Loading

Nerde O Eski 19 Mayıslar, Eski Gençler

Türkiye haritası ve Atatürk

EY TÜRK GENÇLİĞİ BENİ HİKAYELERLE, SOSYAL MEDYAYLA DEĞİL OKUYARAK ANLAYARAK ANIN!

“1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım. Vazıyet ve manzara-ı umumiye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumide mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti ağır, bir mütarekename imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumiye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilâfet mevkiini işgal eden Vahdettin, mütereddi, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği yeni tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; âciz, haysiyetsiz, cebîn, yalnız padişahın iradesine tâbi ve onunla beraber şahıslarını vikaye edebilecek herhangi bir vaziyete razı...”

 

Mustafa Kemal’ in eseri nutuk bu sözlerle başlar. O günlerde vatan toprağı talan edilmekte. Köyler yakılıp yıkılmakta. İnsanlar çeşitli cemiyetler kuruyor. Ne acıdır ki kurtuluşun görüldüğü bu cemiyetler içinde manda ve himayeyi isteyenler de vardır. Halk kime nasıl inanacağını bilememekte. Bununla beraber bir şeylere inanacak gücü de son derecede hızlı bir şekilde tükenmekte.

Mustafa Kemal şöyle devam etmekte:

 

‘’DÜŞÜNÜLEN KURTULUŞ ÇARELERİ

Şimdi Efendiler, müsaade buyurursanız size bir soru sorayım: Bu durum ve şartlar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi?

Açıkladığım hususlara ve yaptığım gözlemlere göre üç türlü karar ortaya atılmıştır:

Birincisi, İngiliz himâyesini istemek

İkincisi, Amerikan mandasını istemek,

Bu iki türlü karar sahipleri, Osmanlı Devleti'nin bir bütün halinde korunmasını düşünenlerdir. Osmanlı topraklarının çeşitli devletler arasında taksimi yerine, imparatorluğu tek bir devletin koruyuculuğu altında bulundurmayı tercih edenlerdir. Üçüncü karar, bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmuştur. Söz gelişi, bazı bölgeler kendilerinin Osmanlı Devleti'nden koparılacağı görüşüne karşı ondan ayrılmama tedbirlerine başvuruyordu. Bazı bölgeler de Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılacağını ve Osmanlı ülkesinin taksim edileceğini oldu bitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu. Bu üç türlü kararın gerekçesi yaptığım açıklamalarda yer almıştır.’’

 

Sözleriyle devam eder. Bizler yeni bir 19 Mayıs’ ta yine beraberiz. Tam tarih verecek olursak 19 Mayıs 2021. Atatürk’ ün cümlelerinin üstünden tam 102 sene geçti. Peki o günden bu yana neler değişti. Ülke ve bu bayramın hediye edildiği gençler olarak neler yapmaktayız.

Öncelikle milli bayramların kutlanması eski coşku ve heyecanını günden güne kaybetmekte. Bunun sebepleri nelerdir? Böyle olmasını bilinçli bir şekilde isteyenler mi vardır?

 

Bu yazıda klasik bir milli bayramın açıklamasını vermekten yana değilim. Bugün ile geçmiş arasında bir bağ kurmak zorunludur. Bizi o günlerde nasıl şeyler nelere zorladı? Bu milli bayramlar keyfi bir şekilde mi çıktı ortaya?

-Bugünün tarihi nedir?

- 19 Mayıs 1919

- Hmm demek öyle. O zaman bugünü Gençlik ve Spor Bayramı ilan ediyorum?

 

Sanırım bunu böyle anlatsam buna inanacak birkaç insan bulabilirim. Bazılarına göre komik olabilir ama bu durum acıklıdır, şu an bu devirde bunlara inanmak şaşılacak bir şey olmalı. En son klasik bir bayram yazısı olmayacak diyordum.

‘’İşte budur böyle olmuş o zamanlar neymiş öyle hmm kutlu olsun’’ yazısı olmayacak. İnsanımız özellikle gençler için durum pek de iyi görünmemekte. İyi bir liseye yerleşmeliler hemen birkaç sene sonra üniversite sınavı. Çoğunun bin bir cefa ile yerleşeceği bir bölüm. Ve sefalet dolu üniversite yılları. Maddi durumu yetersiz olanlar derslerden sonra yarı zamanlı bir iş bulup çalışacaklar. Okul ile iş yeri arasında mekik dokumakla geçen yıllar.

Eee ama üniversite öğrencisi kendini geliştirmeli, tiyatroya, konsere gitmeli varsa kız arkadaşıyla bir yerde yemek yemeli. Bunu gidip kyk yurtlarında 8 kişi üst üste kalan öğrencilere sorun onlar size gerekli açıklamayı yapacaktır.

 

Eski bayramların tadı, heyecanı, neşesi yok. Olmaz tabi uyutulan bir nesil yetişiyor. Tutunacak hiçbir şeyi olmayan bir z kuşağı var. Mustafa Kemal Paşa zamanında dış güçler saldırmaktaydı.

Şu an kendi elimizle bezdirdiğimiz bir nesil var. O zamanlarda Amerika ya da İngiliz mandasını isteyenler vardı. Yavaş yavaş bunu kabullenen bir nesil var.

Aaaa nasıl olur özgür bir toplumuz? Öyle mi dersin sabret bakalım daha bitmedi yazı.

 

Kendi teknolojisini, kendi tohumunu, kendi sanayisini geliştirmeyen (geliştiremeyen) bir ülke eksiklerini dışardan alır. Buna ithalat diyoruz. Eğer ithalat ihracattan (dışarıya teknoloji, ham madde vb. verme) fazlaysa dışarıya bağımlısınızdır. Maalesef ülkemizde durum pek iç açıcı değil. Bunun aksini iddia edenler olacaktır, varsa da şunu söylemem izin versinler: bugün hangi ülkenin gençleri yurtdışına çıkmak için elinden geleni yapmakta?

Hangi ülkenin öğrencileri iş bulma kaygısıyla yatıp kalkmakta?

Hangi ülkede gençler sokak röportajlarında kıyafet alamıyorum, kitap alamıyorum, okuyamıyorum diye ağlamakta?

Bu ülkede kızlar hala okula gönderilmeyip genç yaşta evlendirilmekte!

 

Peki ne yapalım. Atatürk gibi birinin gelip bizi kurtarmasını mı bekleyelim? O imkansız işte. Öyle biri gelmez daha.

 

Olaya karamsar bakmıyorum. Öyle bir insan gelmeyecek diye durum değişmeyecek diye bir kural yok. Bu ülkenin her karışı için birer Atatürk olmalı, birer Koca Seyit olmalı.

Bunu çalışarak, okuyarak, sorgulayarak yapmalı. İlerleme adına, insanlık adına engelleri yerle bir ederek yapmalı. İşe eğitimle başlamalı, eğitimi zayıflayacak bir ülkede yok olmak, hakarete uğramak, eriyip gitmek işten bile değildir.

İlkelliği ırkı, dili, dini bir kenara bırakmalı. Bunların insanın biricik değerleri olduğunu anlamanın vakti geçiyor.

Uyutulduğumuz uykudan uyanmalı. Bunu her gün dile getirmeli. Gerekirse teker teker yapmalı. Bu iş böyle şiddetle değil, tartışmayla okumayla kısacası eğitimle yapılmalı…

Bünyamin
Standart Üye / 6 Yazı / 2,4K Okunma


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST