Loading

Güneydoğu'da Gezilecek Antik Yerler

Nemrut Dağı Heykel

Dara Harabeleri -  Mardin

Nusaybin'e 30 km uzaklıkta, 5.yy'a ait tarihiyle eski Mezopotamya'nın en meşhur kenti Dara Harabeleri oldukça ilgi görüyor. Babil ve Pers İmparatorluklarına ait pek çok mezar da bulunmakta olan kent, Büyük İskender ve Dara'nın savaşına tanıklık etmiş. Savaş kalıntılarını görmek mümkün. İsmini ise Pers Kralı III. Dara'dan alıyor. 

Kent Bizans'ın güneydoğu şehri Nisibis'ten (Nusaybin) sonra önemli ikinci merkez olarak anılıyor.

Dara, Mezopotamya'nın ilk baraj ve sulama kanallarının bulunduğu yermiş. İpek Yolu, kentin içinden geçiyor.

Midyat, Kızıltepe, Hasankeyf, Derik, Erzin Saklı Kent gibi mekanlar turizme büyük katkı sağlıyor.

Nemrut Dağı - Adıyaman

Adıyaman'ın Kahta ilçesine bağlı, 2150 metre yüksekliğiyle Nemrut eteklerinde hüküm süren Kommagene Kralı I.Antiochos'un tanrılar ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, heykelleri ve manzarası akımından Helenistik dönemin en önemli kalıntılarından biri.

Heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına dağılmıştır. Doğu terası kutsal merkezdir, bu sebepten en önemli anıtlar buradadır. 8-10 metre yüksekliğinde olan ve kireç taşı bloklarından yapılan heykeller iyi korunmuş bulunmaktadır.

Her yıl on binlerce insanın gün doğumu ve gün batımını izlemek için geldiği Nemrut, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır ve ülkenin önemli milli parklarındandır.

 

Arsemia Antik Kenti - Adıyaman

Arsemia, MÖ 2.yy dolaylarında Adıyaman'da bulunan Eski Kahta Kalesi karşısına kurulmuştur. Bünyesinde çokça kitabe bulundurmakta ve bu kitabeler -çokça duyulan- Kommagene medeniyetinin başkenti olmakla beraber, bizlere tarihiyle ilgili çeşitli bilgiler sunmaktadır.

Kommagene Nedir?

Adıyaman bölgesinde, yaklaşık 2 bin yıl evvel Roma ve Pers İmparatorlukları arasında barış içinde yaşamış olan bir devletin adıdır. Bu sebepten Kommagene, barışın ve uygarlığıın sembolüdür. Arsemia bu yüzden Kommageneler adına büyük önem taşır.

Antik kentte, Kral I.Antiochus'un babası I.Mithridates'in mezarı bulunmakta. I.Antiochus mezarın üzerine Anadolu'nun en büyük Grekçe yazıtını koydurmuş.

Arsemia'ya keşfe giden Alman arkeolog F.Karl Dörner ve ekibi anıtı tamamen çıkarmak isterken, çıkardıktan sonra 158 metre derinliğinde bir tünel keşfeder.

Bu da Herkül'ün, I.Antiochus ile olan tokalaşmasını gösteren bir başka önemli bulgudur.

Kommagene kralları Arsemia kentini yazlık olarak kullandıklarından, günümüze ulaşabilen çok da bulgu yoktur.

Rumkale - Gaziantep

Gaziantep'in Yavuzeli ve Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin birleşme noktası üzerine, dev kayalarla çevrili bir tepede kurulmuş olan Rumkale; Sümer, Babil, Urartu, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine dair izler taşır.

Antik dönemden günümüze kadar ulaşan mimari kalıntılar Genç Roma ve Ortaçağ karakteri taşımaktadır. Kalede halen görülebilen yapılar arasında su sarnıçları, hendek ve kuyu, Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı ve birçok yapının da kalıntıları bulunmaktadır.

Tekneyle gezinti yapılıyor.

İncil'in Çoğaltıldığı Yer Olduğuna İnanılıyor

Roma döneminde, Hz. İsa'nın havarilerinden Yohannes'in Rumkale'ye yerleşmesi ve Hristiyanlık dinini yayması sonucu buranın Hristiyanlık tarihi için de önemli bir yeri vardır. Yohannes'in İncil'in nüshasını Rumkale'de bir mağaraya saklayıp sonra bu nüshaları Beyrut'a götürdüğü anlatılmaktadır.

Evliya Çelebi'nin dünyanın göz bebeği olarak nitelediği Gaziantep, antik kenti, tarihi kalesi ve çarşısı, hayvanat bahçesi, zengin mutfağı sayesinde turizmin önemli adreslerinden biri olmaya ve dünyanın dikkatini çekmeye devam ediyor.

Harran - Şanlıurfa

Harran, Şanlıurfa'nın Suriye sınırına yakın bulunan bir ilçesi olup Urfa'ya 44 km'dir. Mezopotamya'nın da en eski yerleşim yerlerindendir.

Harran'nın en önemli özelliği Atina, Mardin gibi Dünyanın ilk bilim merkezlerinden biri olmasıdır. Dünyanın ilk üniversitesi de burada kurulmuş olup Harran, birçok alim ve bilim insanı yetiştirmiştir. Bölge halkının önemli bir çoğunluğunu Arap kökenli Türkler oluşturmakta olup bölgede Arap kültürü hüküm sürmektedir. Akdeniz ve Dicle arasında konumlanan bu şehir, bu yolla o dönemin önemli ticaret merkezlerinden olmayı da hak etmiştir.

Harran'da Yetişmiş Dünyaca Ünlü Bazı Alimler

Arabi el Harrani: Hadis

Ömer bin Yunus: Tıp

Sinan bin el Harrani: Matematik, Cebir

Sinan bin Sabit: Tıp, Tercüme

Muhammed bin Cebir: Astronomi ve Fizik

Sabit bin Kurra: Felsefe, Tıp, Matematik

Abdullah bin El Harrani: Şiir

Abdülmelik el Harrani: Hadis

Muhammed bin Halil: Tarih

Yunus el Harrani: Tıp

İbn-i Vasif el Harrani: Tıp

 

Şehrin tarihi MÖ 2000'li yıllara dayanıyor. Harran adı ilk defa, Ebla'da bulunan çivi yazılı tabletlerde geçiyor. Tabletlerde ''Ha-ra-an'' şeklinde tezahür ediyor. Mari ve Kültepe'de bulunan tabletlerde de ''Ha-ra-na'' ve ''Har-ra-na'' şeklinde görülüyor. Kelimenin; seyahat, kervan manası taşıyan haran-u'dan geldiği bilinse de bu kelimenin ''kesişen yollar'' ve ''şiddetli sıcaklar'' anlamları olduğu da düşünülmektedir.

Şiddetli sıcak olayına ben katılıyorum.

Gel gelelim Harran'ın güzelim evlerine.

Konik kubbeli bu evler, Harran'a gelen turistlerin ilgi odağı. Bindirme kubbe tekniğiyle yapılmış bu yapılar, kubbeli ev geleneğini günümüze ulaştıran ender yapılardır. Kubbelerin kerpiç ve tuğlayla yapılmasının nedeni bölgenin çöl olmasıdır. Evler yazın serin, kışın sıcak olup soğuktan korumaktadır. 1979 yılında bu evler sit alanı olarak kalmış ve koruma altına alınmıştır.

Eda Aytun
Yazar

Merhaba, ben Eda. Henüz 21 yaşında tıfıl bir 'yazar' olmakla beraber aynı zamanda üniversite öğrencisiyim. Gaziantep Üniversitesi bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı okuyorum ve Bilgeyik ailesine başta editör sıfatıyla katılmıştım. Sanat sever, tarih sever, bilim severim, bazen yazar, çokça okurum. Bu minvalde sanat, tarih, coğrafya, arkeoloji gibi farklı alanlarda yaptığım araştırmaları da derleyerek, Bilgeyikle beraber sizlerle buluşturuyorum.  


Yorum Yap

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ya da üye olmadan yorum yap ve onaylanmasını bekle.
ÜST