Loading

Çocukların Haçlı Seferi

Haçlı Seferlerinin Görünmeyen Yüzü: Çocukların Haçlı Seferi

çocuk haçlılar

Orta Çağ denince akla gelen önemli tarihi olaylardan biri de şüphesiz Haçlı Seferleri’dir. Haçlı seferleri için dünya tarihine önemli değişimlerin ateşleyicisi olan olaylar zinciri diyebiliriz. Haçlı Seferleri içerisinde pek çok trajedi barındırır. Bunların içerisinde aslında ön planda olması gerekirken göz ardı edilmiş bir meseledir “Çocukların Haçlı Seferi”. Çünkü lortların, şövalyelerin ve kralların kahramanlık hikayeleri, din adamlarının “kutsal amaç” için yaptıkları çağrılar ve fedakarlıklar her zaman daha önemlidir. Tabii ki sıradan insanlar hele ki yoksullar ve çocuklar büyük idealler uğruna, sadece ölmek için tarihte rol alırlar. Günümüze kadar gelen tarih anlayışı egemenlerin kaleminden çıktığı için böyleydi ve nihayet 19. yüzyılla birlikte yavaşça bu anlayış değişmeye başladı ve artık günümüzde sınırları aşıp gerçek tarihe, sıradan insanların tarihine ulaşabiliyoruz.

1212 yılı dünya tarihindeki en büyük trajedilerden birine sahne olmuştu. Din adamlarının ve siyasi figürlerin yarattığı bir dünya, çocuklardan oluşan kitleler halinde masum kurbanlarını yuttu. Olaylar 12 yaşındaki Etienne adında bir Fransız çocuğun, Hz. İsa’nın kendisine göründüğünü iddia etmesiyle başladı. Bu durumu o sıralarda çocuğun kentinde olan Fransa kralı Philippe‘e  bir mektup kaleme alıp sundu. Kral mektubu önemsemedi. Ancak küçük çocuk Kralın desteğini almamasına rağmen kendi çabalarıyla vaazlar vermeye başladı. Hz. İsa’nın kendisini bir haçlı seferi için görevlendirdiğini söyleyip, çocuklardan oluşan bir kutlu ordunun Kudüs’ü alacağını anlatıp duruyordu. Etienne’e göre, bu ilahi yolculuk bizzat tanrının yardımıyla gerçekleşecek, mucizelerle yolları açılacaktı. Örneğin deniz, kafilenin önünde ikiye yarılacaktı.

Kısa sürede çocuğun vaazları karşılık bulmaya başladı ve Fransa’nın her yanından çocuklar gelip ona katılmaya başladı. Bu başarının ardından Etienne, ülkenin diğer yerlerini de dolaşarak konuşmalarını sürdürdü. Etkilediği çocuklardan bazıları da onun gibi farklı yerlere yönelerek vaazlar vermeye başladılar. Tarihler 1212 yılının Haziran ayına geldiğinde tüm çocuklar Vendome şehrinde bir araya gelmeye başladılar. Döneme tanıklık eden kaynaklar, sayıları 30.000’i geçen bu çocukların en fazla 12 yaşlarında olduklarını aktarmıştır. Sayılar tam olarak doğru olmasa bile çok fazla sayıda çocuğun toplandığı anlaşılmaktadır.

Çocuklar oldukça farklı toplumsal kesimlerden kopup bir araya gelmişlerdi. Çoğunluğu fakir ailelerin gönüllü kız/erkek çocuklarından oluşsa da bu kalabalık kitlede ailelerinden kaçan üst sınıf çocukları, genç papazlar ve çocuklara yardımcı olmak isteyen yaşlılar da vardı.

Çocukların yolculuğu papazların seferlerini kutsamasıyla birlikte başladı ve Marsilya’ya doğru hareket ettiler. Yaz mevsiminde gerçekleşen bu yolculuk kafileyi oldukça zorlamıştı. Yiyecek ve su sıkıntısı yaşamaktaydılar ve ancak yolları üzerindeki köy ve kasabalardan yardım alabiliyorlardı. Ancak kendileri de yoksul olan halk yeterli yardımı yapamıyorlardı. Bu şartlar yüzünden pek çok çocuk yolda hayatını kaybetti, bazıları da zorluğa dayanamayıp geri döndü. Marsilya’ya varan çocuklar, burada iyi karşılandı ve çocukların ihtiyaçları giderildi.

Marsilya’ya vardıkları günün ertesi, çocuklar sahile yöneldi ve denizin ikiye yarılmasını görmeye gittiler. Ancak bekledikleri olmadı, mucize yaşanmadı. Bu durum büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Bazıları kandırıldıklarını düşünüp liderleri Etienne’i terk ettiler. Yine de kafilenin büyük kısmı hala bir mucize gerçekleşeceğini ümit edip günlerce beklediler. Bir müddet sonra Domuz Guillaume ve Demir Hague isimli iki tüccar, çocuklara karşılıksız, sadece Tanrı rızası adına onları kutsal topraklara götürmeyi teklif etti. Etienne ve yoldaşları bu teklifi kabul ettiler. Gemilere binen çocuklardan on sekiz sene bir haber gelmedi.

Fransa merkezli gelişen bu olaylar yaşanırken Almanya’da da Nikolaus adlı çocuk, aynı Etienne gibi vaazlar vermeye başladı. Benzer şekilde kutsal toprakların kurtuluşunun çocukların elinde olduğunu söyledi. Nikolaus’un bir farkı vardı, o Kudüs’ün savaşarak değil, düşmanlarla konuşarak ikna youyla kurtarılacağını iddia ediyordu. Nikolaus, mevcut dönemin şartlarında fazla çaba harcamadan geniş kitlelere kendisini duyurdu. Çağrısı sonucu binlerce çocuk Köln kentinde bir araya geldi. Kafilenin yolculuk rotası iki güzergahtan oluşuyordu. Birinci kafile Alpler üzerinden Cenova’ya doğru yol alacaktı. Bu yol gerçekten çok zor bir güzergahtı. Binlerce çocuk çetin şartlarda can verdi ve kafilenin yalnızca üçte biri Cenova’ya ulaşabildi. Şehrin yöneticileri çocuklara sadece bir gün kalmaları için izin verdi. Öte yandan şehre yerleşmek isteyen olursa da kabul edeceklerini söylediler. Nikolaus’un da önünde deniz ikiye yarılacaktı ve bir günlük izin haliyle yeterli diye düşünüldü. Ancak sonuç bir öncekinden farklı olmadı ve beklenen mucize gerçekleşmedi ve çocuklardan bazıları Cenova’ya yerleşmek zorunda kaldı. Bu kişiler için Haçlı Seferi artık geride kalmıştı (Daha sonraları bazı Cenova’lı aileler de ataları olarak bu çocukları ileri sürecekler).

Nikolaus ve sadık takipçileri ise şehri terk etmek durumunda kalıp Pisa şehrine gittiler. Deniz bu kentte de önlerinde yarılmadı. Bazıları Ortadoğu’ya giden gemilere binip yola devam etti. Bu çocuklardan daha sonra bilgi alınamadı. Nikolaus ise kendisinden oldukça emindi ve yanında kalan takipçileri ile yürüyüşünü sürdürdü ve Roma’ya geldi. Burada Papa İnnocentius’un yanına gittiler ve Papa onlara yurtlarına dönmelerini söyledi. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan çocuklar evlerine dönmeye başladılar ve birçoğu bu yolculuğu tamamlayamadı. Bazıları ise geri dönmeyip, İtalya’nın çeşitli yerlerinde yaşamaya başladı. Nikolaus'un akıbeti bilinmemekle birlikte babası çocukların ailelerince sorumlu tutularak öldürüldü.

Tüm yaşananlardan on sekiz sene sonra (1230), Fransa’ya Doğu’dan gelen bir papazın anlattıkları insanların ilgisini çekti. Bu papaz on sekiz yıl önce Marsilya Limanı’ndan gemilerle ayrılan çocuklardan birisi olduğunu anlatıyordu. Papaz o dönemde yola çıkan gemilerden ikisinin kısa süre sonra fırtına nedeniyle battığını söyledi. İçindekiler de ölmüştü. Diğer gemiler ise Arap korsanların saldırılarıyla bir süre sonra ele geçirilmişti. Ancak kısa süre sonra anlaşıldı ki çocuklar bu korsanlara köle olarak satılmak için kandırılmış. Cezayir’e ve oradan Mısır’a götürülen çocuklardan sağ kalanlar köle olarak çalıştırılmış. Okuma yazma bilenlerden bazıları da Eyyübi Sarayları’nda tercümanlık ve eğitmenlik yapmak için tutulmuşlar. 

 

Kaynak;

Cüneyt Kanat- Devrim Burçak: Sorularla Haçlı Seferleri

Onur Köse
Redaktör / 28 Yazı / 34,0K Okunma

MSKÜ - Tarih | 🌿 Yol, Tarih ve Doğa


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST