Loading

Burada birkaç yanlış var! 8 Mart ekseninde gündeme dair yapıcı bir eleştiri

8 Mart gösterisi

Memleketimizde, 2021’in Türkiye’sinde, kökeni çok gerilerden gelen büyük bir sorunla karşı karşıyayız:

Kadına şiddet. 8 Mart’a girmeden hemen önce insan veya bir hayvan olamayacak kadar cani İbrahim Zarap’ın eşine sokakta ve çocuğunun yanında uyguladığı şiddetin görüntülerinin infial yaratmasının ardından, 8 Mart’ın etkisiyle de beraber, bu konuda tepkilerin arttığına hep beraber şahit oluyoruz. Bu tepkiler daha da artacak ve artmalıdır da, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kadına, çocuğa ve hayvana uygulanan şiddet son buluna kadar bu kararlılık sürdürülmeli, bu mücadele toplumsal hayatın her alanında kendini hissettirilmelidir. Bu fikirler, toplumsal yaşamın her bir kanalında; korkmadan, çekinmeden, “Aman ne derler!?” demeden pratiğe dökülmelidir. 

Kadına şiddet konusunda çok şey konuşuluyor, konuşulmalı ve konuşulacak da. Çünkü ancak bir şeyleri değiştirirsek bu sorunu ortadan kaldırabiliriz ve bir şeyleri değiştirmeye de önce konuşarak, tartışarak başlar ve devam ettiririz. Ben bu tartışmada, naçizane had sınırını aşmadan çok sıklıkla göz ardı edildiğini düşündüğüm birkaç duruma değinmek ve fikrimi belirtmek istiyorum. 

8 Mart hediye alınıp/verilecek bir kutlama günü değildir

Bugünün bir kutlama atmosferinde olmaması, hediyelerin alınıp verildiği şekilde “kutlanmaması” gerektiği düşüncesine birçok farklı argüman destek verebilir. Benim gördüğüm ve üçünü de haklı bulduğum düşünceler şöyle sıralanabilir:

  1. Kadına şiddetin bitmediği yerde neredeyse her gün bir şiddet haberi gördüğümüz ve duymadığımız, bilmediğimiz daha yüzlerce acının olduğunu tahmin ettiğimiz bir memlekette herhangi bir kutlamanın manası da elle tutar bir yanı da yok.
  2. Çoğu kadın 129 işçinin öldüğü bir gün niye kutlansın, neyi kutluyorsun?
  3. Kadınla erkek eşittir, bir cinsiyete neden fazladan önem arz edip ona hediyeler alınsın veya “Günün kutlu olsun” denilsin?

Kadir Şeker bir suçludur!

Bu konuda öncelikle şunları netleştirmekte fayda var:

  1. Kavga eden iki insanı polisi arayıp olaydan haberdar ettikten sonra ayırmak veya en azından ayırmaya çabalamak erdemli bir davranıştır.
  2. Fiziksel olarak kendinden güçsüz herhangi bir canlıya şiddet uygulanan bir olayda ayırmak, gerekirse karşı-şiddet uygulamak ise bir insanlık vazifesidir. Eğer varsa bir korku muhakkak yenilmelidir.

Kadir Şeker olayı, maalesef ki bazı çevrelerce çok yanlış anlatıldı/aktarıldı. Kadir Şeker, bir nefsi müdafaa durumu içinde değildi. Karşısındaki birini “ailesine küfrettiği için” bıçaklamak ve öldürmek ile yukarıdaki saydığım durumlar arasında dağlar kadar fark vardır. Kendini savunmak için yapılan bir bıçaklama kalbe yapılmaz, kaldı ki nefsi müdafaa durumu içinde değerlendirilme ihtimali bıçak çekildikten ve saplandıktan sonra imkansızlaşıyor çünkü karşı tarafın elinde herhangi bir zarar verici nesne bulunmuyor. Özetle, burada her birimize sinir krizleri geçirtecek, “Keşke orada olsaydım!” dedirtecek bir durum mevzu bahis değildir. Olay başlangıçta tartışan iki kişiyi ayırmak olarak başlasa da kavga eden iki kişiyi ayırmaktan çok bir “kabadayı kavgasına” dönüşmüş ve hukuk kanımca gereğini yapmıştır.  

Yukarıda yazan bilgileri edinmeden -ki ulaşması istenildikten sonra emin olun çok kolay- ucuz bir popülizm uğruna hashtaglere düşünmeden atlamamak, yazan haberin başlığına aldanıp haberi okumadan kesin bir yargı vermemek gerekiyor. 

Şirket reklamlarına kanmayın ve sorun!

Şirketler... Toplumun büyük bir çoğunluğu için hassas olan günlerde bu büyük mü büyük şirketlerimizin yaptıkları “reklamlar” çok beğenilir, çok izlenir. O şirketlere sormak lazım hep beraber kaç çalışanınız kadın? Yönetim kurulunuzdaki kadın oranı nedir? İşe başvuran/işe alınan oranlarına bakıldığı zaman kadın ve erkek kıyasında bakıldığında oranlar arasında uçurum var mı, yok mu? 

Yukarıda sorulan sorulara şeffaflıkla karşılık verebilecek şirketler haricinde konuşursak ben şahsen, şirketlerin çoğu konuda olduğu gibi toplumun büyük bir kesimi için duygusal manası olan günlere de “kâr” mantığıyla yaklaştığını düşünüyorum. Bu, onlar için daha fazla kara götüren bir araçtan fazlası değil. Tepki göstererek şirketleri yukarıdaki sorulara şeffaflıkla cevap verdirmek ise bizim elimizde.

Her türlü eleştiri ve tartışmaya sonuna kadar açığım.

Şiddetin hiçbir türlüsünün dünya üzerinde hüküm sürmediği 8 Martlarda buluşmak dileğiyle. 

 

Emircan Tepe
Redaktör / 45 Yazı / 461,4K Okunma

Okurum, düşünürüm, sorarım, tartışırım, eleştiririm, yazarım, paylaşırım, otoriteyi sevmem, o da beni sevmez zaten... 


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST