KIRGIZİSTAN’DAKİ ALMANLAR
Tanıdığımız bir Kırgız yurttaşı ile onların ülkesine ilişkin konulara değiniyoruz. Yaşı ve deneyimleri gereği hem Sovyetler dönemini görmüş hem de kendi özgürlük yıllarını yaşadığı için, kimi konularda bana ilginç gelen bilgiler ediniyorum; fakat bunları da yazılı kaynaklardan denetlemem benim için gerekli oluyor. Geçenlerde söz Kırgız köyleri ve komşu köylerden açıldı; yazar Cengiz Aytmatov’un köyünün onlara yakın, hatta biraz uzaktan da aile bağlantıları olduğundan söz açtı tanıdığım. Türkçesinin çok güzel olması anlatımda ve anlamada bir sorun oluşturmadığı için enine boyuna her konuyu tartışıp yeni bilgiler edinebiliyorum.
Söz Alman komşulara gelince şaşırdım ben. Nasıl olur oralarda yerleşik Almanlar? Bir yanlışlığın olmasın dedim. Olur mu öyle şey; Sovyet zamanında da vardı onlar, bağımsızlık işi olunca bir kısmı Almanya’ya göçtü, bir kısmı da bizlerle iyi kaynaştığı için gitmek istemedi dedi. Çok iyi ve çalışkan insanlardır. Çok eskiden kazandıkları yasal hakları hâlâ devam ediyor, erkekleri askerlik yapmazlar. Almanya’dan onlar için gelen görevliler bizim köylerdeki Almanlarla konuşmakta çok zorluk çektiler, çünkü bizimkiler bugün hiç kullanılmayan tarihi bir Almanca konuşuyorlarmış, görevliler öyle dedi.
Anlatılanları dikkatle dinlediğim için, öğrendiklerimi biraz denetimden geçirmek istedim. Yalnız kaldığımda hemen bizim Zekâi Bey’e başvurdum. Ben bu adı uygun gördüm yapay zekâ (YZ) için. Ne sorsam hemen yanıtlıyor; ama onu da kendimce denetimden geçirmiyor değilim. Stalin’in döneminde bile Kırgızların Almanlarla birlikte olması pek inandırıcı gelmemişti bana. Şimdi Zekâi Bey’in yazılı anlatımını özetleyerek aktarayım size:
Kırgızistan yöresinde Rusların döneminden kalma Alman aileler olduğu söyleniyor. Bu konuda yalanlayıcı ya da tamamlayıcı bilgileriniz var mı?
Soruma hemen şöyle bir yanıt geldi:
Evet doğrudur. 1760 yılları dolaylarında Rus Çariçesi Katerina, kendisi Alman asıllı olduğu için Almanya’dan tarım işçisi ve uzman çiftçiler istemiştir. İsteğinin gerekçesi de; boş steplerin işletmeye yöneltilmesi, nüfus çoğunluğu elde edilmesi ve sınırların güvenlik altına alınmasıdır. Alman yetkililer, yerinde buldukları bu istekleri kabullenmişler; gönderilen topluluklara vergi bağışıklığı ve askere alınmama garantisi ile dil ve din işlerine karışmama koşullarının da uygulanmasını eklemişlerdir. Bundan 250 yıl önce yapılan bu anlaşmaya dayanılarak gönderilen Almanların büyük bir kısmı Volga nehri çevresine yerleştirildikleri için onlar, “Volga Almanları” ya da “Rus Almanları” adıyla anılmaya başlamışlardır.
Yapay zekâ, bundan sonraki olayları önemli bir kırılma olarak adlandırmış ve 1941 yılında Stalin’in, hoşlanmadığı toplulukları uygun gördüğü yerlere sürmesi nedeniyle; Alman köylerinin de değişik yörelere dağıldığını belirtmiştir. İşte Almanların Kırgızistan’daki yerleşim yerleri, bu sürgünlerle oluşmuştur. Bugünkü yerleşimin Bişkek ve Talas yöresine olduğunu YZ söylerken, bize Alman köylerini anlatan Kırgız yurttaşının da Talas çevresinden olduğunu belirtmek isterim.
Sürgün yerleri Kırgızistan’dan başka Kazakistan, Özbekistan ve Sibirya’ya uzanmıştır. Konuşma dilleri eski Almanca olan, Lutheryan ve Mennonit dinli Alman çiftçiler; Alman yöntemiyle tarım yapan uzman teknisyenler çalışkanlıklarıyla bulundukları yörelerde örnek kişiler olarak gösterilmişlerdir.
Rusya’daki 1991 değişiklikleri sonucu Almanya Hükümeti, Rusya’daki Almanlardan isteyenlerin Almanya’ya kabul edileceğini söylemiş, bu ailelere eski vatanlarında olumlu ayrıcalıklar tanınacağını belirtmişlerdir. Bunun üzerine birçok aile Almanya’ya göç etmiş, Kırgızistan’da kalan aileler 250 yıl önceki haklarının devam etmesi nedeniyle yerlerinden ayrılmamış, yaşantılarının Kırgızistan’da sürdürme kararını vermişlerdir.
Derlediğim bu bilgileri, bu konularda çalışma yapan ya da yapacak olanların yararlanacağı küçük bir kaynak olsa bile beni sevindirecektir.






