İLAHİ KOMEDYA’YI TÜRKÇEYE KİM ÇEVİRDİ
“Bilgisayarda eğlenceli ve öğretici bir sayfa var” dediklerinde, merak etmedim değil. Bana da öğrettiler instagramdaki o alfabeyi. Daha doğru adıyla “RESFEBE”yi. Çünkü resfebe de bizim alfabenin 29 harfini yerine göre tek tek kullanıyor; ama kendi harfleri ağırlıkta. Örneğin bir “L”harfinden sonra arı resmi varsa, sözcüğün o kısmını “ları” olarak okuyacaksın. Minik bir asker resminden sonra mağara resmi varsa “erin” diye heceleyeceksin. Küçücük resimler ve bizim 29 harflerle karışık sorulan bir sözcüğü ya da söz dizisini düşünmek ve çözmek güzel oluyor.
Geçenlerde sorulan soruda; profilden bir erkek büstünün, kırmızı başlığında yeşil bir dal demeti, yanında da kocaman bir “L” harfi vardı. Çok önceleri okuduğum klasik bir kitabın yazarının adını bulunca “ L “ harfini de sonuna ekledim ve sözcüğün yanıtını DANTEL olarak yazdım.
“İlahi Komedya”yı anımsayınca çevireni kimdi diye düşündüm; soyadı Sinanoğlu “idi. Hattâ tiyatro ve müzik sanatçımız Esin Afşar’ın babası olduğunu da anımsadım. Aklımda kaldığına göre kitap, yazı devrimi sonrasında yeni harflerle basılan 1930 yıllarının bir ürünüydü. Çeviren Oktay Sinanoğlu olamazdı; çünkü Sinanoğlu, Esin Afşar’ın abisiydi ama belki de o bile doğmamıştı o zamanlar.
İşin ilginci; kütüphanemi dağıttığım için benim kitabımın hangi üniversitenin raflarında yerini aldığını bilemiyordum. Aslında merak edilecek bir şey de yoktu. Kitap İtalyancadan çevrildiğinde Oktay ve Esin kardeşler de İtalya’da bulunuyordu, çünkü babaları Bari kentinin konsolosuydu. Öyleyse çevirmen, bana göre Sinanoğlugillerden biriydi.
Daha ayrıntılı bilgi almak için Google’un daha akıllısı olan Zekâi Bey ya da Zekiye hanıma (YZ) sordum. “Sizin söylediğiniz isim çeviren olamaz çünkü kitap olarak ilk çeviri 1938 yılında Hamdi Varoğlu imzasıyla Hilmi Kitabevinden yayımlanmıştır” diye yanıtladı. Hattâ daha da ileri giderek; “Dante’nin eserinin Türkçedeki ilk kısmî çevirilerinden biri, daha önce 1932’de yalnızca “Cehennem” bölümü için Rıfkı Ragıp Ögel tarafından yapılmıştı. Tam çeviri olarak ise Hamdi Varoğlu’nun 1938 baskısı öne çıkar” biçimli bir ek bilgi daha verdi.
“Ben bu kitabı Milli Eğitim Bakanlığının kitap satış yerinden kuruşlu bir fiyata aldım ve okudum, yıl 1952-53 olmalı, Demokrat Parti iktidara geldi ve basılı tüm klasikleri elden çıkardı” dedim. Dostoyevski, Tolstoy, Gogol ve daha başka yazarların eserlerini seçerek alırdık kuruşlu fiyatlarla. Samsun Halkevi’ni kapattıklarında da tüm boks takımları, deniz mayolarını bizim liseye yolladılar “ diyerek ben de tamamlayıcı bilgi de aktardım YZ’ye.
Sonra benim söz açtığım kitabın hangi kütüphanede olduğunu raftaki numarası dahil olmak üzere, tüm ayrıntısını buldum ve YZ’ye yazdım. Bayağı şaşırttım onu. Verdiğim bilgilere teşekkür etti ama bir yanlışımı da düzeltti. Ben kitabın çeviri olduğunu savunuyordum. Neden aklımda öyle kalmış bilmem. Benim dediğim gibi; kitabı Oktay Sinanoğlu’nun babası yazmış “ İlahi Komedya”yı anlatmış bizlere; ama çeviri değil telif esermiş. Bunları YZ’den öğrendim. Hasan Âli Yücel’in o çeviri girişimi günlerinde; çevrilen kitaplar basılmadan önce o kitaplar hakkında geniş bilgiler veren ön hazırlıklar yapılırmış. Benim söylediğim kitap, aklımda kaldığı gibi 1934 baskılıymış; yani Hamdi Varoğlu’nun 1938’de yayımlanan çevirisinden çok önce okunmaya başlamış bu kitap.
Okuma-yazmayı yeni öğrenen bir halkın, kültürle buluşması yönündeki ince düşünceler bunlar. Benim ortaokul çağlarımda her akşam sesli kitap okuma saatimiz vardı evimizde. Annem, babam ve ben bir kitabı üçümüz duyacak şekilde sesli okurduk. Yorulan yanındakine verirdi. Kitapların kapağını bugün bile ayrıntıyla anımsarım; “Yeşil Işıklar, Funda, Dağları Bekleyen Kız, Allahaısmarladık, Mehcure ile Hikmet, Zavallı Necdet” ve daha onlarca roman. Annem yeni harflerle okuma-yazma için; 1,5 gün Millet Mektebine giden, ama okuduğu Çalıkuşu romanından bana ezbere satırlar söyleyen bir hafızdı.
Bu yazıyı uzatmam için malzeme çok; ama amacım, yapay zekâdan bir şeyler öğrenip onun bilgilerini denetimden geçirme sırasında ona yeni gelebilecek bilgileri aktarmak ve başkaları için belki yararlı olacağı düşüncesini her an göz önünde tutmak istiyorum. Benden sonra birileri aynı ya da benzer soruları yapay zekâya sorarsa, biraz daha güvenilir yanıtlar alacak demektir.






