Loading

Satürn ve Esrarengiz Uydularının Özellikleri

Göz Kamaştırıcı Bir Gezegen: Satürn Ve Esrarengiz Uydularının Özellikleri

Satürn, yıldızlar ve güneş

Güneş sistemimizdeki en büyük ikinci gezegen olan Satürn, buz halkaları sistemi ile süslenmiş göz kamaştırıcı bir özelliğe sahiptir. (bknz: Satürn'ün Halkaları ve Oluşumu) Halkası olan tek gezegen değildir fakat bunların hiçbiri Satürn'ün halkaları kadar karmaşık ve muhteşem değildir. Yardımsız insan gözüyle keşfedilen en uzak gezegen olan Satürn, antik çağlardan beri biliniyor ve Galileo'dan beri büyüleyici olmaya devam etmektedir. Ayrıca Roma'nın tarım ve zenginlik tanrısı olarak adlandırılır.

Yeni keşfedilen 20 uydusuyla beraber toplam 82 uydusu bulunan Satürn'ün 30 yıldan uzun süren kasırgaları, kutup ışıkları ve 270 bin kilometre çapındaki halkaları bulunur. Diğer bir gaz devi Jüpiter gibi, Satürn'de çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan bir toptur. Bu karışım öylesine yoğundur ki Dünya okyanuslarının dibindeki basınç bile daha yaşanabilir bir ortam sağlayabilir. 

Yarıçapı 36.183.7 mil (58.232 kilometre) olan Satürn, Dünya'dan 9 kat daha geniştir. Bir yılı Dünya yılıyla yaklaşık 30 Dünya yılına eşittir ve bir gün 10,7 saattir. 

Farklı katmanlardan oluşan halkaları oluşturan içerik ise bir kum tanesi ile bir dağın boyutları gibi bir boyut değişimi gösterebiliyor. Halkaların tamamına yakın bir kısmı su buzu parçalarından oluşuyor. Dünya gibi eğilimli bir eksene sahip olan Satürn(26,73 derece), ekinoks döneminde eşit aydınlanıyor. Eğilimli tepesi Güneş'e dönükken üstteki halkaları parıldıyor.

                                                     

Halkalar nasıl gözlemlendi?

1610 yılında Galileo Galilei, Johannes Kepler'e gönderdiği mesajda en uzak gezegenin üçlü bir forma sahip olduğunu ve bunu gözlemlediğini bildirdi. Bu gözlemle Galileo, Satürn'ün iki uydusunu gözlemlediğini ileri sürdü. Fakat birkaç yıl sonra tekrarladığı gözleminde bu yapılar kaybolmuştu. Daha sonraki gözleminde ise Satürn'ün çevresindeki yapılar tekrar ortaya çıkmıştı. 

1656'da Christian Huygens'in gözlemleriyle Satürn'ün çevresinde ince yassı halka olduğu bulundu. Bu halkanın tek bir tane olduğu ve katı bir yapıda olduğunu ileri sürüyordu. İlerleyen yıllarda Giovanni Domenico Cassini, bu oluşumun birbirinden ayrı ve boşluklu bir yapıda olan en az iki halka olduğunu ayrıca küçük parçacıklardan oluştuğunu ileri sürdü. 

1857'de yani Cassini öldükten 145 yıl sonra, James C. Maxwell yaptığı matematiksel çalışmalar ile Satürn'ün halkalarının birbirinden bağımsız parçacıklardan oluşmak zorunda olduğunu ispatladı.  

Bugün, Galileo'nun gözlemlediği yapılan Satürn'ün halkaları olduğunu ve ekinoks dönemlerinde bu halkaların Dünya'dan bakıldığında fark edilmesinin zor olduğunu biliyoruz.

Satürn ve uydularını gözlemlemek için 15 Ekim 1997'de yola çıkan bir uzay aracı olan Cassini, 1 Temmuz 2004'te hedefine ulaştı. Yaklaşık 7 metre yüksekliğe ve 4 metre ene sahip bu uzay sondası 3,5 milyar kilometre yol kat edip bu görevini yine Satürn'ün atmosferine dalış yaparak sonlandırdı.

Cassini ve Satürn

Satürn'ün tacı olarak da bilinen 30 bin kilometreye yayılan altıgenin içinde 322 kilometre hıza varan kasırgalar mevcuttur. Cassini'nin yaptığı gözlemler ile bu yapının altıgen olduğu gösterilmişti. Bu altıgen bariyer gibi davranıp atmosferdeki parçacıkların içeri sızmasını önlüyor. Altıgenin kalbinde ise bulutlar çılgınca dönüyor. 

 Cassini sayesinde Satürn'ün manyetosferi hakkında bilgiye de sahibiz. Gezegen dev bir manyetik alan ile çevrili. Bu manyetosferin ortaya çıkış sebebi ise Satürn'ün iç katmanlardaki akışkan yapının oluşturduğu manyetik alan ve Güneş rüzgarları. Güneş rüzgarları bu manyetik alana girdiğinde balona benzeyen bu manyetosfer oluşuyor. 

Şaşırtıcı Uyduları

Bilimkurguya konu olan bir uydu: Titan 

Cassini'ye eklenen Huygens sondası ile Titan'ın yüzeyine inerek yaklaşık 3.5 saatlik veri toplaması gerçekleştirilmişti. Titan, Ay'dan sonra iniş yapabildiğimiz ikinci uydu olma özelliğini taşıyor. Yoğun oranda metan ve azot ile diğer gazlardan oluşan bu uydu Satürn'ün en ünlü uydularından biridir. Plastik yapımında kullanılan propilen ve hidrojen siyanür de bulunuyor. 

Sıfırın altında 200 derece civarında olan yüzey ısısına rağmen yanardağları, buz volkanları,yüzey altındaki derin okyanusu bulunur. Metan ve etan yağmurları bunlarla beslenen göl ve nehirleri de mevcuttur. Bu şartlarda kimyasal sürecin çok yavaş işlemesi yine de yaşama neden olabilecek yapıtaşlarına sahip olmadığı anlamına gelmiyor. Metan bazlı canlıların olma ihtimali göz önünde bulunduruluyor. 

Titan'da yaşamın olabileceği gerçeği ilk defa Carl Sagan tarafından ortaya çıkarılmıştır. Geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalarda Titan atmosferindeki organik moleküller kullanılarak yapılan simülasyon ile RNA ve DNA yapılarının kendiliğinden ortaya çıktığı gözlemlendi. Güneş sisteminin de en büyük uydusu olan Titan'da yaşam, su ve amonyak gibi bir okyanusta başlamış olabilir. Bu kulağa pek hoş gelmeyen ortam bile bazı deniz canlıları için oldukça uygun olabiliyor. Şaşırtıcı olan ise Dünya'dakine benzer nehirler ve sahilleri mevcut. Kum tepeleri ise hidrokarbondan oluşuyor. 

                                   

Okyanusu bulunan bir minik: Enceladus

Sadece 400 kilometre çapında olan bu minik uydu, tıpkı Jüpiter'in uydusu Europa gibi okyanusa sahip. Gayzerlerinden buz püskürten Enceladus, eliptik bir yapıya sahip. Ayrıca Gayzerlerinden püsküren bu buz parçaları beraberinde gelen su ve basit organik kimyasallar ile Satürn'ün E halkası denilen bölümünü besliyor. Cassini aracılığıyla edindiğimiz bu bilgiye ek olarak yine Enceladus'ta yaşam için gereken koşulların barındığını biliyoruz. Gayzerlerdeki fazla miktarda bulunan metan, karbondioksit, karbonmonoksit, su ve uygun sıcaklık yaşamın başlayabilmesi için yeterli görünüyor. 

Diğer İlginç Uydular

Yine Cassini ile keşfedilen diğer uydular Satürn'ün halkalarına katkıda bulunuyor. Küçük uydular olan Pandora, Prometheus, Janus ve Hyperion şekilsiz olsalar da büyük uydular birer küre şeklindedir. Bazıları sünger gibi son derece delikli bir yapıya sahipken bazıları ise patates gibi düzensiz bir şekilleri vardır. Mimas ise Star Wars'daki Ölüm Yıldızını andırır. Diğer garip bir uydusu Iapetus'un ise bir yüzü diğerine göre çok parlaktır. Bazı gariplikleri ve 12 pentagondan oluşan şekli Arthur C. Clarke tarafından 2001: A Space Odyssey'de ele alınmıştır. Yeni keşfedilen Tethys'in ise kızıl çizgileri bulunuyor.

Burada bahsedilen birçok keşfe ve bakarak Satürn sisteminin zengin bir bilimsel keşif kaynağı olduğunu söyleyebiliriz ve hala birçok gizemi barındırmaya da devam ediyor.

Ayrıca aşağıdaki link ile Satürn'ün üç boyutlu yapısını da inceleyebilirsiniz:

https://solarsystem.nasa.gov/resources/2355/saturn-3d-model/

 

Kaynaklar:

https://solarsystem.nasa.gov/planets/saturn/in-depth/

https://apod.nasa.gov/apod/ap191017.html

http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr

Popular Science 

Gülşah Toyran
Yazar

1997 Bursa doğumlu. Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunu.


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST