yanan kitap

"Yakmak bir zevkti"

Kültür Sanat

09 Haziran 2018 00:23


"Ama en çok da insanları seyretmeyi seviyorum," dedi kız. "Bazen bütün gün metroyla gezip onlara bakıyorum, onları dinliyorum. Kim olduklarını, ne istedikleri ve nereye gittiklerini öğrenmek istiyorum sadece. Bazen eğlence parklarına gidip jet arabalarına bindiğim bile oluyor, gece yarısı şehir sınırında yarıştıklarında... Sigortalı oldukları sürece polisin umrunda olmuyor. Bazen metrolarda gizlice kulak kabartıyorum. Veya gazoz makinelerinin başındayken kulak kabartıyorum ve biliyor musun?"

"Neyi?"

"İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyor."

"Ah, bir şeylerden bahsediyorlardır mutlaka!"

"Hayır, hiçbir şeyden bahsetmiyorlar. Genellikle bir sürü araba veya giysi markası ya da yüzme havuzu firması sayıp, ne güzel diyorlar! Ama hepsi aynı şeyleri söylüyor ve kimse kimseden farklı bir şey söylemiyor. Kafelerde de genellikle espri makineleri çalıştırılıyor ve genellikle aynı espriler yapılıyor veya müzik duvarının ışıkları yakılıyor ve bütün o renkli desenler inip çıkıyor, ama bunlar sadece renk ve tamamen soyut."

 

Yeni geliştirilen,hızlı koşan, kapı açıp kapatan robot köpeğin videosunu mutlaka izlemişsinizdir. Peki bu mekanik köpeğin siz evinizde kitap okurken sizi tamamen gizli olarak izleyip, bu durumu belli güçlere ifşa ettiğini düşünün. İşte Amerikalı yazar Ray Bradbury'nin 1953 yılında yayımlanan, zamanın çok ötesinde olan distopik bilim-kurgu romanı, kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı olan Fahrenheit 451 böyle bir dünyayı anlatıyor.

Romanın baş karakteri itfaiyeci Guy Montag'ın yaptığı iş yangın söndürmek değil, tam tersine yakmak; hem de kitapları.

"Ve yakmak bir zevkti." cümlesiyle başlayan kitapta teknolojinin kölesi olmuş, yüzeysel yaşayan, ruhen çökmüş, sürekli intihara teşebbüs eden insanların oluşturduğu bir toplumda, hayatın derinliğini anlamamıza yardımcı olan kitapların evlerde bulundurulmasının ve okunmasının yasak olduğu bir dünya var. 1966 yılında sinemaya da uyarlanan kitapta, Guy Montag'ın yönetim tarafından koyulan bu yasağa zevkle hizmet eden, kitap ihbarı olduğunda görevini yerine getirmek için anında gidip kitapları yakma fırınına koyan bir adamdan, Clarisse adında genç ve ufku geniş bir kızla tanıştıktan sonra aydınlanma yaşayıp, kitapların gücünü keşfedip, karşı tarafa geçen ve aranan adam olmaya giden yoldaki zorlu mücadelesi anlatılıyor.

Peki kitaplar neden yakılır? Tarihte örnekleri var mıdır?

Latince 'tomecide' olarak geçen, bir kültürü yok etmek amacıyla gerçekleştirilen kitap yakma eyleminin tarihte belki de en büyük örneği 1933'te genç Naziler tarafından 300 bin adet kitabın yakılmasıydı. Daha eskiye gidecek olursak, M.S. 391 yılında ünlü İskenderiye Kütüphanesi yakıldı. Çok yakın bir tarih olan 2010'da ise Amerikalı bir papaz Kuran yakma girişiminde bulundu.

Ancak asıl önemli mesele, kitapların yakılmasının mı yoksa hiç okunmamasının mı neden olduğu kayıp daha büyüktür? Ray Bradbury bu soruya şu sözüyle cevap veriyor:

"Bir kültürü yok etmek için kitapları yakmak zorunda değilsiniz, sadece insanlara onları okumayı bıraktırın."

Bence bu yazıyı okuduktan hemen sonra bu kitabı edinip okumaya başlayın :)


etiketler: Fahrenheit 451, yakmak, kitap

Eda

EdaYazar

Gerçek hayatın bir arka plan müziği olması gerektiğini düşünen, "neden" ve "nasıl" soruları arasında sıkışmış, bireyci bir kitap kurdu. Aynı zamanda sanattan büyük haz alan bir filolog.

İlginizi çekebilir

Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Gönder