Loading

KEFE'NİN İÇİNDEKİLER Mİ? AĞIR BASAN TARAF MI?

Bu yazıda mevcut düzen dahilinde demokrasi incelenmiştir.

TERAZİ

 

“Eğer bir halk tanrılardan oluşursa, o zaman demokratik olarak yönetilebilir”

 

 

Demokrasi nedir?

 

Demokrasi, siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi.

 

Demokrasi ilk nerede uygulandı?

 

ANTİK ÇAĞ'DA DEMOKRASİ

 

Demokrasi ilk olarak Yunanistan'da Atina şehir-devletlerinde uygulandı. Bu sisteme Atina demokrasisi de denmiştir. Bu şehirlerde oy kullanma hakkına herkes sahip değildi. Bu hakka sahip olmayanlar arasında kadınlar, köleler ve yabancılar vardı. geriye oy kullanacak yaklaşık otuz bin yetişkin Atina erkeği bulunduğu tahmin edilmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere çok az bir sayı için oy kullanma hakkı söz konusudur.

 

Buradan Roma dönemine baktığımızda uygulanan devlet sistemi, tam olmasa da temsili demokrasiye yakın niteliklere sahipti. Demokratik diyebileceğimiz haklar sosyal sınıflara göre şekil almaktaydı ve güç seçkinlerin elindeydi. bununla beraber Asya'nın güneyinde yer alan bazı bölgelerde de uygulanan temsili sistemler demokrasiye daha doğrusu temsili demokrasiye benzetilebilir. Tahmin edeceğiniz gibi bu bölgelerde de güç kast sisteminin olması yine gücün varlıklı ve seçkinlerin elinde olduğunu söyleyebiliriz.

ORTA ÇAĞ

Bu döneme bakacak olursak, gözümüzü hemen İngiltere'ye çevirmeliyiz. Bu dönem çok büyük sayılacak bir olay kral tarafından yetkilerinin halk ve din adamları adına kısıtlamasıdır. Magna Carta Libertatum'un ( Büyük Sözleşme) ilanıyla beraber kısıtlamalar nedeniyle halkın çok az bir kısmı katılabilmiş olsa da 1265 yılında ilk seçimler yapılmıştır. Bu olay sadece İngiltere ile kısıtlı kalmadı çeşitli ülkelerde ve otonom bölgelerde demokrasinin ilkelerinden yola çıkılarak seçimler yapılmıştır. Lakin katılım için belli başlı kriterler vardı örnek verecek olursak :erkek olma, vergi verme vs.

 

 

18. ve 19. yüzyıllar

Bu yüzyıllarda demokrasi Fransız İnsan ve Yurttaş Bildirgesi ve Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ile yükselmeye ve ses getirmeye başladı. Demokrasi bu büyük devletler öncesinde küçük topluluklara mal edilmekteydi. İlk Liberal demokrasi bu dönemde Amerika'nın kurulmasını sağlayanların oluşturduğu sistem diyebiliriz. 1788 yılındaki Amerikan anayasası hükümetlerin seçimlerle kurulması ve insan hak ve özgürlüklerinin korunması amacını güdüyordu. Tabi bundan öncesinde her ne kadar koloniden koloniye farklılık gösterse de demokratik özellikler vardı. Bu kolonilerde belli miktarda vergi veren ve bazı kriterleri sağlayan beyaz erkeklere seçme hakkı tanınmaktaydı. Amerika' da yaşanan iç savaş sonrası 1860 yıllarında bazı değişikliklerle kölelere özgürlük ve oy hakkı verilmesiyle demokraside önemli bir adım daha atılmış bulunmaktaydı.

 

1789 Fransız Devrimi ile beraber bir anayasa hazırlandı ve iktidar halkın seçtiği parlamento ile kral arasında paylaştırıldı. Bu dönem Ulusal Konvansiyon hükümeti yetişkin ve belli miktarda vergi veren erkeklerin oy vermesiyle seçilmiş oldu. Lakin ilerleyen yıllarda Napolyon'un başa geçmesiyle demokrasiden koşar adım uzaklaştı.

 

20. Yüzyıl

 

20. yüzyılla bakacak olursak demokrasi hızlı bir değişme ve gelişme gösterecektir. Yüzyılın başlarında, I. Dünya Harbi'nin sonunda Avusturya-Macaristan ve Osmanlı gibi büyük imparatorlukların dağılmasıyla çok sayıda yeni devlet ortaya çıktı ve bu yeni ülkelerin devlet yönetimi genellikle,  dönem baz alındığında, demokratik sayabileceğimiz yöntemleri vardı. 1929 yılında ortaya çıkan Büyük Buhran döneminde  birçok ülkede ortaya diktatörlükler çıktı. Örnek verecek olursak İspanya, İtalya, Almanya ve Portekiz' de Faşist diktatörlükler ortaya çıktı. Bu dönem ayrıca Balkan ve Baltık ülkelerinde, Küba , Brezilya, Japonya ve Sovyet Rusya'da demokratik olmayan yönetimler iktidar koltuğunda yerini aldı. 

II. Dünya Savaşı sonrası sömürgecilik anlayışı son buldu ve tekrar birçok bağımsız ülke ortaya çıktı. Demokratikleşme hareketleri Bati Avrupa'da yoğunlaştı. Almanya ve Japonya'da diktatörlükler son buldu, silahlanma politikası yerine, II. Dünya Savaşı sonunda imzalanan anlaşmalarında etkisiyle, refah devleti olma amacını güttüler.

20. yüzyıldaki en büyük çekişmelerden biri de demokratik olmayan Sovyet Bloğu'nda yer alan ülkeler ile Batı demokrasileri arasında gerçekleşen Soğuk Savaş oldu. Komünizmi yaymaya çalışan Sovyet Rusya ile diğer demokrasi çeşitleri arasından sıyrılmış liberal demokrasiyi yaymaya çalışan Amerika liderliğindeki batı gurubu arasındaki çekişme 1989 yılında son bulmuştur.

 

Buraya kadar demokrasinin zamanla nasıl değiştiğini ve bu değişimin hangi ülkelerde nasıl gerçekleştiğine baktık. Yazı'nın devamında ise demokrasinin türlerine bakacağız. gelin hep beraber bunlara bakalım:

 

Klasik Demokrasi

Korumacı demokrasi sınırlı ve dolaylı bir demokrasi modeli sunar. Pratikte, yönetilenlerin rızası düzenli ve rekabetçi seçimlerle sağlanır. Siyasi eşitlik böylelikle eşit oy hakkını ifade eden teknik bir kavrama dönüşür. Dahası, oy hakkı gerçek bir demokrasi için yeterli değildir. Bireysel özgürlükleri korumak için yasama, yürütme ve yargı üzerinden güçler ayrılığına dayalı bir sistemin tesisi şarttır.

 

Kalkınmacı Demokrasi

Bireyin ve toplumun gelişimini esas saymıştır. Bu tip demokrasilerin en radikal olanı Rousseau tarafından dile getirilmiştir. Ona göre bireyler ancak içinde bulundukları toplumun kararlarını şekillendirebilmesine doğrudan ve sürekli olarak katılımları halinde 'özgür' olabilirler. Bu açıdan bakıldığında, doğrudan demokrasiyi tanımlamakla birlikte bu şekilde oluşturulacak genel iradeye vatandaşların itaat etmesi durumunda özgürlüğe kavuşacakları savıyla ayrılır.

Kalkınmacı demokrasinin, liberal demokrasiye daha ılımlı hali ise John Stuart tarafından dile getirilmiştir. Mill’in bakış açısına göre demokrasinin en büyük yararı, vatandaşların siyasi hayata katılımlarını sağlayarak, onların anlayışlarını ve duyarlılıklarını güçlendirir. Bu yüzden kadın olsun fakir olsun herkesin oy verme hakkının olması gerektiğini savunur. Fakat bu oy hakkını ‘eşit’ olarak savunmamıştır. Örneğin vasıfsız işçiye bir oy vasıflı işçiye iki oy, donanımlı meslek sahipleri ise beş oy hakkına sahip olması gerektiğini, böylelikle demokraside “çoğunluğun tiranlığı” korkusundan kurtulabileceğini savunuyordu. Basitçe herkesin oy hakkının olmasını savunurken çoğunluğun verdiği kararların her zaman doğru olmayabileceğini belirtiyordu.

 

Liberal Demokrasi

 

Demokraside öncelik demokraside mi yoksa eşitlikte mi olması gerektiği tarih boyunca tartışılmış ve tarih, bu ikisini bir arada tutacak sistem teorisini üretme çabalarıyla sıklıkla karşılaşmıştır. Liberal demokrasi sistemi de bunlardan biridir. İçinde barındırdığı liberal kelimesiyle özgürlüğü, demokrasideki siyasi eşitlik kavramıyla da eşitliği temsil etmektedir. Bunu düşünürken ekonomi disiplinindeki liberalizm ile siyaset disiplinindeki liberalizmin birbirinden ayırmamız gerekir.

Basit olarak liberal demokrasi; iktidarı halkın belirlediğini ancak bu iktidarın bireysel özgürlüklerle sınırlandığı bir siyasal sistem olarak belirtebiliriz.

Hoşgörü ve tüm fikirlerin var olabildiği bir rekabet ve siyasi eşitlik prensiplerinde gerçekleştirilen seçimlerle iktidara temsili bireylerin getirilmesi liberal demokrasilerin temel nitelikleridir.

 

Halk Demokrasisi

 

Bu kavram komünist rejimlerde gelişmiş demokrasi çeşitlerini kapsamaktadır. Kendi aralarında farklar bulunmasına rağmen liberal demokrasi sistemleriyle kesin olarak karşıt bir çizgidedir. Genel olarak siyasi eşitliğin yanında sosyal demokrasi ile ekonomik eşitliğinde sağlanması gerekliliğini savunmuşlardır.

Marx, kapitalizmin yıkılmasından sonra geçici bir proleteryanın devrimci diktatörlüğü'nün olacağını sonradan ise proleter demokrasi sistemiyle komünist bir toplumun oluşacağını savunmuştur. Komünist devletlerde görülen demokrasi sisteminin fikir yapısı Marx’tan çok Lenine’e aittir.

Bu ülkelerde, partilerin denetimsiz gücünün demokrasiyi gölgede bıraktığı eleştirisi yaygın olarak yapılmaktadır.

 

 

Buraya dek bakacak olursak demokrasiye katılmanın kriterleri arasında erkek olmak ve vergi vermek vurgulandı. Yakın zamanda kadınlara çoğu ülkede seçme ve seçilme hakkı verildi. Lakin vergi hala geçerliliğini korumaktadır. Devlet size çeşitli hizmetler verir ve bunun karşılığında sizden vergi adı altında bu hizmetin karşılığını almaktadır. Sıradan bir yurttaşın birkaç kuruşuyla devletin  yüksek kademelerindeki insanların vergileri arasında tabii olarak büyük farklar bulunmaktadır. Buna özel şirketleri de katmazsak eğer düşüncemiz yarım kalacaktır. Yıllardır süregelen vergi alımlarında vergi kişinin gelirine ve mal varlığına göre belirlenmektedir. 

Şöyle bir soru sormadan edemeyeceğim acaba devlet her yurttaşa yurttaş olduğu için eşit gözle bakmakta mıdır?

Yazının en başında dediğim gibi acaba demokrasi biz insanlara göre bir sistem mi?

 

Vergi sisteminin insanlara iktidarda söz hakkı tanımasının acaba teknoloji çağına yansıması nasıl oldu? Olayın temeline indiğimizde şöyle bir olguyla karşılaşmaktayız '' paran varsa söz hakkı alabilirsin!'' Bizim burada eleştirdiğimiz nokta söz hakkının vergiye göre değil yurttaşlığın getirdiği sorumlulukların, vazifelerin yerine getirilip getirilmediğine göre verilmesi gerektiği ve bunun da yapılmaması. Devlet sana hizmet verir ve o hizmetin karşılığını alır, ki bu tabiidir. Parası olan herkesin söz hakkına sahip olması bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde daha doğrusu gelişmemek için elinden geleni yapan ülkelerde çok büyük sorunlar yaratmaktadır. Eline telefonu alan herkesin bir konuyla ilgili yorum yapmasında bir sıkıntı yok bunun olması gerek ve herkes söz hakkına sahiptir lakin bu konu hakkında yorum yapmadan önce ne gibi kaynak taraması yapıldı? Bu konuya bence diye başlayıp bence diye bitiriyorsan çöplüğe bir çöp daha atmaktan başka bir şey yapmadığını sana hatırlatmamız gerekir. Saçma sapan yorumların okumayan bilmeyen insanları ne tür eylemlere sevk ettiğini bilmeyen bireylerin ellerindeki telefon saçmalık için biricik araçtır. Bu saçma bireyler her konu hakkında söz sahibi sanatta, siyasette, sporda ee tabii bir kısa mesajla her şey çözülmekte ve yılın sanatçısını sporcusunu seçebilmekte. Burada kriter paranın olup olmaması ve senin bir telefonu satın alıp alamayacağın.

Bu gibi eleştirilerde bulunduğumuz zaman

- yhaa sana ne yhaa demokratik bir ülkede yaşıyoruz denmekte.

 

 

 

 

Bünyamin
Standart Üye / 8 Yazı / 5,8K Okunma


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST