Tamamlanmamış obeliskin kuşbakışı görünümü

Antik Mısır’daki Tamamlanmamış Obelisk

Tarih

27 Mayıs 2019 09:12

 

53

Paylaş:

Dilerseniz Obelisk nedir sorusunu cevaplayarak başlayalım. Obelisk denilen yapıları Türkçede dikilitaş olarak biliyoruz. Birçok yerde Türkçeye geçmiş haliyle Obelisk olarak çıkıyor karşımıza. Dünya üzerinde ilk ortaya çıktıkları yer olan Antik Mısır’da, bu dört kenarlı daire ya da konik şekilli yüksek monolit yapılara tekhenu denilirken, Obelisk kelimesi Yunancadaki Obeliskos kelimesinden gelmektedir. Burada ince bir detay vermemiz gerekirse her dikilitaş obelisk değildir. Obelisk olabilmesi için en kesitinin kare ya da dikdörtgen olması gerekir. Yani yuvarlak olarak yükselen dikilitaşlara obelisk demek teknik olarak hatalı bir tanımdır.

Dikilitaşlar, tipik olarak tapınakların girişinde yer alırlar ve Antik Mısır’ın mühendislik dehasının sembolleridirler. Güçlü antik uluslar, özellikle Roma İmparatorluğu tarafından çok beğenilen bu dikilitaşların hala ayakta kalanlarının yarısından çoğu şu an Mısır dışındadır. İtalya’da 13 tane bulunmaktadır. Aynı mimarinin modern bir örneği günümüzde Washington anıtı ismiyle George Washington anısına inşa edilmiş 168 metrelik bir dikilitaş olarak karşımıza çıkar.

Dikilitaşlar ile Antik Mısır’da Güneş Tanrısı "Ra" sembolize edilir ve günümüze ulaşabilmiş bilinen 27 adet Mısır obeliski bulunmaktadır, bunlardan 5 tanesinin hala ayakta olduğu belirtilmektedir. Obelisklerin piramit şeklindeki uçları ışıldayan metaller kullanılarak kaplanmıştır. Genellikle de altın ya da altın gümüş karışımından yapılırdı. Bu sayede güneşten gelen ışınları hemen yakalar ve parıldardı. Böyle yapılarak, yaratıcının yaşam güç verdiği dramatize edilmiştir. Karnak’taki Hatshepsut Obeliski, ünlü obelisklerdendir. Hatshepsut, 18. Hanedanlığın 5. Firavunudur. Obeliski, Amon’un Büyük Karnak Tapınağına yerleştirilmiştir. Bu obelisk, Mısır’daki en uzun obelisktir. Yaklaşık 30 metre yükseklikte ve 300 tondan ağırdır. Yapımında kırmızı granit kullanılmıştır.

Bu noktada yazımızın konusu olan bitirilmemiş obeliske dönüyoruz. Çünkü bu obelisk tamamlanıp dikilmiş olsaydı gökyüzüne doğru 42 metre yükselerek Karnaktaki obeliskin rekorunu egale etmiş olacaktı. Bu haliyle Antik Mısır’da inşasına başlanmış en yüksek obelisk konumundadır.

Bu yekpare taş bloğunun 1200 ton civarında bir ağırlığa sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bundan yaklaşık 3500 yıl önce yine 18. Hanedanlık sırasında kadın firavun Hatshepsut tarafından inşasının başlatıldığı düşünülmektedir. Aswan’daki 42 metrelik bu monolitin gökyüzüne doğru uzanamaması talihsizlik gibi gözükse de bu yapıların inşa metotları ile ilgili büyük ipuçları vermesi açısından önemlidir.

Zamanının taş ustaları obeliskin yüzeyindeki pürüzleri gidermek için Dolerit toplarını kullanırlardı. Bu topları, yüzey, bekledikleri pürüzsüzlüğe ulaşana dek yüzeye vurmak suretiyle kullanırlardı. Bu işlem için dolerit taşının seçilmesinin sebebi granitten daha sert olması ve defalarca yüzeye vurulsa dahi kırılmayacak kadar sağlam olmasıdır. Küçük bir not olarak Stonhenge’deki dikilitaşların dolerit taşından olduğunu belirtelim.

Bu büyük taş blokunu taş yatağı yüzeyine bir sıra halinde açılan küçük oyuklara güneşte kurutulan küçük kütükler sıkıştırılır ve ardından tekrar tekrar ıslatılır. Islanınca genleşen odun parçaları içinde oldukları oyukların sırası boyunca taşı çatlatır ve bu şekilde dikilitaş yatağından ayrılmış olur. Bu metot eski zamanlarda taş işçiliğinde sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

Dikilitaşın taş yatağından ayrılması işlemi sırasında yekpare granit gövdede oluşan büyük bir çatlak yüzünden olduğu haliyle bırakılmıştır ve bugün, obeliskin hala yatağında yattığı yer bir açık hava müzesi olarak hizmet vermektedir.


👇 DAHA FAZLASI İÇİN BİZİ TAKİP EDİN, KATKI SAĞLAYIN!

etiketler: obelisk, dikilitaş, antikmısır, tapınak, ra

Seval KESKİN
Seval KESKİNRedaktör

1985 doğumlu. 1989'da ailesinin isabetli kararıyla Antalya'ya yerleşirler ve bu şehre aşık olur, 8 senelik İtalyan Dili ve Edebiyatı macerası için Ankara'da verdiği uzun mola sonrası hala Antalya'da ikamet etmekte. Jack London ve John Steinbeck sever, o kadar sever ki kendine yazar denmesinden utanır. Yazılım sektöründe geçirdiği kurumsal yılların ardından şu an huzurla çevirmen olarak çalışmakta. Kalıplaşmış düşünce çerçevelerinin dışına çıkabilen insanları ve bunun dışında kitaplarıyla yalnızlığı tercih eder, kedi sever, bisiklet biner, doğa aşığı bir kamp insanıdır.  

Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap
Gönder

İlginizi çekebilir