ÖZDEYİŞLER
Galiba ilkokul 3. Sınıftaydım. Öğretmen atasözlerine ilişkin bir ev ödevi vermişti. Bildiğimiz ya da duyduğumuz atasözlerinden en az beşer tane yazmamızı söylemişti. Annem evde yalnızdı o saatte; annemden yardım istedim. Evde yeri gelince konuşulan sözler vardı; ama hangisi atasözüydü bilemezdim ki… Annem üç tane kadar söyledi; “Ak akçe kara gün içindir / Sakla samanı gelir zamanı / Üzümünü ye bağını sorma “dedi; ama bana iki tane daha gerekliydi. “Haydi anne bir iki tane daha” diye zorladım. ”Kendinden üstün olanları değil, altta olanları da düşün” dedi ve ekledi “Yalnız zenginleri değil, yoksuların da durumunu göz önüne al” der gibi açıklama da yaptı. Beşinciyi yazamadan ben okula fırladım.
Herkes birbirinden eksiklerini tamamlıyordu. Ben de babası kırtasiyeci olan Kutman’dan bir tane aldım. Babası “ Oku da adam ol” demiş. Benim babam da nasıl olsa böyle der; demek ki bu da atasözü diye düşündüm.
Öğretmene teker teker her öğrenci yazdıklarını okuyordu. Öğretmenimiz yinelenenleri değil de duyulmamış olanları yazıyordu sanırım. Sıra bana gelince ben de ödevi tamamlamanın rahatlığı ile beş atasözünü döktürdüm yüksek sesle. Öğretmenimiz bana “ Bir daha oku hepsini” dedi. Ben her halde kasılarak bir kez daha şiir okur gibi bağırdım. “Senin ilk okuduklarını hemen herkes yazmış, son iki tanesi ise zaten atasözü değil, birini Kutman’la paylaşmışsınız; ama o da atasözü değil zaten” dedi. Bugünün çocukları olsa “Ben Şok “ derdi sanırım. Bizim zamanımızda icat (!) edilmediği için ağzımı açamadığım gibi öğretmenle böyle konuşmam da olanaksızdı.
Öğretmen nasıl anlıyordu, o kadar söz arasından bizim anne babamızın yazdıklarının uyduruk sözler olduğunu. Ben anlamıştım biraz annemin zorlandığını ama ödevi tamamlamam gerekliydi.
Bugünlerde doksan yaşın ceza alanına girerken bunları hatırladım hep. Masa üstündeki not klasörüme okuduğum kitaplardan, dergiler ve gazetelerden hoşuma giden söyleyişleri not alırdım. Bu tür derlemelerin okunması sevimsiz olur düşüncesiyle okurları yormamak için sadece birkaç örnek aldım aşağıya. Benimkiler atasözü değil, özdeyiş. Kimin söylediği belli. Yalnız bir tanesinin adını not almamışım.
Bakalım içinden beğendikleriniz olacak mı?
Entelektüel, kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan insandır (J.P.Satre).
Tarih, insanın bilinçlenip başını yükseltmesinin öyküsünü anlatan bir kitaptır (ilhan Selçuk, 1982).
Devlet insan kalbiyle değil, aklıyla yönetilmelidir (Napolyon).
Günümüz insanı herşeyin fiyatını biliyor; ama hiçbir şeyin değerini bilemiyor (Oscar Wilde).
Bizi mutlu eden; herşeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir (Montaigne).
Kadının tahmin ettiği şey, erkeğin emin olduğu şeyden daha doğrudur (Rudyar Kipling).
Kadın bir erkeğin kendisini sevmediğini, ondan daha önce fark eder (Rus Atasözü).
Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun; belki şarkı söyleyen bir kuş gelip konar (Çin Atasözü).
Cahil toplumla seçim yapmak, okuma-yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak gibidir; hiçbir faydası yoktur. Cehaletten kurtulmanın tek yolu çağdaş eğitimdir (Frederich Wilhem Nietzsche, 1844-1900).
Mütevazı bir hayat, başarı peşinde koşmanın neden olduğu huzursuz bir hayattan daha çok mutluluk verir (Albert Einstein 1922).
Einstein, 1921 yılında kazandığı Nobel’in sevincini paylaşmak için; Japonya’da kaldığı otelde bahşiş kabul etmeyen bir kadına kendi el yazısıyla yukarıdaki notu armağan etmiş. Kadının yeğeni bu notu 2017’de Kudüs’te bir açık artırmada tam 1 milyon 560 bin dolara satmış (Uğur Dündar, Sözcü Gazetesi 19 Ağustos 2022).
Özgürlük, zalimler tarafından; gönüllü bir şekilde verilen bir şey değildir. Özgürlük mazlumlar tarafından istenmelidir (Martin Luther King).
İnsanın özgürlüğü, istediği herşeyi yapabilmesi değil; istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasıdır (J. J. Rousseau).
Özgürlük, bir hükümetin size sağladığı bir hak değil; tersine hiçbir hükümetin sizden alamayacağı bir haktır (?).
Aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, av hikâyeleri hep avcıları övecektir (Afrika Atasözü).






