Loading

İnsan Özünün Popülerite ve Para Karşısında Hızlı Değer Kaybı

Sosyal medyanın insanı duyarsızlaştırması ve adaptesi

Modern insanı temsil eden bir fotoğraf

"Eskiden Sanatçılar Ünlü olurdu Şimdilerde ünlüler Sanatçı Oluyor"

Bu cümle, son yıllarda sosyal medyada yaşanan ünlü doğumlarını özetlemekte. Buna yapılacak birkaç itiraz olabilir. Örneğin: ee ama eskiden bu kadar imkan yoktu. Çok iyi yetenekler sönüp gidiyordu. İnsanlar içindeki cevher keşfedilemeden saçma sapan işlerde ömür harcayıp sessiz sedasız ölüp gidiyordu. Ama şimdi imkanlar çok ve insanlar yaşamak istediği gibi yaşıyor ilgi duyduğu alanlara yönelip ses getiriyor.

 

Sanırım burada karşıt görüş sahibi birey  "CARPE DİEM" i kastediyor. Peki nedir bu carpe diem? "Anı yaşa". Evet buraya kadar iyiyiz. Asıl mevzu buradan sonra başlasın:

 

Son zamanlarda çıkan çeşitli sosyal medya uygulamaları insanlara içinden geldiği gibi yaşamasına oldukça elverişli ortamı yarattı. Ama bu durum insanımızı ters tepti. Örneğin (Burada örnek vermeye gerek yok değerli okuyucu aklına birkaç tane uygulama gelmiştir. O birkaç tane uygulamayı topla, yanına bir artı işareti koy ve benim sana söyleyeceğim yeryüzündeki tüm sosyal medya ve türevi olan uygulamaları yaz ve şimdi hepsini topla. Sen toplama işlemiyle meşgul iken, senin yükünü az hafifletmemi çok görme, sonucu söylememe izin ver. Hani şu eşittir (=) işaretinden hemen sonraki adım, evet hazırsan söylüyorum HİÇLİK, DUYARSIZLAŞMA, ADAPTASYON.)

 

İnsanoğlu fark edilmek ister. Bu muhtemelen insan var olduğundan beri onunla var oldu. Sadece insan denen akıllı hayvana özgü bir şey değil bu. Bunu ‘manakin’ ve ‘cennet kuşları’ kendilerinden beklenmeyecek bir ihtişamla yapmaktalar. Tabi onlar bu eylemlerini amaca uygun yapmaktalar. Dişilerini etkiler çiftleşir ve rutinlerine geri dönerler. (Adam sen de! Daldan dala atlıyorsun, hayır hayır birkaç örnekle yazıyı desteklemekten başka bir amacım yok.)

 

Ama insan denen varlık bunu önceleri bilimde, felsefede, sanatta yapmak için uğraşırdı. Bunu hakkıyla yapmak için çabalardı, bu uğraş alanlarının hakkını vermek için çeşitli eğitim süreçlerinden geçerdi. Tabiri caizdir bu uğraş tavasının kızgın yağında pişerdi. Kendisini her yönden geliştirmeye çalışırdı. Okurdu, araştırırdı, yazardı. Diksiyonuna dikkat eder dili kurallarına vurgusuna uygun kullanmak için müthiş bir çaba harcardı. Tabi tüm bunları sırf fark edilmek adına yapmazlardı en azından hepsi öyle yapmazdı. Kendisine saygısı olanlar hayattan zevk almayı isteyenler veya şu bizim anı yaşamak isteyen tayfadan olanlar var ya, he işte onlardan olanlar vardı. Ama onlar anı yaşamayı kendileri için isterdi ve hayattan ölçülü bir şekilde zevk almaya bakarlardı. Dedik ya felsefeyle uğraştıkları için ölçülü hayat hakkında yazan filozoflardan da haberleri vardı.

(Bunun en güzel örneğini çeşitli kanalların halkla yaptıkları röportajlarda bulabilirsin.)

 

Ama şu an durum değişmekte. Müzik piyasası değişmekte, sanat başka bir hal almakta, sinema sektörü değişmekte, parayı kazanma yolları değişmekte asıl önemli nokta ünlü olma yolları çeşitlenmekte. Yukarıda saydığımız alanlarda kendini iyi hisseden ya da yapabileceğine inanan insanlar o alanlara yoğunlaşırdı. Geçerliliği olan ve değer atfedebileceğimiz alanlardı bunlar. Bu alanlar çaba, emek isteyen ve çeşitli alanlarla ilişkisi olan alanlar olduğu için birkaç alanla da ilgili bilgi sahibi oluyordu insanlar.

 

Ama devir değişti. Artık emek ve çaba zaman kaybedilen kavramlar haline geldi. Bu kavramların yerini KOLAY YOL dan diye bir şey aldı.

 

Mesela KOLAY YOL dan ünlü olmak

KOLAY YOL dan sanatçı olmak

KOLAY YOL dan para kazanmak gibi…

 Binanın kolonlarını eksilttiğinizde bu binanın masrafı yanında sağlamlığından da çalmış olursunuz. Binanın kalabalığa bakan cephesini istediğiniz kadar süsleyin çiçek, böcek çizin hoş görünsün bakanlara. Ama en yakındaki fırtınada yerle bir olması işten bile değil. Yıkılan sadece bina olmakla kalsa hadi neyse derim ama maalesef o süse aldanan kalabalığında başına birkaç kiremit düşecektir.

Sanattan edebi zevki, estetik kaygı çıkartıldığı an bu gibi olayların yaşanmasına şaşmak şaşılası bir durumdan başka bir şey değil. Son yıllarda ülkede kaç tane iyi şair çıktı? Dünya çapında kaç tane yönetmen çıktı? Mesele filmlerin kitapların çokluğu değil. Öyle düşünecek olsak youtuber sayısınca yönetmen, zengin karı/koca sayısınca edebiyatçımız var. (Örneğin: Şeyma Aybaşına çıkmak için kiminle evlenmeli??)  Sürekli geçen yıllara özlem duyan sayılı nesillerden ve ülkelerdeniz. Bu durum bu çağda felaketten başka bir şey değil. Her şeyi bildiğini zanneden neslin bunu bilmesi lazım. Kitleler sürekli birkaç kişi tarafından istenilen yere çekiliyor. Alan daralıyor doğa anamızın canına da tak ediyor yavaş. Çayırlardan, nehirlerden, denizlerden, temiz havadan geçmek üzereyiz. İçinde bulunduğumuz durumun farkına varmazsak. Bu alanlardan sonra:

Sırada uçurumlar var ve bu uçurumlara el ele popüler bir şekilde öz çekimler etiketlerle atlamamıza az kaldı.

 

Bünyamin
Standart Üye / 6 Yazı / 1,6K Okunma


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST