Loading

GECE MENEKŞE

Yorulmuş bir insanın hatıraları...

Van Gogh-Yıldızlı Gece

Üçüncüyü yakma diyor kaldırım taşından başını uzatan cüce. Topuklarımı hızlıca çekip uzaklaşıyorum yanından. Üçüncüyü kutusundan çıkarıp yakıyorum. Hava keskin bir kükürt kokusuyla doluyor.  İnsan bedeni gibi debelenen evlerin budakları kıvranıyor dört bir yanda. Sessizce kirli aydınlıktan seçebildiğim yıldızların yaşlı yüzüne bakıyorum. Islak bir çardağın gece ortasında üşüyen begonyasıyım ben. Karanlık bir suratın gece nasıl göründüğünü bilmezsiniz tabi. Bir çardak kıyısındaki adını getiremediğiniz o çiçeğin, üşüdüğünü bilemeyeceğiniz gibi. Ben geceleri sırf bu yüzden severim. Karanlıkta aldanıp üşüdüğümü  zannedebilirsiniz. Günahımdan ,kinimden haberiniz olmaz. Bedenimin üşüdüğü gerçeğini bir kenara atsam da; asla bir begonya olamayacağımı çok iyi biliyorum. Yıldızların kaç yaşında olduğu kadar…  Benim gibi saymadınız siz onları. Düşünsenize insanlık tarihi kaç devir geçirdi hala oradalar. Sizin öldüğünüz gün mezarınızın üstünde olacaklar. Bir gün o çardakta, begonya ıslak mı diye düşünmekten yıldızlara bakmadığınız için pişman olacaksınız. Çok nadir gördüm yıldızların öldüğünü. Hele bir insanla eş zamanlı ölen yıldız görmek oldukça düşük bir ihtimaldir. Aslında insanlık tarihinden beri sekiz yüz yedi defa şahit oldum bu eşsiz olaya. İnandırıcı olsun diye bu rakamı söylediğimi bir kenara bırakırsak, sekiz yüz sekizinci kişiyi görme ihtimaliniz, hele yaşadığınız çağda oldukça yüksek. Bir keresinde ölenin küçük bir kız çocuğu olduğunu gördüğümde artık saymaktan vazgeçmiştim. Geceye kefen gibi gerilen bembeyaz yüzünde birden fazla yıldız ölmüştü. İşte en çok o zaman istedim gözyaşı dökebilmeyi. Örgülü sarı saçlarında hala annesinin kokusu vardı. Dünya çocukların ölümünü izlemek için harika bir cehennem. Size bilmediğiniz bir gerçeği daha duyurmak isterim. Çocuklar ölümden yıldızlar kadar bile korkmaz. Ölüm onlar için çoğu zaman bir çınar ağacının gölgesinde yıldızlarla oynanan hüzünlü bir saklambaçtır. Hayatımda gördüğüm en garip ölüm korkusu; yaşlılarınkiydi ve ben hiç bir zaman bir yaşlıyla eş zamanlı  ölen yıldıza şahit olmadım. Bu sözüme inanmazsanız teyit edebilirsiniz. Belki  sekiz yüz sekizinci kişi  o yaşlı insan olur. O zaman benim ne kadar yalancı biri olduğumu anlarsınız.

 

   Uzaktan köpek sesleri geliyor. Adımlarım daha hızlı akıyor sokakta. Uyurken yatağında ters dönmüş bir kadının sayıklaması gibiyim. Sıcak yatağında, ekşi gülümseyişiyle uyuyor, insan bedenine benzeyen evlerin birinde. Ne söylediğini size anlatacağımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Böylece ;benim de anlamadığımdan haberiniz olmayacak. Balkonda bir çiçeğim vardı. Adı menekşe. Belki menekşe değildi ama ben ona Menekşe adını verdim. Arada bir sulardım Menekşe’yi. O kadının ne söylediğini, bir Ağustos gecesinde menekşeyle çözdük. Menekşe’nin hala bir yıldızla beraber ölecek olan  ilk menekşe olmayan adı Menekşe olacağından haberi yok. Benim balkonumu bulma ihtimaliniz kadar düşük bu gerçeği öğrenmesi. Ona haksızlık ettiğimi düşünebilirsiniz ama size ,sayıklayan kadının ,rüyasında yüzyıllar önce ölen örgülü kızı gördüğünü söylersem bana olan nefretiniz bir nebze azalabilir. Dünyayı daha ilginç bulmaya başlayabilirsiniz. Belki hüzünlenirseniz… Tabi ki yüzyıllar önce onun rüyasına girdiğinizden haberiniz yoktur bunu söylerken. Ona ölümün nasıl bir şey olduğunu anlattığınız için  size karşı sevgi besler. Menekşeyi her suladığınızda; örgülerinin çözüldüğünü, saçlarının dalgalandığını hissedersiniz. Sobelenmekten çekinirsiniz bazen.

 

     Köpek sesleri duruldu. Hangi yabancı yıldız geçti kapısının önünden bilmiyorum ama köpekler beni oldum olası korkutmuştur. Nasıl da iç burkan bir sesleri var. Gece bir köpeğin havladığını duymanız; kendinizi değersiz hissetmenize sebep olur. Tüm düşüncelerinizi ve yalnızlığınızı paymal eder. Uyuyan kadının nefes alışverişlerini duyamaz hale gelirsiniz. Kalabalık olmaktan içten içe çekinirsiniz. Böylece beni ısırmalarından korktuğumu düşünmeyeceğinizi umuyorum.  “Havlayan köpek ısırmaz” diyen atanızı havlayan bir köpek ısırmıştı. Kendi acısından saklanmak için uydurduğu bu yalana asırlar boyu inandınız. Size niçin inandınız diye hesap soracak değilim. İstesem de soramam zaten.  Bunun cevabını az çok biliyorum . Size, çocukların köpeklerden ölümden daha çok korktuğunu söylesem inanmayacaksınız. Kendi dünyanıza o kadar aldanmışsınız ki gözünüz hiçbir gerçeği görmüyor. Beş sene önce ,Temmuz ayında buradan geçen kadın, -belediye sokak lambalarının faturasını ödemeyi unutmamış olsa -ömründe hiç Çoban Yıldızı görmeden ölecekti. Hepiniz şatafatlı şehirlerinizde birer esir olarak yaşıyorsunuz. Kendi başınıza uydurduğunuz sistemlerinizde bir böcek kadar yeri olmayan bireylersiniz. Böyle düşünmemle egonuza verdiğim hasarı ,bir terfiyle telafi edebilecek kadar usta kişiliklersiniz. Sizinle gurur duyuyorum.

 

  Ayağım bir kaldırım taşına takıldı. Acımın dinmesi için, balkonumdaki Menekşe için biriktirdiğim suyu içiyorum. Her şeyi eleştirecek kudrettesiniz. İsterseniz Menekşe için eylem yapabilirsiniz. Kamuoyu açıklamanızda onun bir menekşe olmadığını da belirtirseniz sevinirim.  Mağara devrinde bile vardı menekşeler. İsminin bu çağda anılmasından rahatsız olabilirler.  Gerçi şimdi de modern bir mağara devrinde yaşıyorsunuz. Tek farkınız; menekşeyi bir kadına verme fikrini ilk aklına getirenin siz olmaması. Akşama salata yaptığını düşünüp ofansif mizah yapabilirsiniz. O kadın ,menekşeyi hepinizden daha güzel koklayacak ve sizin haberiniz  olmayacak. Şu an  nerede bulunduğumdan haberiniz olacak yalnız.  Tam da sizin bulunduğunuz semtteyim. Az önce kapınızın önünden geçtim. Birazdan pencereden sekiz yüz sekizinci kişinin öldüğünü göreceksiniz. Eğer sizin  belediye de sokak lambalarının faturalarını yatırmayı unutmuşsa bir yıldızın kaydığını da görürsünüz belki. Yıldızlar ölümden korkmayanlarla birlikte ölür.  Ben Çoban Yıldızıyla birlikte ölecek olan bininci kişiyim. Bu iyiliğimi unutmayın.

Yaşar Aydıner
Standart Üye / 4 Yazı / 1,8K Okunma

Kısa hikaye yazarı

Zeynep 04 Eylül 2020 - 18:06:58

Yanıtla

İyi bir okuyucu olduğumu sanıyorum. Bu kadar tatlı ve derin anlamları olan bir hikaye ile nadiren karşılaştığımı söylemem gerek... Çocukken çikolatam bitmesin diye yavaş yavaş yerdim, bazan; şimdi de, bu hikayeyi hemencecik bitirmeye kıyamadım: Bir kısmını okuduktan sonra, lezzetini daha iyi özümsemek için sonunu okumayı kısa süreliğine erteledim :)

Yaşar Aydıner 08 Eylül 2020 - 17:14:54

Yanıtla

Teşekkürler, çok kıymetli yorumunuz için :)


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST