Loading

Dunning-Kruger Etkisi

Dunning-Kruger Etkisi Grafiği

Dunning-Kruger Etkisi, belirli bir konuda beceriksiz ya da bilgisiz insanlarda görülen üstünlük hissi yanılsamasına verilen isimdir. Günlük kullanımda bildiğimiz haliyle biz buna “cahil cesareti” diyoruz.

Darwin bu etkiyi 19. Yüzyılda şu tespitiyle dile getirmiştir;

"Cahillik, daha sıklıkla bilgiyi değil, güveni doğurur; ısrarla şu veya bu problemin bilimle çözülemeyeceğini iddia edenler, çok bilenler değil, az bilenlerdir." Ancak bu etkinin resmi olarak tanımlanması 1996 yılında gerçekleşmiştir. Bunu başaran Cornell Üniversitesinin iki psikologu Justin Kruger ve David Dunning olmuştur ve bu olguya isimlerini vermişlerdir.

Bir konuda yetersiz bilgiye sahip bir kişi, bu konunun aslında ne kadar kapsamlı olduğunu, sahip olduğu bilgi kırıntısının ötesinde ne kadar geniş ufuklara ulaştığını bilmediği için kendi bildiğinin 100% tam ve doğru olduğuna kanaat getirir ve bu savını da şiddetle savunur. Konu hakkında yeterli bilgisi olmadığının farkında olan bir başka kişi ise tereddütte kalacaktır.

“Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir” sözü ile sevgili Sokrates konuya çoktan nokta koymuş olsa da Sokrates’in bu sözünü bilmeyen bir insan için bilgiye tam manasıyla hakim olmanın hiçbir önemi yoktur. Çünkü örneğin ona kayınçosu söylemiştir. Yıllardır her gün okuduğu gazetede bir haber görmüştür. Kahvede bir “bilirkişi” den duymuştur mesela. Daha fazla sorgulayıp araştırıp konunun özüne ve tamamına vakıf olmaya ne gerek vardır değil mi? Başkaları daha mı iyi bilecektir sanki?!

Uzmanlar Dunning-Kruger etkisini aşağıdaki başlıklar altında topluyor;

Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler:

“Ah beni bir ekonomi bakanı yapsalar ülke ekonomisini 3 ayda tertemiz yaparım ama ah ahh nerdee.”

Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler;

“Aman bunlar da uzayı araştırıyoruz diye bir şey başardık zannediyorlar, onların okuduğu okullara gitsek bak biz neler yapardık, Güneş’e bile roket indirirdik, zaten o işe girmek için de kesin torpil bulmuşlardır.”

Yetkin olmayan insanlar kendilerindeki yetersizliğin boyutunu görememektedirler;

“Bunlar zaten hep hayat telaşından kaçmak için ha babam de babam okuyorlar. Okuyunca bir şey olacaklar sanki. Bak biz okumadık, n'oldu, bir yerimiz mi eksildi?”

Eğer bu yetkin olmayan insanlar becerilerini geliştirmek üzere eğitilirlerse, geçmişteki eksikliklerini fark edip kabul etmektedirler;

“Dostum, kazın ayağı hiç de öyle değilmiş.” Ve tabi ki “Eğitim şart!”

Grafiğimize tekrar bir göz atalım;

Belirli bir alanda bilgi ve tecrübesi yavaş yavaş artan kişi önce aslında ne kadar az bildiğini fark edip ciddi bir özgüven kaybı yaşıyor, özgüven seviyesi %20'lere dek geriliyor. Yani tecrübe, aslında ne kadar az bildiğini ortaya koymuş oluyor. Neyse ki, umut var; öğrenme devam edip kişi o konuda uzmanlaşmaya başladıkça düşen özgüven tekrar yükselmeye başlıyor. Fakat ismi tarihe geçmiş bilim insanlarının bilgi seviyesine bile ulaşsanız özgüveniniz cahilin sahip olduğu özgüven seviyesine erişemiyor. Toplumda belli bir kesime neden laf anlatılmadığı şimdi çok daha nettir sanırım;

 

Seval KESKİN
Redaktör

1985 doğumlu. 8 senelik İtalyan Dili ve Edebiyatı macerası için Ankara'da verdiği uzun mola sonrası hala Antalya'da ikamet etmekte. Yazılım sektöründe geçirdiği kurumsal yılların ardından şu an huzurla çevirmen olarak çalışmakta. Kalıplaşmış düşünce çerçevelerinin dışına çıkabilen insanları ve bunun dışında kitaplarıyla yalnızlığı tercih eder, kedi sever, bisiklet biner, doğa aşığı bir kamp insanıdır.  


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST