Loading

Benim “Efemera” larım

Bir Bahçe Köşesi

BENİM “EFEMERA” LARIM

 

Efemera” nın ne olduğunu bilen kişi sayısı azdır sanıyorum. Ben duymakta gecikmiş olabilirim; ama, sözcüğün ülkemize girişinin 2000 yılı olduğunu söylüyor kaynaklar. Kaynaklar dediğim de Google sayfalarında yer alan, aynı ana kaynaktan “kes-yapıştır” alıntılar yapan yazılar. Hepsinden yararlanabilirsiniz; fakat en sağlam ana kaynak şu çalışma:

 

Bu makalenin Bilgi Dünyası’ndaki özetini – okuyuculara ışık tutması için- aşağıya alıntılıyorum: 

 

"Bilimsel çalışmaların farklı kaynaklarla desteklenmesi, araştırmaların eksiksiz bir şekilde ortaya konulabilmesi bakımından önemlidir. Bu bağlamda özellikle gündelik yaşamın ayrıntılarını belgeleyen ve bu nedenle kültür tarihi çalışmalarında kullanılabilecek güçlü niteliklere sahip efemera türü belgelerin de bilgi kaynağı olarak değerlendirilmesi gerekir. 16. yüzyıldan itibaren gündeme gelen, özellikle bilimsel araştırma paradigmasının değişimiyle sürekli artan bir önem kazanan efemera, konuya yaklaşım ve kaynak değerleri yanı sıra tanım ve türleri anlamında da tartışılmaktadır. Bu bilgi kaynağının özellikle koleksiyoncular, arşivciler, kütüphaneciler ve müzeciler tarafından mesleki bakış açılarına dayalı çeşitli tanımları yapılmıştır. Ayrıca efemeranın türlere dayalı olarak değerlendirilmesi söz konusudur ve şüphesiz bunlar arasında arşivlerin, kütüphanelerin ve müzelerin koleksiyonlarına dâhil edebilecekleri birbirinden farklı türler bulunmaktadır. Bu makale, temelde Türk arşivcilerin dikkatini efemera konusuna çekmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, efemeranın tanımı ve tanımsal sorunları incelenerek arşivcilik bakış açısını yansıtan yeni bir tanım getirilmeye çalışılmış, farklı bakış açılarıyla sınıflandırması ele alınmış ve arşivlere kabul edilebilecek türlere de değinilmiştir".

 

Konuyu derinlemesine irdelemek isteyenlerin, anılan makaleye başvurmaları gerekir.

Meraklısına ışık tuttuğumuz bu yolda biz de biraz birşeyler öğrenmek istersek; efemera sözcüğünün eski Yunanca “ephemeron” ve “emeros” sözcüklerinden İngilizceye “ephemera” olarak geçtiğini, günlük kullanımdaki özellikle yazılı ya da basılı kâğıt malzemelerin biriktirilmesinden başka bir şey olmadığını, bilmemiz gerekir. Şimdi öğreniyorum ki; ben en azından 75 yıllık “efemerist” mişim. Efemera biriktirenlere böyle diyorlar çünkü. İlkokul son sınıftaki öğretmenimin el yazılı takdirnamesinin, başöğretmenimin geçmiş olsun yazısının bendeki değerleri dışında da kıymete bindiğini yeni öğreniyorum. Bunlar da bir şey mi, gazete kesikleri, kartvizitler, kartpostallar, mektuplar, davetiyeler yani taşıması ve saklaması kolay ıvır-zıvırlar.

Zaten çoğu kimse “ıvır-zıvır” sözcüğüyle karşılıyor “efemera"yı. Öte yandan “dağarca” diyen de var “döküntü” diyen de. Dikkat edilirse; efemeranın bizim dilimizdeki her karşılığında hafif bir küçümseme aşağılama var gibi…

Yabancı sözcük kullanmaya karşı olsam da- anlamlı bir karşılığı bulunana kadar- ben “efemera” diyorum. Bizim sözlüklerde henüz yerini almamış; ama İngilizce sözlüklere göre anlamı “ kısa ömürlü her hangi bir şey” …

Ben şimdi kendi uygulamalarımdan elde ettiğim bazı sonuçları, efemera nitelikleri olarak belirtilen bilgilerle denetleyeceğim:

 

  • Biriktirmek amacıyla üretilmezler” deniliyor; ben de bir kenarda dursun düşüncesiyle – adını bile bilmeden saklamışım efemeraları. Efemera biriktireyim diye bir amacım zaten yoktu.

 

  • Kısa ömürlü olurlar ” deniliyor, hiç de öyle değil; ben kullandığım, yok etmediğim sürece pekala yaşıyorlar. Örneğin ilkokul birinci sınıf dergilerim bugün tam 78 yıllık. Ben kullandım; ciltlettim ve benden sonra iki kızkardeşim daha kullandı. Torunum ilkokuldayken birlikte yaptığımız sayfa onarımlarından sonra –yeniden yaptırdığım - güzel cildin içine açıklamalı bilgiler ekledim ve üniversiteyi bitirince kendisine armağan ettim. Kim demiş efemeralar kısa ömürlü diye.

