Loading

İlk Bilirkişiliğim

Bilirkişilikte ilk adım ve yapılacak işler

Bilirkişi imzalı kâğıt

 

 

Bu resimle yazımın sonundaki resim, benim isteğim üzerine bilgisayarımdaki bir sitede  “Yapay Zekâ” tarafından çizilmiştir. İçinden yol geçen, küçük bir gölü ve eski bir kamyonu olan bir orman köyü resmi istedim. Birkaç saniye içinde 4 değişik resim yapıp gönderdi bana.

 

İLK    BİLİRKİŞİLİĞİM…  

 

 

Taşrada göreve başlayışımın ilk haftalarıydı. Askerlikten sonra meslek memuriyetimin de ilk günleriydi. İlçe merkezindeki berberde tıraş olurken içeri biri girdi ve “Şefim yarın öğleden sonra keşfe gideceğiz, hâkim bey görev yazısını Orman İşletmesine gönderdi, haberiniz olsun” dedi. Yıllarca sürecek olan “Şefim” seslenişine yeni yeni alışıyordum. Bölge Şefliği o günlerde mesleğin ilk aşamasıydı. İşe başlar başlamaz “Şef” oluyordunuz.

Sandalyem geriye dönemediği için ben döndüm ve “Arkadaş ne keşfi bu? Orman davasıyla falan bağlantılı ise ben bilirkişi olamam; çünkü orman dairesinden tarafım,  başka bir dava mı yoksa” dedim. Ölümle sonuçlanan bir trafik kazasıymış. Köy yolunun bir kenarını göletten sızan su, yolu kaygan hale getirmiş, kamyon devrilmiş, kamyonun üstündeki tek yolcu ilçe merkezine gelirken sizlere ömür, şoför ve yanında oturana bir şey olmamış.

Kendi kendime yüksek sesle söylendim; ben ne anlarım trafik kazasının ayrıntısından, benim ehliyetim bile yok, bunları hâkime şimdiden söylemem gerekir sanırım. Gelen mahkemenin kâtibiymiş. “Bunları yarın söyleyin isterseniz, siz hiç bilirkişilik yapmamışsınız galiba, devlet memuru olarak bundan kaçamazsınız” dedi ve yarın görüşme dileğiyle ayrıldı berberden.

Berber Naci durumu benden önce anlamış olacak ki; yarım kalan saç tıraşımı tamamlarken “Çoğu zaman ortaokulun resim öğretmeni giderdi bu işlere; ama izinli herhalde, birkaç gündür ortalarda yok” dedi. Dükkândan yeni çıkmıştım ki müdürümüzle karşılaştım. “Yalçın, ceza mahkemesinden bir yazı geldi; yarın bir keşif varmış seni görevlendirmişler”  ve  “önceden telefon etti ceza hâkimi ben de senin adını verdim” diye ekledi. Yapacağım işin bir çizim işi olabileceğini, gerekenin hâkim tarafından anlatılacağını da söyledi.

 

Ertesi gün öğle tatilini zor yaptım. Birşeyler çizilecekse bir şerit metre ve bir klizimetre (eğimölçer)  işe yarar diyerek yanıma aldım. Bir not defteri almayı da unutmadım. Söylenen saatte belediyenin karşısındaki otoparkta (!) bu işler için bekleyen iki cipten birine doluştuk, hâkim, kâtip, şoför ve ben. Olaya tanık olan bir kişi ve kamyon sürücüsü olay yerinde bizi bekliyormuş. Yola çıktık ve çok kısa bir süre sonra bir köy yoluna saptık. Toprak bir köy yolu, yandaki göletten sızan su ile yer yer ıslak. Olayın geçtiği yerde hepimiz indik. Devrilen kamyonu kullanan sürücü ile yanındaki arkadaşı orada bizi bekliyordu. Savcı olay sırasında gelmiş gerekli işlemleri yapmış, kamyon sürücüsünün tutuklanmasına gerek olmaksızın ceza mahkemesini uygun görmüştü.

 

 

                                                 

                                             Klizimetre, ormancılıkta çok sık kullanılan bir gereçtir. Parmağa takılarak

                                             aşağıdan yukarı ya da yukarıdan aşağı olan eğim, alet içinden okunur.

 

Hâkim bana önce yemin ettirdi, bilgi ve görgümü tarafsız kullanmam için; sonra yapacağım işi anlattı. Tanık ve sanığı dikkatle dinleyerek olay yerinin ayrıntılı bir krokisini çizecektim. Sanık şoför yakındaki bir köye eşya getirmiş, yanında arkadaşı da varmış, ilçe merkezine dönerken bir köylü vatandaş ben de arkaya atlayabilir miyim, ilçede işim var diyerek arkaya atlamış. Hava yağışlı yol ıslakmış hattâ gölet yola su taşırıyormuş. Kayacağını anlayan şoför sudan kaçmak için yolun sol tarafına yanaşmak istemiş; ama küçük kamyon yolun eğimi nedeniyle ansızın devrilmiş; çünkü yolun üst yanı alt yanından daha yüksekmiş, arkadaki yolcu kamyon kasasına sıkışmış hareketsiz kalmış. Tanık da sanık da aynı ifadeleri verdiler, kâtip hâkimin söylediklerini tutanağa geçirdi, bana dinlediklerimin ışığında hazırlayacağım çizimi en kısa zamanda mahkemeye iletmem gerektiğini de tutanağa ekledi. Hepimiz tutanağı imzaladık.

 

 

Ben o sırada köy yolunun genişliğini, küçük kamyonun kasa genişliğini ölçtüm ve not ettim. Yolun enlemesine eğimi çok önemli olacak düşüncesiyle onu ve yolun o bölümdeki boyuna eğimini de yazdım bir kenara. Olay yerini bir haritada göstermek gerektiği geldi aklıma. Bunun için o çevrenin yerel tanımını ve yakınındaki köylerin adını öğrendim. Ölçülere, görgülerime ve dinlediklerime dayanarak bir çizim yapacağımı hâkime söyleyerek olay yerindeki görevimi bitirdim ve geldiğimiz ciple ilçe merkezine döndüm.

İşletme Müdürüme, verilen görevi tamamladığımı çizeceğim krokiyi yarın mahkemeye teslim edebilmem için gece dairede çizim yapmama izin vermesini istedim. Olumlu karşıladı “Mahkeme işlerinin gününde yapılması gerekir, çizimde aydınger kâğıdı ve renkli mürekkep de kullanabilirsin” diye ekledi.

Teşekkür ettim ve hemen çalışmaya başladım. O yörenin haritasını buldum; elle küçültmek zor ve sağlıksız sonuç verirdi. Bu kopyalama pantografla çok kolay olacaktı. Daha önce birkaç kez pantograf kullandığım için hemen sonuç aldım. Kocaman arazi haritasını bir dosya kâğıdına gereken ayrıntılarla aktardım.  Olay yerinin çizimini aydınger kâğıdına gereken yerlerde siyah, kırmızı ve yeşil çini mürekkep kullanarak yaptım. Yolun enine ve boyuna kesiti eğimlere ve ölçeğe uygun olarak çizilmiş; olay yerindeki gölet ve kamyonetin devrildiği yer haritada belirtilmişti.

Pantograf; haritacılık, terzilik gibi alanlarda kullanılan, bir biçimi büyüterek ya da küçülterek kopya eden, kollu, eklemli bir çeşit cetveldir.  Pantografın, bir ucu sabitlenirken ( En altta solda) bir ucu (Sağda en üstte) şekil üzerinde gezdirilir. Diğer çizici uç da (Ortadaki)) aynı şeklin küçüğünü çizer. Büyüğünü çizmek için ortadaki çizer ucu en sağ üste alır, en üstteki ucu ve kopyalayacağınız şekli ortaya kolayca yerleştirirsiniz. Bunlar eski günlerin ilerici(!) araçlarıydı. Bugün yapacağınız iş, bir fotokopiciye gitmek ya da hiç gitmeden evde işi bitirmektier.

 

 

 

 

 

 

Teşekkür ettim ve hemen çalışmaya başladım. O yörenin haritasını buldum; elle küçültmek zor ve sağlıksız sonuç verirdi. Bu kopyalama pantografla çok kolay olacaktı. Daha önce birkaç kez pantograf kullandığım için hemen sonuç aldım. Kocaman arazi haritasını bir dosya kâğıdına gereken ayrıntılarla aktardım.  Olay yerinin çizimini aydınger kâğıdına gereken yerlerde siyah, kırmızı ve yeşil çini mürekkep kullanarak yaptım. Yolun enine ve boyuna kesiti eğimlere ve ölçeğe uygun olarak çizilmiş; olay yerindeki gölet ve kamyonetin devrildiği yer haritada belirtilmişti.

Ertesi sabah çizimi mahkeme kalemine teslim ettim. Yaptığım çizimin yeterli olup olmadığı İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından onaylanırmış, oraya gönderilecekmiş “Biz sizi ararız “ dediler.

Sanıyorum 2-3 ay sonra mahkeme kâtibi yolda rastladı bana. Teknik Üniversiteden olumlu yanıt gelmiş, bir bilirkişilik ücretim de varmış 16 lira. Ek bilgi de verdi kâtip; ödenek olmadığı için paranın “düyuna kalması” olasılığı varmış. Yani gelecekte birgün ödenirmiş, kaybolmazmış. “Tamam kardeşim, açıklamalarına teşekkür ederim. Ben bugün asıl çalışma alanıma ormana gidiyorum, 3-4 ay kadar buralara dönemem. Ben mahkemeye bir dilekçe vereyim, ödemeyi sana yapsınlar, bu ricamı lütfen kabul ederek beni gelip gitme derdinden kurtar” dedim ve yandaki kırtasiyeciden aldığım dosya kâğıdını yazıp imzalayıp kâtip arkadaşa verdim. Çok teşekkür ettim. Devlet memurlarının o zamanki günlük harcırahı 15 liraydı. İlk aylığımın da 436 lira olduğunu şimdi anımsıyorum. Hey gidi günler…

Meslek yaşantımın olgunluk yıllarında bu bilirkişilikle çok karşılaşır oldum. Gerek ormancılığa ilişkin  gerekse tarımı ilgilendiren dosyalarda orman ve ziraat mühendisleriyle ortak çalışmalarımız oldu; çünkü görevli olduğumuz dairelerin ve meslek odalarımızın bilgisi altında bu çalışmaları da yerine getirme zorunluluğu vardı. Eskiden bu tür çalışmalar değişik yasaların belirli öngörülerine göre uygulama alanına aktarılıyordu. 3/11/2016’da çıkarılan 6754 Sayılı “Bilirkişilik Kanunu” başlıklı yasa ile olaya çok yönlü açıklamalar getirildi ve kimlerin hangi eğitimlerden sonra bilirkişilik yapacağı yasal esaslara bağlandı. Konuyla ilgilenecek kişilerin internetteki bu yasayı göz önünde bulundurmaları gerekir

Yazının başında söylediğim gibi; bu resmi de benim istediğim ayrıntıları kullanarak “Yapay Zekâ” çizdi.

 

Yalçın Anıl
Standart Üye / 23 Yazı / 167,7K Okunma

1938 Samsun doğumlu Orman Y.Müh. Emekli


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST