Loading

Bir Vedanın Ardından

Günlük

“Düşünceler o an etrafımı sarmıştı iş gören ellerim, yürüyen ayaklarım ,gören gözlerim havasını ciğerlerime kadar çekebileceğim bir şehirdeydim. Nefes alabiliyordum bir kalp ağrısını taşımak zor gelmiyordu bedenime. Boğazım düğüm düğüm olması haricinde. İnsan kırık bir kalple nasıl yol alır nasıl ayakta durabilir aklım almıyordu. Çok şey bekliyordum yarınlardan. Sevmek gibi bir dünya ağrısı ilişivermişti yakama. 

Şehirler arası otobüs terminalinde oturmuş  otobusün kalkmasını beklerken vedalara şahitlik ediyordum, gözü yaşlı sevgililer, anneler, babalar. O an terminal tıklım tıklımdı karşımdan bir sürü insan geçip giderken başımı öne eğmiş dalgın dalgın bakakalmıştım. Kolumu kaldıracak tâkatim yoktu. 

Bir an arkadan çalan şarkıyla kendime gelmiştim “Kendine iyi bak beni düşünme”tam da sırasıydı nerden çıktı bu şarkı derken gözlerimi yere devirdim  daha fazla dayanamadım dökülüvermiştim. İşte oraya bir kalp bıraktım. Ruhumun aydınlık köşesinde büyüttüğüm çiçekler soluvermişti.  Zamanı geriye alabilseydim bir kaç saniyeyi değiştirmek için bir çok acıya tekrardan katlanabilirdim. 

Artık gitme zamanı gelmişti vedaları hiç sevmezdim bu sefer uğurlayanım yoktu başı boş çaresizdim. 

Bir kalbe dokunamadan, bir çocuğun yüzündeki tebessümün sebebi olamadan göçmek istemiyordum bu dünyadan. Bir şeyler yapmalı ama ne? Hayır, hayır terketmeyecektim buraları o an elimdeki bileti yırtıp atmıştım. “

 

Ülkü’nün günlüğü elime geçtiğinde bunları yazmıştı peki ne mi olmuştu Ülkü’ye? Bu yazdıklarından sonra günlüğün devamı gelmemişti. O an hakikatin peşinden koşmaya karar vermişti. Hayatın manasını öğrenmenin peşindeydi. Hastalık kapılarını çoktan açmıştı ona. Şiirler yazacağı yüzüne şiirler okuyacağı zamanlardan geçememişti Ülkü. Bundan sonraki yaşamını küçük bir köyde geçirmişti. Yaşlı kimsesiz bir birine hizmet ederek hastalığını hiçe saymıştı. Hayatın manasını sorguluyor, ordaki yoksul çocuklara yardım edip onlarla zamanını geçiriyordu. Ondan bir daha haber alamamıştım ta ki elimde son yazmış olduğu günlüğü bir de acı haberi gelene kadar. 

 Zaman bu kadar kısaydı işte zamanın telafisi yoktu. Geciktirmemeli her ne varsa söylemeli insan içindekilerini, bekletmemeli, ömrümüz bekleyecek kadar uzun değil,  bazı kavuşmalar mahşere kalmamalı, düşeni kaldırmalı güzel olan ne varsa yitirmemeli insan. 

 

 

 

Ceyda Thaçi
Standart Üye


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST