Loading

Mitoloji Meraklılarına Türk Mitolojisi Konulu Kitap Önerileri

Türk Mitolojisi üzerine yapılmış araştırma kitaplarından öneriler

şaman davulu

Türk Mitolojisi, özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarla hızla mitoloji meraklılarının ilgi alanı olmaya başlamıştır. Türk mitolojisi üzerine bir okuma listesi hazırlarken tabii öncelikle destanlardan ve Dede Korkut Oğuznamelerinden de bahsetmek gerek, bu eserler eski türk inanç ve kültür dünyasının çok önemli kaynaklarıdır, şüphesiz mitoloji başlığında da bu eserler önemlidir. Fakat bu başlıkta Türk mitolojisi alanında önemli araştırma eserlerden söz edilecektir. Bahaeddin ÖGEL ve Abdülkadir İNAN gibi alanın öncü araştırmacılarından, Fuzuli BAYAT ve Yaşar ÇORUHLU gibi sonraki kuşak araştırmacılara ve güncel çalışmalara dair kitap önerileri ve tanıtım bültenleri aktarılacaktır.


1) Bahaeddin ÖGEL: Türk Mitolojisi I ve II
"Büyük devlet hayatı yaşamış Türkler ile dağlar, vadiler, hatta tundralar arasında sıkışıp kalmış Türkler arasında, bazı gelişme ve değişmeler olmuştur. Bunları, önemle göz önünde tutmak gerekmiştir. Ancak her konuda Anadolu, başlıca çıkış ve dönüş noktamız olmuştur. Proto-Türk düşüncenin derinliklerine inip, en eski izlerini arama, başlıca amacımız haline gelmiştir. Bunun için de, dış kültür tesirlerini ayıklamak gerekmiştir. Bunun yanında, Altaylar gibi soyutlanmış Türk bölgelerinde, sonradan girmiş hurafeler de ayıklanmıştır. Çünkü Türk düşüncesi, gerçekçi çizgiden, pek ayrılmamıştır.
Türklerin yazılı ve sözlü olarak köklü ve zengin bir mitolojisi vardır. Bu zenginliklerin tespiti, kayda alınması ve sonraki nesillere ulaştırılması son derece önemlidir. Prof. Dr. Bahaeddin Ögel'in ömrünü vererek iki cilt biçiminde hazırladığı "Türk Mitolojisi" başlıklı eserini gelecek nesillere ulaştırılması gerçekten güzel bir örnektir. Gerçek anlamda geçmişe ve geleceğe ışık tutmaktadır."


2) Fuzuli BAYAT: Türk Mitolojik Sistemi I ve II
“Mitoloji yaşanılan bir geçmişin dilde, ritüelde ve tasvirlerde (mağara, kaya üstü, duvar resimleri, ağaç oyması, minyatür, heykelcikler vs.) gerçekleşen diyalektiğidir. Her toplumun millî tefekkürünün, millî psikolojisinin, kendine has özelliklerinin ilk ve esaslı kaynağı mitolojidir. Mitolojinin öğrenilmesi kültürümüzü, ideolojimizi öğrenmek demektir. 21. yy. küreselleşen dünyasında millî kimliğimizi korumak ve başkalarına da kabul ettirmek için sistemli bir mitolojik araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç ilmin bugünkü metodolojisi ve metodu ile ortaya konulduğu takdirde büyük Türk dünyası küreselleşen dünyada layık olduğu yeri alacaktır.”
Yazar birinci ciltte kurduğu temellerin üzerine ikinci ciltte, mitolojimizin figürlerden, kategorilerden ve anlatımlardan oluşan yapısını bina eder. Ele aldığı nesne ve fikirlerin bütün Türk coğrafyasındaki durumlarını inceler. “Türk milleti olarak geç de olsa bütün kültür mirasımızın temelinde mitolojimizin bulunduğunu bilmek ve anlamak zorundayız. Bugün mitler kutsiyetini yitirmiş, güvenilir bir anlatı olmaktan çıkmış, ecdadımızın kutsal olarak gördükleri mağaralar, gezi ve oyun yerlerine çevrilmiş; tek kelimeyle mit dünyası, yerini pozitivist düşünen bir topluma bırakmıştır. Türk milletinin var olduğu her yerde mevcut olan mitlerimiz, bizleri geleceğe taşıyacak, geleneklerimizi ve geleneksel inanç öbeğimizi değerler paradigmasında yaşatacak manevî ve kültürel varlığımızdır."


3) Fuzuli BAYAT: Kadim Türklerin Mitolojik Hikayeleri
Fuzuli Bayat, Kadim Türklerin Mitolojik Hikayeleri adlı bu eserinde; değerlerimizin bir parçası olan Türk mitlerini bir araya getirerek bu mitlerin yalnızca şifahi kültürümüzün bir ürünü olarak değil, aynı zamanda yazılı bir mitoloji olarak da muhafaza edilmesine katkı sağlamıştır. Kadim Türklerin mitolojik hikayeleri yazılı hale getirilip muhafaza edildikçe, cemiyetimizin fertleriyle bütünleşip onların zihin dünyasında yer edindikçe ve nesilden nesile aktarıldıkça, Türk kültürünü zenginleştiren değerler arasında çok daha kuvvetli olarak yer alacaktır. Tarihi ve coğrafi alanı oldukça geniş olan Türk mitolojisi, Türklerin tarihleri boyunca temas ettikleri toplumların mitolojilerinde de göz ardı edilemeyecek mühim bir fonksiyona sahip olmuştur. Fuzuli Bayat'ın da ifade ettiği gibi; "Mitosları sözlü kültürde yaşatıp bugün tarih sahnesinde olmayan halklar, onların gerçek sahipleri değillerdir. Bu mitlerin sahipleri, onu yazıya aktarıp sonraki kuşaklara miras bırakanlardır."


4) Jean-Paul ROUX: Eski Türk Mİtolojisi
"Eski Türk halklarının dinlerini ve mitolojilerini kesin ve güvenilir bir biçimde ana hatlarıyla betimlemek için vakit henüz çok erken. Dinleri, tek tanrı ya da en azından diğer tanrılardan daha üstün olan bir gök tanrı inancına dayanmaktadır. Fakat ayrıca insanüstü güçlere de inanmakta, hayvanlara ilgi duymakta ve şüphesiz totemizme meyletmekteydiler. Dinleri, dünyanın başlangıcı ve sonuna fazlaca eğilmezken, daha çok büyük şahsiyetlerin doğumunu ve boyların oluşumunu açıklamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda, genellikle bir hayvanla bir insanın birleşmesi ya da bir ışığın müdahalesi sonucu gerçekleşen doğumlara ilişkin olağanüstü anlatılara yer verilmektedir. Dinleri, sınıflama konusunda karakteristik bir anlayışa ve zengin ritüellere sahiptir, ne var ki biz bunların ancak bir kısmını bilmekteyiz. Bu ritüellerde kurban konusuna asıl rol düşmektedir, ancak temizlik ve tabulaştırma konularına da geniş yer verilmektedir. Eski Türk halklarının bu dini, başka bir dünyada ebedi hayatı yaşamaya ya da bu dünyada kalmaya mahkum edilen ölüleri ve ataları konu edinmektedir. Dinlerinde, kehanet ve büyü konuları yer almakta, ayıca şamanist ögelere de sıkça rastlanmaktadır."


5) Jean-Paul ROUX: Orta Asya'da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar
"Jean-Paul Roux meşhur eseri Altay Türklerinde Ölüm’ü yazmak için yaptığı araştır-malar sırasında Altay Türklerinin hayatlarının ve onları çevreleyen tabiatın da çok geniş bir anlam dünyasıyla dolu olduğunu keşfeder: Altay Türklerinin ölüme dair tasavvurları aslında yaşamı nasıl anladıklarının aynasıdır. Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar Roux’nun Altay Türklerine ve onların dünyasını oluşturan bitki ve hayvanlara dair, kendi öngöremediği, ama elindeki malzeme-nin adeta kendini dayatmasıyla yazmak zorunda kaldığı eseridir. Roux kitabında ruh-beden, birey-toplum, iç-dış gibi modern ikiliklerin varsayılamayacağı bir varlıkbilime tâbi göçebe toplulukların tarihsel antropolojisini yaparken bize bambaşka bir varoluş tarzının nasıl anlaşılabileceğini göstermeye çalışır. Bizim tecrübemizin dışındaki kadim “Yaşamın Birliği” fikrini ele alır. Kutsalın, İbrahimi dinler dışındaki, anlaşılışının özgünlüğünü gösterir. Altay Türklerinin toplumsal kozmolojisi içerisinde insan-hayvan-bitki ilişkilerinin, şamanlar ve kutsal kişiler eksenindeki geçişliliğine dair bu göz kamaştırıcı inceleme, modernlerin türcü toplumsallık fikrinin çok ötesinde bir türlerarası yaşam tasavvurunun kapılarını açıyor."


6) Abdülkadir İNAN: Tarihte ve Bugün Şamanizm - Materyaller ve Araştırmalar
"Şamanın ölüsünü bir tahta üzerine koyup bırakırlar. Sonra tahtayı kapının önünde ateşe yakarlar, ölüyü tabuta koyduktan sonra baş tarafıyla kapıdan çıkarır ve mezara götürürler. Şamanın davulunu ve davul tokmağını kırarlar ve "ölüm geldi, o öldü:" derler. Kırılmış davulu şamanın mezarının başındaki bir ağaca yahut bir sırığa asarlar. Şamanın defin törenine Sagay kadınları iştirak etmezler. Şaman olmayanların defin törenine ise kadınlar da iştirak eder ve mezara kadar gelirler, ölü resmen Hristiyanlığı kabul etmiş sayılırsa babını doğuya doğru, şamanî ise batıya doğru korlar. Umumiyetle ölüler elbiseleri, yemekler, rakı, atının eğer takımı ile beraber gömülür. At öldürmek âdeti Sagaylar'da unutulmak üzeredir, ölünün atını başka birine hediye ederler. Ölüyü defin ettikten sonra eve dönüp yemeğe, içmeğe başlarlar. Sonra mezarın sağ tarafına ateş yakıp ölü aşı için kesilen hayvanların kemiklerini yakarlar. Ateşe rakı serpeler ve yemek atarlar. Ateş tanrısının bu rakı ve yemekleri ölüye ulaştıracağına inanırlar. Ölü aşına iştirak edenler ölünün mezarının üç defa dolaşırlar ve üç defa "sen gerçek dünyaya git! bizde Tanrıya dönüyoruz!" derler." Bu kısa alıntının yer aldığı eser, yazıldığı dönemden günümüze değin, Türk Şamanizmi ve mitolojisi araştırmalarının önemli başvuru kaynağı olmuştur.


7) Emel ESİN: Türk Kozmolojisine Giriş
"Eski Türkler evreni nasıl tasarlıyorlardı? Evrenle ilgili düşünceleriyle gök, yer ve atalar tapımı gibi dinsel inançlar ve ayinleri arasında ne tür ilişkiler vardı? Emel Esin, Türk Kozmolojisine Giriş'te bu ve benzeri soruların yanıtını arıyor. Yüksek Öğrenimini Paris'te Ecole des Sciences Politiques'in tarih bölümünde yapan ve Türk ikonografisinde Ejder başlıklı teziyle Paris Üniversitesi'nde doktorasını tamamlayan yazar, bildiği çok sayıda dil sayesinde gerek Batı gerekse Doğu kaynaklarını incelemiş ve dünyanın çeşitli bölgelerine araştırma gezileri yapmıştır. Emel Esin, Türk sanatı, arkeolojisi, tarihi konularında hem Türkçe hem de yabancı dillerde yaklaşık dört yüz makale kaleme almıştır. Eserleri yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da araştırmacıların başvurduğu önemli kaynaklar arasındadır. "


8) Andrey Markoviç SAGALAYEV: Ural-Altay Mitolojisinde Arketipler ve Semboller
Türk halklarının dünya görüşünü, dünyayı algılamasını ve şekillendirmesini ortaya koyan mitolojik olaylar ve bu olaylara yüklenen semboller, Türk kültürü ve inancı hakkında geniş bilgiler vermesi sebebiyle önemlidirler. Ural halklarının mitolojileri de Türk kültür ve inancı konusunda değerli bilgiler içermektedir. Ülkemizde her ne kadar Ural-Altay mitolojileri konusunda eserler kaleme alınmış olsa da bunlar destan ve efsaneleri anlatmakla sınırlı kalmaktadır. Ayrıca Ural halklarının mitolojileri konusunda ülkemizde yeteri kadar eser de ortaya konulmamıştır.
Sagalayev'in kaleme aldığı bu eser Ural-Altay halkları mitolojilerini anlatmasının yanında mitolojilerde yer alan arketipler ve semboller konusunu da içermesinden dolayı önem arz etmektedir. Sagalayev, bu eserinde Ural halkları arasındaki mitolojileri, mitolojik olarak dünya görüşleri etrafında şekillenen arketipleri ve sembolleri anlatırken aynı zamanda Ural-Altay halkları arasında mitolojide ortaya çıkan birtakım önemli uygunluk ve paralellikleri de vurgulamakta, Ural ve Altay halklarının mitolojik konularda birbirinden farklı olmadıklarını belirtmektedir.


9) Yaşar ÇORUHLU: Türk Mitolojisinin Ana Hatları
"Türk Mitolojisinin Ana Hatları kitabı, yazarı tarafından geçmişten günümüze bütün Türk topluluklarının mitlerini, adından da anlaşılacağı üzere, bir genel ve temel çerçeve içerisinde ele almaya çalışan bir kitap olarak tasarlandı ve kaleme alındı. Kabaca MÖ 2000'lerden beri başlayan, oluşan ve gelişen Türk mitleri, Ön-Türklerden çağımıza kadar olan çok geniş kronolojisi boyunca, çeşitli Türk kavim ve devletleri tarafından yeni mitlerle geliştirildi ve zaman zaman devrine göre çeşitli uygarlık çevreleriyle de etkileşime girerek sentezler, yeni mitler oluşturmak suretiyle günümüze kadar varlığını korudu.
Kitapta bu ana çerçeve içinde incelenen Türk Mitolojisi, mitoloji biliminin ana bölümlerine göre sınıflandırılarak, değerlendirmeye tabi tutulan mit örnekleri ve onların yansıdığı Türk sanat ve etnografya eserleriyle birlikte ele alınmıştır. İlk baskısı Türk Mitolojisi'nin ABC'si başlığı (1999) ile küçük bir kitap olarak yapılan ve sonra Türk Mitolojisinin Ana Hatları adıyla bir temel başvuru kitabı olarak geliştirilen bu eser, elinizdeki ilaveli ve gözden geçirilmiş yeni baskısı ile Türk Mitolojisi alanında çalışmak isteyen akademisyen, araştırmacı ve öğrencilere başarıyla yol göstermeye devam etmektedir."


10) Pertev NAili BORATAV: Türk Mitolojisi; Oğuzların-Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan Türklerinin Mitolojisi
"Türk Mitolojisi Türklerin İslam öncesi ve Türkiye dışındaki ülkelerde Türkçe konuşan halkların mitolojileri hakkında açıklayıcı bilgiler içermektedir. Bin yıl önce tek tanrılı bir din olan İslam’a katılan ve bu nedenle de pagan dönemindeki gelenekleriyle resmi olarak bağını koparan bir halkın mitolojisinden konuşmak oldukça zordur. Türk-Anadolu mitolojisinde de çok farklı kökenlere dayanan kapsamlı bileşenlerin karışımı söz konusudur: Altay mirası, Anadolu uygarlıklarının pagan döneme dayanan temelleri, Ortodoks ve Heterodoks İslami geleneğin ve Hıristiyanlığın dikkate değer katkısı ile nihayet evrensel konular içeren ve her yerde rahatlıkla rastlanan masal, destan ve efsanelerin güç belirlenebilecek etkisi. Türk Mitolojisi ister yaşayan, isterse eski zamanlardan beri yazılı kaynaklarda saklı kalan gelenekler olsun, geniş anlamda, Türkiye’deki Türklerin geleneklerine dayanan ve mitolojiyle yakın veya uzak ilgisi olan konuların kaydını tutmaktadır. Sunumumuz bir taraftan tarihsel olarak Oğuzların geçmişine, diğer taraftan da İslami mirasa dayanmaktadır. Eş zamanlı bakış açısıyla, etnik olarak Türk-Altay mirası olmayan ögeleri de konu dışında bırakmak istemedik. Bu anlamda bakış açımız, bugünkü Türkiye’nin farklı kökenli kültürel gerçeklerini kapsamayı amaçlamıştır"


11) Uno HARVA: Altay Panteonu; Mitler, Ritüeller, İnançlar ve Tanrılar
"Ünlü Fin ilim adamı Harva'nın bu eseri, Rus Çarlığı adına Altaylar/Sibirya bölgesine yaptığı Altay ve Türk halklarının inançlarına dair araştırma ve incelemeleri içermektedir. Bu eser, başta Türkler olmak üzere, Türklerle akraba ve onlara komşu kavimlerin, topyekun bozkır/göçebe/avcı dünyasının kadim inançları, gelenekleri, dinleri, efsaneleri, ritüelleri ve evren tasavvurlarına kadar bilinmeyen veya asıl kökeninden koparak unutulan zengin bir antropolojik malzeme sunmaktadır. Harva bu çalışmasında günümüz dünyasında hala tartışılan şamanizm ve tanrılar gibi Batılılar tarafından sonradan uydurulmuş kavramlara açıklık getirirken, aynı zamanda tek ve çok tanrılı dinler arasında mukayeseli örneklerle, bu halkların dini, kültürel ve antropolojik değişim ve dönüşüm aşamalarını takip etme imkanı sunar.
Disiplinlerarası metodolojiyi zamanın şartlarına göre (1900'lerin başları) azami derecede kullanan Harva, bozkır dünyasında artık günümüzde çoğu eriyip, kaybolmuş Altay soylu etnik kimliklerin isimlerini vermekle, konunun uzmanı olan etnolog, tarihçi ve halk bilimcilere de kaynak teşkil eder.
Kolma'dan Finlandiya'ya, Moğolistan'dan Balkanlara kadar uzanan bu geniş coğrafyadaki müşterek inanç, gelenek, efsane ve meseller, aynı zamanda kültürel bir jeopolitiğin sınırlarını çizmekle, bu sınırlar göçebe/bozkır çobanlarının yaşadıkları tarihi ve coğrafi Turan etnitesini de anlamlı hale getirir."


12) Bartu BÖLÜKBAŞI: Türk Mitolojisi Atlası
"Gesar: Yokbol Başlıyor" çizgi roman albümü ve "Gesar: Tutuşan Bozkırlar" romanı ile ses getiren, kadim bozkırlardan ve Türk mitolojilerinden aldığı ilhamı çizgilere ustalıkla döken Bartu Bölükbaşı, bizleri bu sefer "Türk Mitolojisi Atlası” ile buluşturuyor. Bartu Bölükbaşı'nın benzersiz illüstrasyonları eşliğinde Türk Mitolojisi'nin tarihsel köklerine yolculuk başlıyor... Bu eser hem içeriğindeki bilgi bakımından hemde Türk mitolojisini göreselleştirmek açısından alanın önemli eserlerinden birisi olarask karşımıza çıkar.


13) Halil Can AKGÜN: Avrasya Kaya Resimlerinde Türk Kültür ve Mitolojisi
"Daha yazının şekillenip sistemli hale gelmesinden önce, eski çağlarda insanlar kayalar üzerine yaşamlarından birçok sahneyi çizerek gerek Tanrı ile gerekse gelecek kuşaklar ile iletişim kurduklarını düşünüyorlardı. Hatta bazen yazı ve semboller kutsal bile sayılmıştır. Bu noktada ise sembollere ve kaya resimlerine "kutsal bir iletişim aracı" diyebiliriz. Kaya resimleri bir anlamda insanlığın ilk entelektüel çabalarını bizlere yansıtmaktadır. Türk kültürüne dair mevcut kaya resimlerinin bulunduğu coğrafyaya göz atıldığında Baykal Gölü’nün çevresinden başlayarak Buryatya, Güney Sibirya, Lena Irmağı kıyıları, Hakasya ve Tuva ile Gorno-Altay bölgeleri çevresinden Moğolistan, Kuzey Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Afganistan, Azerbaycan, Doğu Anadolu, Batı Anadolu, Kafkasya, Kuzey Karadeniz ve Balkanlar’da yer aldığı görülmektedir.
Türk tarihinin eski devirleri ve kültürel anlayışının belirginleştiği dönemler hakkında bizlere çok önemli fikirler veren kaya resimleri; Türklerin sanatsal anlamda düşünce üslubunu, resimlerin mitolojik devirler ve kahramanlık hikâyeleri ile olan bağlantısını, ayrıca çizilmeye başlandığı zamanın Türkler tarafından algılanış biçimini bizlere yansıtmaktadır. Türkler tarafından çizilen kaya resimleri çoğunlukla insanın doğa, evren ve Tanrı’yla olan bağını çok ince detayları ile bizlere göstermektedir."


14) Onur KÖSE: Türk Şamanizmi'nde Yer-Su Kültleri (Iduk Yir-Sub)
"Türk Şamanizmi ritüelleriyle, mitolojisiyle ve genel anlamada bütün karakteriyle doğa ile iç içe, bunun da ötesinde doğanın bir parçasıdır. Türklerin kadim inanışları, inancın ve insanların doğa ile olan ilişkisi incelenmeden anlaşılamaz. Eski Türkler yaşam sürdükleri iktisadi uğraşların, coğrafyanın ve iklimin de etkisiyle animizm temelli kadim bir inanç sistemi inşa etmişlerdir. Bütün bunlar bir takım kültleri ve doğal olarak Türk Şamanizmi’ni ve kadim Yer-Su kültlerini meydana getirmiştir.
Eski Türklerin kutsal Yer-Su kültleri, inancın ana omurgasını oluşturan kültleri bünyesinde toplar. Geniş coğrafyalara yayılan Türk topluluklarında, farklı inanış ve uygulamalar görülmekle birlikte, güçlü bir Yer-Su inanışı vardır. Bu kitapta ana hatlarıyla Türk Şamanizmi’ni, bu inancın sac ayaklarından Yer-Su’yu ve temel Yer-Su kültlerini ele alarak; Türk mitolojisi ve Türk Şamanizmi çalışmalarına merak duyanlara bir el kitabı sunmak amaçlanmıştır. Yine okura yeni merak kapıları açmak da en büyük hedef olacaktır."


15) Merve KÖKEN: Türk Mitolojisi
"Doğayla bağları, şamanik ritüelleri, tanrı ve tanrıçalarıyla görkemli bir medeniyet. Türk Mitolojisi ilk çağlardan günümüze izini sürebildiğimiz mitlere ve destanlara odaklanıyor. Zamanla kaybolan ya da İslamiyet sonrası şekil değiştiren mitolojik öğeleri merak eden herkesin evinde mutlaka bulunması gereken bu kitap, sadece mitlere değil Türk kültür ve sosyal yaşantısının da dününe ışık tutuyor. Merve Köken, zengin Türk mitlojisinden unsurlar, içinde mitik ögeler bulunduran destanlar, toplumsal izler taşıyan ritüel ve söylenceler eşliğinde okurlara zengin bir kaynak kitap sunuyor."


16) Sergen ÇİRKİN: Güney Sibirya Arkeolojisi ve Şamanizm
"Arkeolog Sergen Çirkin’in hazırladığı bu kitap, Neolitik Çağ’dan Ortaçağ’a uzanan Güney Sibirya kültürlerini ve inançlarını kronolojik bir sırayla ele alıyor. Özellikle Şamanizm ve atalar kültü gibi inançları, arkeolojik bulgular ve yerel halka dair et­nografik veriler eşliğinde karşılaştırmalı olarak inceliyor. Sibirya’da zaman farklı işler; akıp giden yüzyılların orada pek de önemi yoktur. Bu büyük kara parçasında toprak gibi, su gibi, zaman da adeta donmuştur. Süregelen yoğun “kültürel devamlılık” içinde çağların ayrımına varmak, tarihin akışını izle­mek son derece güçtür. Ağır aksak işleyen bu tanrısal zamanı aydınlatacak ve onu yeniden okunur hale getirecek kilit sözcük ise şamanizm’dir. Şamanizm; tarih öncesinden modern çağlara uzanan bir inanç sistemi, Ural-Altay halklarının bir anlamda ortak bilinçaltıdır. Bu bilinçaltı o denli güçlüdür ki ona dair izler bugün hâlâ yaşamlarımızın bir parçası olmayı ısrarla sürdürüyor."

Onur Köse
Redaktör / 56 Yazı / 430,1K Okunma

| 🌿🐢 Yol, Tarih ve Doğa


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST