Loading

Bir Artı Sıfır

Bir Güne, Üç Yüz Atmış Dört Gün Yirmi Dört Saat

Şizofreniyi temsil eden bir görsel

Uyandı,
Alarmın alarmı olmak diye buna derler diye düşünüp hafiften yorganı attı üstünden.
Ayaklarını uzattı ahşap döşemeye. Soğukluk ensesinden yüzüne doğru nüfuz ediyor yavaş yavaş.

Döşemeye baskı yapan ayakları değil, sıfır numara tıraş edilmiş kafasıydı sanki.

Genzinde yavan bir tat tüm bunları düşünüp elini yüzünü yıkamak için banyoya doğru yürümeye başladı.

Bir artı sıfır evinde, sıfırdı. Evine gelen herkes birdi, biriydi. Hayatı boyunca bir karaktere bir kişiliğe oturamamıştı.

Aynada kendisine şöyle bir alıcı gözüyle baktı. Bu gözler, dudaklar, burnu ağzı görebildiği tüm organları o an bir bir aşağı doğru akmaya başladı. Eriyordu. Bunu sadece o biliyordu, sadece içinden bir ses haykırıyordu bunu.

Masayı hafif ıslatılmış bir bezle sildikten sonra, bir iki adım gerileyip muşambaya alıcı gözüyle şöylece bir baktı. Kabanını giydikten sonra bastonunu da alıp kapı kolunu şöyle bir yarım çevirdi, o gün bugün diye düşündü. Bugün işte tam da şimdi bu saat, o lanet günün acı hatırasından kurtuluyordu.

Kapıyı açması, silahın patlaması yere yığılması bir oldu. Tüm bu olay silsileleri, pirinç kapı koluna bağlıydı. Kapının cızırtı işaret fişeği olmuştu.


On beş yıl geçmişti tüm yalananların üstünden. Şu an 55 yaşındaydı. Tüm hayatı, ömrünün 54 yıl 364 günü sadece bir gün için var olmuştu.
Koca yaşamdan hatırda kalan tek bir gün.

Çabalıyordu. Hastanenin küf kokan köşesinde, on beş yıldır çabalıyordu. Her şeyi hatırlamaya çalışıyordu.

Kendisine çorba içiren ve sanki eskiden tanıdığı bir kadına benzeyen hemşirenin gözünün içine baka baka çabalıyordu...

Bünyamin
Standart Üye / 6 Yazı / 1,6K Okunma


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST