Oğuz Atay

İyi ki Doğdun Oğuz Atay!

Kültür Sanat

12 Ekim 2018 07:23


Bundan tam 84 yıl önce bugün, edebiyatımızın olmazsa olmazı, çağının ilerisindeki duruşuyla anlaşılamadan kaybettiğimiz Oğuz Atay doğdu. Anlaşılmadı ama onu anlamamıza sonsuza dek ışık tutan, Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Eylembilim, Oyunlarla Yaşayanlar, Korkuyu Beklerken, Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan ve Günlük adlı eserlerini bıraktı.

Oğuz Atay ve Ailesi

Oğuz Atay gençliğiOğuz Atay gençliği

"Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum."

En büyük derdi anlaşılmaktı; hayatı boyunca bunun için uğraştı, bunun için yazdı. 43 yaşında, başarısızlığın da verdiği kederin de etkisiyle bir beyin tümörüne teslim olup gitti. “Tutunamayan” adlı bir kavramı miras bıraktı bizlere. 

Oğuz Atay

"Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı."

Edebiyatımızda postmodern yaklaşımın öncüsü olarak da kabul edilen Atay’ın anlaşılmamasındaki en büyük neden, her postmodern yazar gibi dili oldukça karmaşık bir şekilde kullanıp, bilinç akışı denilen farklı bir üslupla yazmasıydı. Eserlerinde, karakterlerin eylemlerinden çok düşüncelerine yer verdi. Çünkü insan, o zamana dek eylemlerinden pek de pozitif sonuçlar alamamıştı. 

Oğuz Atay

Edebiyat tarihine toplumsal açıdan baktığımızda; dünya savaşları, savaşların neden olduğu psikolojik bunalımlar ve bitkinlik, ekonomik buhranlar ve inancın kalmayışı, eylem için gerekli olan motivasyonu bırakmadığından, birey toplumdan uzaklaşarak, kendi iç dünyasına döndü. Bu durumda, toplumsal bağların kopuşu, toplumun bireyselliği görmezden gelişi, bireyin varlığının yeterince önemsenmeyişinin sonucu olarak kendini toplumdan soyutlayan bireylerin hayatlarını konu alan ve kendi deyişiyle “insanımız, sorunlarımız ve en önemlisi de duyarlılığımız bakımından, yüzde yüz insanımızın, Türk halkının ürünü” olan eserleriyle Atay, bizi psikolojik yolculuklara çıkardı.

Oğuz Atay ve Kızı Özge

Oğuz Atay ve kızı Özge

Bu anlayış “bireyin yeterince önem görmediği bir dünyada toplumdan söz edilemez; toplumu oluşturan bireydir, birey ne kadar mutlu ise, toplum da o kadar sağlıklı bir toplum haline gelir” anlayışıydı. Zira UNESCO tarafından 20. Yüzyıl Türk Edebiyatı’nın en seçkin eseri olarak da kabul edilen Tutunamayanlar’da, psikolojik çöküşünden dolayı hayatına kendi elleriyle son veren Selim Işık, kendisini felakete sürükleyecek bu eylemi gerçekleştirmeden yıllar önce toplumun geleceğini düşündüğünü belirten şu sözleri yazmıştı:

“Araştırma gücü ile yola çıkan insanın, bugün kendi çözemese de, yarınki kuşaklara miras bırakacağı meselelerle uğraşmaması, ardından belgeler bırakmaması ne kadar yazık.”

Atay da, Selim gibi bizlere kelimelerini bıraktı. İyi ki doğdun Oğuz’cuğum Atay.

Onu anmak ve anlamak dileğiyle, ona dair…


etiketler: Oğuz atay, oğuz atay'ın doğum günü, tehlikeli oyunlar, tutunamayanlar

Eda

EdaYazar

Gerçek hayatın bir arka plan müziği olması gerektiğini düşünen, "neden" ve "nasıl" soruları arasında sıkışmış, bireyci bir kitap kurdu. Aynı zamanda sanattan büyük haz alan bir filolog.

İlginizi çekebilir

Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Gönder