        Salvador Dali sergisi için aldığım biletin ömrü, sergiyi geziş süresiyle sınırlı olabilir; ama ben saklarsam yıllarca                sürebilir kapsadığı anılar.

 

  • Gerçek değerleri zamanla anlaşılır” dedikleri doğru. Aziz Nesin’in bendeki birkaç mektubu ve rahmetli dayımın vasiyeti olarak çocuklarının Vakıf’a yatırdığı paranın makbuzunun değeri bizler için ölçülebilir mi?

 

  •  “Yararlıkları değişken” olurmuş; kuşkusuz doğru. Benim efemeralarım arasında bulunan, Alp Dağlarının yamaçlarından derlenmiş kuru bir çiçek (Leontopodium alpinum), belki benden başka kimseye bir şey söylemez. Söylemez; ama, Julie Andrews’in bu çiçek için seslendirdiği “Edelweiss” şarkısını internette beğendiğini söyleyen ihtiyar bir kadının çocukluk anılarını – acı da olsa –yeniden yaşatabilir. Çünkü babası İkinci Dünya Savaşında ölüme giden bir askerdir Avusturya ordusunda ve bu şarkıyı hiç dilinden düşürmez savaşa gitmeden önce. O günlerin küçük kızı Gabrielle bugün benimle yaşıt bir ihtiyardır. Kuru çiçekli bir “Edelweiss” efemerası, internet sayfasında beni ve Gabrielle’i 70-80 yıl öncesine götürebilmektedir.

 

  • Ivır zıvır ürünler olarak küçümsenirler” yargısı da pek yerinde değil gibime geliyor. Gerçi biz işimize yaramayan herşey için bu değerlendirmeyi kullanırız; ama o gün gereksiz görünen şeylerin bir başka gün aranan nesneler olacağını önceden kestiremeyiz kimi zaman. Küçük bir anı ile perçinlemek isterim bunu: Çalıştığım araştırma kurumunda, kısa sürede hazırlanması istenen bilgiler olurdu sıklıkla. Bakan bir yurtdışı gezisi yapacak olsa; gidilecek ülkenin doğal yapısı, çevre sorunları, demografik yapısı ve benzeri konular gündeme gelirdi ansızın. Bu nedenle, genel bazı konuları önceden hazırlayıp bir kenara koyardık. Teknik eleman kadrosu istemenin gerekçeleri için hazırlanmış acıklı sayfalar da yer alırdı bu kutuda, önemli bir konudaki Tübitak raporu da. Başka amaçlarla kullanmak için yaptırılan çok uygun bir siyah cilt beziyle kaplı bir kutumuz vardı. O zamanki müdür bu kutuda toplardı bu belge ve bilgileri. Gerçekten çok işimize yarardı “karakutu” adını verdiğimiz bu gereç. Uçak kaza kırım raporuna yardımcı olan karakutudan esinlenmiştik kutuya ad koyarken… Biz karakutu diyorduk; ama müdürümüz emekli olunca yeni gelene kutuyu tanıtmak istediğimizde kutu üstündeki etiketi farkettik: Kutumuzun adı “Ivır Zıvır” olmuştu artık. Kendisi Amerika’da master yaptığı için biz de kutunun adına yabancı bir söylem yakıştırdık kendimizce: “Ayvır Zayvır” dedik kutuya. Her iki yönetici de rahmetli oldu, kurum dağıldı, hepimiz de bir köşeye dağıldık; bu arada bizim “Ayvır Zayvır”ın sonu ne oldu bilemedik.

Sözü “Efemera”ya bağlarsak; sizin çok önem verdiğiniz bir konu, bir başkası için çok rahatlıkla ıvır zıvır olabiliyor. Diyelim ki; ben ilk nüfus kâğıdımı koymuşum efemeralarım arasına. Zaman zaman ben de bakıyorum, eşe dosta da gösteriyorum. İkinci Dünya Savaşının o yokluk dönemini yaşıyoruz birlikte. Nüfus kâğıdımın son sayfalarında “Kaput Bezi Verilmiştir”, “Ekmek Karnesi Verilmiştir” damgaları acı-tatlı anıları yeniden yaşatıyor insana. Torunuma o günlerin ayrıntısını anlatırken yardımcı oluyor bu belgeler bana. Belki başkası için döküntüden başka bir şey değil.

Ben efemeralarıma nasıl bir düzenleme yaptığımı anlatayım size: Zarflar içinde biriktirdiğim 300’ü aşkın efemeram vardı kitaplığımda. Düzenleme yaparken; içinde saydam – plastik zarflar bulunan- klasörler kullandım ve her saydam dosyaya 2 tane efemera yerleştirdim. Arkalı-önlü koyduğum belgeler zarfa bakar bakmaz görülebiliyor. Plastik zarfları numaraladım ve herbirinde hangi efemera olduğunu bildiren dizelgeyi klasörün ön kapağı arkasına yapıştırdım.

Ben her klasördeki saydam dosyaları 1’den başlayarak numaralandırdım. Zaten 3 klasörüm var şimdilik. Mavi-kırmızı-lacivert kapaklı. Hepsinin kapak arkasına yapıştırdığım dizelgelerde 1’den başlıyor efemera numaraları. Konulara ya da tarihlere göre bölümlendirerek sıralamak olanaksız. Onlarca konu, yüzlerce değişik tarih oluyor düzenlerken. Bu durumda; bir efemerayı ararken zorluk olmuyor mu? Oluyor doğal ki… Birazcık uğraş da onun tadı-tuzu artık. Bilgisayarımdaki bir dosyadan klasör dökümlerini tarıyorum, aradığımı nasıl bir başlıkla kaydetmiş olacağımı düşünüyor; çok, ama çok kısa sürede aradığıma ulaşıyorum. Adlandırmaya bir standart getirebilsem işi daha kolay çözerim gibime geliyor.

Önünüze gelen, gözünüze takılan her nesneyi de efemera yapmaya kalkmayın sakın; birlikte yaşadıklarınız size “çöpçü balık” diyebilirler.

Aşağıdaki örnekler benim düzenlediğim klasörlerin ön kapak içindeki dizelgelerinin bir bölümüdür. Dizelgedeki numaralar  o klasördeki saydam zarf sayısını gösterir. Her zarfta genellikle arkalı önlü olmak üzere 2 efemera bulunur. İçeriği kapsamlı ise her zarfta bir efemera yer alır. Klasörler genellikle 30-60 saydam zarf kapsar.

 

KIRMIZI    DOSYA    İÇİNDE    BULUNAN    EFEMERALAR


Cumhurbaşkanı Korutürk’e Mektup Yanıtı Ocak-Şubat 1977

Cumhuriyet Yazarı Sadun Tanju’ya Mektup ve Yanıtı Şubat 1977

Halikarnas Balıkçısı’nın Anıt Mezarı İçin Rapor /Org.Sait Çivril Başsağlığı Mektubu

Aziz Nesin Mektubu 4 Şubat 1976/ 1 Eylül 1978

Aziz Nesin Mektubu 16 Ağustos 1978 / 19 Şubat 1980

Nesin Mektubu 12 Ağustos 190 / 19 Şubat 1980

Nesin Mektubu 10 Haziran 1982 / 26.5.1982 Benim Mektubum

ODTÜ Kayıt+Makbuz+Kimlik / Prof. Dr. Mustafa PARLAR İçin Bana Gönderilen Teşekkür

Cahit KÜLEBİ TDK Mektubu 29.9.1977 / Benim Yanıtım

Fakir BAYKURT Mektubu 6.3.1978 / RTÜK Bşk.Yrd. Servet BİLGİ Mektubu

Prof.Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU’na 9.Nisan 1986 Günlü Mektubum

İlkokul 4 İftihar Belgelerim 18.12.1947 / 5.1.1948

Dumlupınar Başöğretmeni Nâzım ÖZALP Mektubu / Prof.Dr. Cevat GERAY mektubu

EP Politika Dergisine Mektup ve Ali BORATAV Yanıtı 19.07.1993

TÜBİTAK’a Mektubum ve Yanıtı  Haziran 1993

Atlas Dergisine Mektup 10 Ocak 1994 / 25 Ocak 1986 Ragıp AYKIN mektubu

TDK Mektubu 22.2.1979 / Çetin ALTAN’a Mektup 15.11.1980 -19.5.1981

 

 

AÇIK    MAVİ  DOSYA   İÇİNDE   BULUNAN   EFEMERALAR


T.Ormancılar Derneği teşekkür yazısı

Ankara Radyosu’nda yapılan “Ormancılık” konulu konuşmalar planlaması

Finlandiya gazetesi kesiği / Ormansızlaşma paneli

Hasan Pulur yazısı / Mete Akyol yazısı

Hasan Pulur yazıları

Geçmiş Zaman Kasımpatları / Nar ayıklamak

Santral Turizmi  (Nokta Dergisi haberi)

Atılım Üniversitesi’ne kitap bağışı nedeniyle teşekkür / Washington University

Yamagata University  (Japonya) mektubu ve ekleri

MPM Halkla İlişkiler seminer belgesi / MPM Tarım Alet ve Makinaları seminer belgesi

Eğitim Psikolojisi seminer belgesi / Sınaî Eğitim seminer belgesi

Matematik- İstatistik Kursu / Sivil Savunma Kursu

Anadolu Üniversitesi Sınav sonuçları / İngilizce yeterlik belgesi

 

Etiketler:
Yalçın Anıl
Standart Üye / 11 Yazı / 8,4K Okunma

1938 Samsun doğumlu Orman Y.Müh. Emekli


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST