mum

Bugün benim doğum günüm

Biz Yaptık Oldu

29 Ekim 2018 00:14


Bir sene geçti üzerinden.

Kendime ‘günün birinde yazacağım bu geceyi de’ dediğimin üzerinden bir sene geçti. Anca şimdi cesaret edebildim, anca şimdi gücümü toplayabildim. İşte bir sene üzerine şimdi buradayım.

Yağmur deliyordu o gece gökyüzünü. Bir pencere pervazına parmaklarımı sıkı sıkıya geçirmiş hıçkırıklarımın ciğerlerimi yakmasına izin veriyordum. Atlamak istiyordum. Bu yüzden açmıştım pencereyi, bu yüzden kilitlemiştim kapıyı. Bu yüzden son kez sarılmıştım babama veda eder gibi, af diler gibi.  

Ölüyorum sanıyordum. Kor bir bıçak göğüs kafesime saplanmış da orada kalmış sanıyordum. Görünmez bir el boğazıma sarılmış da boğuyor sanıyordum. Gökyüzü büyümüş, büyümüş de beni yutmuş sanıyordum. Bir daha nefes alamayacağım, bir daha doğan güneşe kavuşamayacağım sanıyordum.

Çaresizim sanıyordum.

İşte o yüzden taş zeminle temas etmek istiyordum bir an evvel. İçimde barındırdığım acı o denli fazlaydı ki taşıyamam sanıyordum.

Geçmez sanıyordum.

Hadi diyordum, hadi yap. Sadece iki saniye sürecek, düşünme, bırak kendini.

Ne kadar çabalasam da ne kadar denesem de yapamadım. Parmaklarım buz kesti, bırakamadım pervazı. Küfürler ettim, çığlıklar attım, en çok da göğe doğru isyan ettim. Ne kadar vakit geçerse geçsin bırakamadım pencerenin kenarını.

Ben o gece o pencereden bir kuyuya düştüm.

Sessiz, yalnız, soğuk ve karanlıktı. Taşların arasında fısıltılar vardı. Ben o gece o pervazı bırakamadım diye aylarca işte burada kaldım. Bitik bir şekilde ölümü bekledim.

Bir gece sesim çok çıkmış babam odama daldı. Yatağın yanına yere düşmüşüm, hatırlamıyorum. Korkuyla sarıldı bana. Bir bebekmişim gibi kucakladı beni. Korkuyorum dedim titremelerimin arasında, korkuyorum baba… Saçlarımı okşarken nedenini sordu, eğildi yaşlı gözlerimden öptü peş peşe, nedenini sordu. Yarına uyanmaktan korkuyorum dedim, güneşi görmekten, bir gün daha bu acıyı çekmekten, tekrardan kafamın içindeki sesleri duymaktan… Korkuyorum baba. Yıllarca dağ gibi duran, her zorlukta arkasına saklandığım adamın gözlerinde korku gördüm ilk defa. Babam bir kere korktu bu hayatta. Ben babamın her sabah kalkıp yaşadığımı kontrol etmek için odama gelmesine sebep oldum.

Geçmez sanıyordum.

O kadar büyüyordu ki acı her uyandığım günde, tükenmeyecek sanıyordum. Kaybetmiştim her şeyi. Ne inancım, ne hislerim, ne hayallerim. Geleceğe dair tek düşüncem yoktu.

Hayatımda ilk defa bu yaşımda ölümü diledim. Ben neden bunları yaşıyorum, ben sana ne yaptım diye isyan ettiğim gecelerin sabahında ellerimi semaya açıp beni azat et bu sabahlardan dedim. Ellerimi göğsüme kapatıp bu acıdan kurtar beni dedim. Başımı secdeye koyup yanına al beni dedim. Çekeceğim her cezaya razıyım…

Çok oldu sonu düşündüğüm. Sonu beklediğim ve içten bir şekilde istediğim. Hava almak için cama yaslandığım her dakika ses ‘ne olur ki düşsen, zaten kuyunun dibindesin’ dedi. Metro her yaklaştığında ses ‘ne olur ki bir adım atsan, zaten bitmişsin’ dedi. Elime geçirdiğim her kesici alette ses ‘ne olur ki bastırsan bileğine, zaten ölmüşsün’ dedi.

İşte bu kahreden acı ve bu delirten sesle bir sene geçirdim.

Geçmez sandım, azalmaz sandım, bitmez sandım.

O gece yağmur gözyaşlarımı saklarken, o gece parmaklarım pencere pervazına kitlenmişken, o gece annem kilitli kapının ardından yalvarırken…

O gece öldüm sandım.

Ölmemişim.

Geçen doğum günümde itildiğim, terk edildiğim, bırakıldığım kuyudan bu doğum günümde tek başıma çıktım.

Bir kere öldüm sandım.

Bir daha sanmamak için ben o kuyuyu yaktım.

 

Hoş geldin 23.

Bu sene uyandığımız her sabaha şükredeceğiz.


etiketler: efşan göral, efşan yazıları, efşan makaleleri

İlginizi çekebilir

Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Gönder