. Paketleri bozup çöp deliğinden göndermeye gücü yetmiyor, daha doğrusu çalışmak içinden gelmiyor. Araştırmacıyı bulup ona şikâyetini anlatıyor. “Ben eski yerimde çalışmak istiyorum, o işimi vermezseniz ayrılmayı bile düşünürüm; çünkü yaptığım işten bir zevk almıyorum, anlamsız bir zaman tüketimi gibi geliyor bana” diyor. Araştırmacı gülümsüyor ve “ Size çok teşekkür ederim, çalışmamız sizin bu açıklamalarınızla sona erdi. Sizi biraz üzdüğümüz için özür dilerim. Yine eski yerinize ve bu kez dakikada 40 paketi aşmayı deneyin” diyor.

Çalışırken, yapılan  “ iş”te bir anlam aramak gerçekten çok önemlidir. Ürettiğimiz ürünün birilerinin işine yarayacağı düşüncesi bile insanı sevindirip mutlu edebilir. Bir dokuma işçisinin makinede diktiği bir çocuk giysisi onu mutlu ediyorsa, onun bir çocuğu sarıp sarmalayıp ısıtacağını düşünebiliyorsa, tezgâhına daha bir istekle oturabilir gibi geliyor bana.

Konuyla ilgisi yönünden aklımda kalmış demek ki, “İnsanlar Yaşadıkça” filmini anımsadım birden. Burt Lancester, Montgomery Clift ve Frank Sinatranın Oscar ödüllü unutulmaz filminde bir sahne vardı. Erlere sürekli eziyet eden çavuş, film kahramanlarından birine bir çukur kazma görevi veriyor. Boyutları oldukça büyük olan çukurun kısa sürede tamamlanması gerektiğini de emrediyor. Bir süre sonra bir arkadaşıyla oradan geçen çavuş elindeki gazeteyi çukura fırlatarak “Şimdi de bunun üstünü kapa çıkardığın o toprakla” diyor. Toprağı kazarken bir emri yerine getirmek isteyen askerin, bu gazete gömme işi için mi ben bu işi yaptım düşüncesi, onu güçsüz ve dermansız bırakıyor.

Hepimiz için öyle değil mi? Yemeği tencereye koyan annenin, küçücük haftalığı ile evine minicik bir helva götüren çocuk işçinin, Cumhuriyet Bayramında sınıfını süsleyen öğrencinin içinde; yaptığı işin güzel bir sonucu olacağı umudu vardır. Biliminsanları tartışadursunlar hâlâ; umut nedir? Sevincin yoğunlaşacağı düşüncesi midir? Bir ruh hali midir? Yoksa yoktur da biz ona sarılırız, varmış gibi? Uzayıp gider bu benzer düşünceler.

Bence umut; yaptığın işin sonucunun bir işe yarayacağını önceden sezmek ve bu sonucu sevinçle beklemektir.

Yapacak iş bulma umudunuz bol, günleriniz aydınlık olsun.

Yalçın Anıl
Standart Üye / 47 Yazı / 387,3K Okunma

1938 Samsun doğumlu Orman Y.Müh. Emekli


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST