Loading

Bozkırın Savaşçı Kültürü: Peçenekler

Peçeneklerin yaşamı ve kültürleri

bozkır savaşçıları

Peçeneklerin Coğrafyası

Bir kültürün, bir halkın şekillenişinde en önemli unsur coğrafyadır şüphesiz. Peçenekler hareket halinde oldukları ve yaşam sürdükleri bu coğrafya sayesinde önemli bir güce kavuştular. Coğrafya ana vatanlarına benzemekte, onların savaşçı özelliklerine ve hayvanlarının otlak ihtiyacına cevap vermekteydi. Uzun mücadeleler ve göçler sonrası "9. asrın ikinci yarılarında Don (Ten), Kuban, Dnepr, Kırım, Tuna bölgelerine yayılan Peçenek Türkleri çeşitli boy beylerinin idaresinde, hepsi kendi başına buyruk bir şekilde yaşıyorlardı”.
 

Savaşçı Kültürü

Peçenek toplumu özgür toplum yapısına sahipti, hiçbir devlete tabiiyette bulunmuyorlardı.  Bu nedenle kendileri de bir devlet teşekkülünde bulunmamışlardır. Peçenekler, Karadeniz'in kuzeyindeki sahaya dağılmış ve her bir uruk kendisine düşen mevkii işgal etmiş vaziyetteydi. Hayvancılık, avcılık, savaş ve akınlar Peçenek insanının ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamaktaydı. “Her zaman at sütünde, elde kılıç ve okla geçirdiklerinden her zaman için sefere hazır bir atlı ordu halinde bulunurlardı. Peçenekler geçimlerini sahip oldukları savaşçı yeteneklerine borçluydular. Hem ganimet için akınlar yapıp hem de Bizans gibi merkezi devletlerde paralı askerlik yapıyorlardı. Savaşçı özellikleri onların kültür dairesini şekillendiren en büyük etkendir. Hayat tarzları tamamıyla bu güçlü özellikleri üzerinden şekillenmiştir.  Tıpkı diğer göçebe savaşçı Türkler gibi coğrafyayı iyi kullanıp, savaş taktiklerini ona göre uygulamışlardır. Konar göçer olmanın verdiği öz güvenle hareket kabiliyetlerini güçlü kılmışlardır. Akıncı, mobilize bir kültür oluşturmuşlardır. Zamanla bu özelliklerini kullanamamaları ve yitirmeleri onları diğer topluluklar içinde erimeye itecektir.

Savaşçı özelliklerinin güçlü olmasında şüphesiz ki atın önemi çok büyüktür. “Yiğit ölünce atı da öldürülür ve sahibiyle gömülürdü. Sahibinin öteki dünyada atına bineceği ve yaşamlarını sonsuza kadar birlikte sürdüreceklerine inanılırdı”.

Peçenek Göçebe Yaşamı ve Kültürü

Peçenekler de dönemin birçok Türk halkı gibi konar-göçer yaşam tarzına sahiptirler. Bu özellikleri, onların özgür yapıları ve otorite tanımazlıklarıyla da birleşince, güçlü Peçenek askeri gücünü doğurmuştur. Göçebeliğin ana sebebi iklimdir. Göçebelikte insanların ve hayvanların iklime, coğrafi şartlara bağlı olarak sürekli hareket etmesi söz konusudur. Göçebe yaşamın zor olması mücadelecilik ruhunu geliştirmiş bu da savaşçı toplum yapısına neden olmuştur. Ayrıca Peçenekler'de ve genel anlamda Türklerde tarımın gelişmemesi özel mülkiyeti, özel mülkün gelişmemesi de sınıf farklılığını ve kölelik anlayışını engellemiştir diyebiliriz. Türkler asker ve idareci olarak yerleşik düzene geçilmesi taraftarı olmamışlardır. Göçerlikten yerleşik hayata geçilmesinin siyasi egemenliklerinin ve hatta varlıklarının sonu olacağı fikrine sahiptiler. Ayrıca şehirleşmeyi tembellik olarak algılamışlardır. Türk göçebeliği hiçbir yerde durmaksızın yaşamak değil mevsimsel doğal yaşama uyumdur. Hatta doğaya anlam yükleme süreci yaşayışa, geleneklere, inanışa yönelik içerikler taşıyabilmektedir.

Peçenekler, Kafkasların kuzeyinden Macaristan bozkırlarına uzanan alanda konar-göçer vaziyette 8 büyük uruğun altında toplanmışlardı. Bulundukları coğrafyada birçok Türk ve Slav boyları mevcuttu bunlardan karşılıklı etkileşimleri söz konusudur. (Göçebeliğin verdiği yalıtılmışlıkla beraber) Peçeneklerin günlük hayatta kullandıkları aletler ve silahlar Orta Asya menşeli eserlerdi. Gündelik kullanılan gereçlerde örneğin; çömlek, sürahi, ibrik ve güğümlerde özellikle estetik bağlamında önemli, çok detaylı işlemeler bulunmuştur. Bitki kökenli motifler özgünlüğü bakımından önemlidir. Ayrıca kuşak süsleri, at koşumları da önemli bulgulardandır. Yeni coğrafyalarında Orta Asya kültürünü uzun müddet yaşatmışlardır. Bozkırda atın önemi çok büyüktür. Savaşçı ve göçebe Türklerin hayati değeridir. Göçebelik genel anlamda mimariyi engellemiş, taşınabilir sanat ve çadır kültürü gelişmiştir. Sürek avları, at yarışları, güreş, okçuluk, kılıç oyunu ve çevgen denilen atlı top oyunu önemli sportif faaliyetlerdendir.

Peçeneklerin'de alfabe olarak, tıpkı Hazarlar gibi ufak tefek değişikliklerle birlikte, Göktürk Alfabesini kullandıkları bilinmektedir. Peçenekler ait olduğu keşfedilen yazıtlar bize oldukça değerli bilgiler ve buluntular sunmaktadır. “Türk milletinin bir parçası olan Peçeneklere ait bu yazıtlar 1799 senesinde, Macaristan’ın Torontal vilayetindeki Nagy-Szent-Miglos denilen yerde, bir evin avlusunda bulundu” .  İlk olarak Atilla’nın mezarı da sanılan buluntular süren çalışmalar sonunda aydınlatıldı ve Atilla’ya ait olmadığı anlaşıldı. Kök Türk alfabesinin devamı olan bir dille yazıldığı ve Peçeneklere ait izler taşıdığı saptanmıştır.

Peçeneklerin İnançları

Peçenekler diğer Türk boyları gibi Gök Tanrı inancına mensuptular. Bildiğimiz gibi gökte yaratıcı bir tek Tanrı tasavvuru ve yanında Animizmin ana hatlarını oluşturduğu bu din, Orta Asya’nın kadim inancıdır. Tabiatla oldukça içi içe bir inançtır. Kam, Şaman, Baksı bu inancın dini görevlileri, ayinleri yöneten, tanrıyla ve ulu varlıklarla iletişime geçen kişilerdir. “Animizm; bütün varlıkların ruh sahibi olduklarına inanmaktır. Animistlere göre canlı cansız her şeyin bir ruhu vardır. Bu ruhların görevleri ve adları beraber bulundukları maddelere göre belirtilmektedir”. Gök Tanrı inancına göre her varlığın bir ruha sahip olduğuna inanılmaktadır. Örneğin Ağaç, Dağ, Nehir, Kurt, At, Ateş kültleri ve bunların genel anlamda ifadesi olarak da kullanılan Yer-Sub kültleri oldukça önemli inanışlardır. Her varlık hem maddi hem de ruhi olarak iki şekilde algılanır.

Eski Türkçede Tanrı sözcüğü Tengri biçiminde söylenirdi, ayrıca Tengri sözcüğü, gök anlamına da gelirdi. Eskiden Kök olarak söylenen gök sözcüğünün ise Eski Türkçede üç anlamı vardı: Biri bugünkü kullandığımız anlamı ile gök, gökyüzü; biri, yine bugünkü kullandığımız anlamı ile mavi renk; biri de bugün kullanmadığımız anlamı ile ulu, yüce, kutsal. İşte Kök Tengri/Gök Tanrı deyiminde geçen kök/gök sözünün taşıdığı anlam ulu, yüce, Kutsal’dır. Buna bağlı olarak da Kök Tengri/Gök Tanrı deyimi Ulu Tanrı, Yüce Tanrı anlamlarına gelir. Söz konusu olan tek bir yaratıcı Tanrı ve bu tek Tanrı'ya yapılan saygı dolu bir sesleniştir. Türklerin kendi öz inançları, tek tanrıcılığa dayanır. Gök Tanrı'nın özelliklerinden söz etmek gerekirse şunlar söylenebilir: Öncelikle tektir, eşi ve benzeri yoktur. Yaratıcıdır; bilinen ve bilinmeyen her şeyi O yaratmıştır. Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır. Buyurur, iradesine uymayanları cezalandırır. İnsanlara kut ve uluğ (kısmet) bağışlar ama bunları layık olmayanlardan geri alır. Canlılara yaşam verir. Ölüm onun iradesine bağlıdır. Varlıklara yaşam verdiği gibi, dilediğinde de onu geri alır.

Türklerde dinî ve millî törenlere bütün herkes katılırdı. Toy adı verilen şölenlerde kurbanlar kesilir, at yarışları düzenlenir ve dans edilirdi. Bu durum Türkler arasında sosyal dayanışmanın gelişmesine ortam hazırlamıştır. Törenlerde en çok Kopuz adı verilen bir müzik aleti kullanılırdı. Şölenlerde düzenlenen “yağmalı toy” geleneği vardı. Hakanlar, boy beyleri zaman zaman çadırlarını, mallarını halka yağmalatırdı. Törenleri kamlar yönetir. Kam, Türk halk kültüründe büyücü din adamı ve şifacıdır. Şaman, Baksı ve Gam olarak da telaffuz edilir. Topluluklarda doğaüstü güçlerle iletişime geçtiğine inanılan din adamıdır, hastalara şifa verir, Tanrıyla insanlar arasındaki iletişimi sağlar.

Zamanla bulundukları coğrafyada üstünlüklerini kaybedince diğer unsurların arasında erimeye başlamışlardır. Bir kısmı Hristiyanlaşmaya başlamış, bir kısmı da Anadolu'ya doğru kayıp buradaki Türklerle birleşmişlerdir. Netice olarak kültür ve inanç bazında değişime maruz kalmışlardır.

 

Kaynaklar


Akdes Nimet Kurat: “Peçeneklere Dair Araştırmalar”

Murat Uraz: Türk Mitolojisi

Saadettin Yağmur Gömeç: “Türk Tarihinde Peçenekler”

Saadettin Yağmur Gömeç: Türk Kültürünün Ana Hatları

Yılmaz Gülcan: Türk Tarihi ve Kültürü

Onur Köse
Redaktör / 27 Yazı / 29,6K Okunma

MSKÜ - Tarih | 🌿 Yol, Tarih ve Doğa


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST